Evrensel bir kavram olan “Nasihat” sözlükte: “Yararlı öğüt, iyi ve hayırlı işlere davet etmek, kötü ve zararlı şeyleri menetmek, bir işi sadece Allah rızası için yapmak, başkasının hata ve yanlışlıklarını düzeltmek için uyarma” gibi manalar ifade eder.
 
Onlarca âyette bahsi geçen nasihat kavramı Hz. Peygamber’in (as) hadislerinde de zikredilmiş, Allah Rasulü (sav): “Dinin nasihat olduğunu” belirtmişlerdir. Çevresindekilerin; “Kim için?” diye sormaları üzerine;“Allah için, onun Kitabı için ve onun elçisi için, mü’minlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattır”, (Buhâri, İman, 42) buyurmuşlardır.
 
Allah için nasihat”; insanlara nasihat etme, Allah’ın gönderdiği dini yaşama, Allah’a ihlasla kulluk etmedir.
 
Allah’ın kitabı için nasihat”; Kur’ân’ın Allah’ın kitabı olduğunu tasdik etme ve onun emir ve yasakları hususunda hassasiyet göstermektir.
 
 
“Allah’ın Rasulü için nasihat”; Efendimizin peygamberliğini kabul etmek ve onun getirdiği ilkelere sahip çıkma anlamına gelir.
 
Müslümanlar için nasihat” ise; iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak ve onlar için faydalı güzel şeyler düşünmek ve yapmaktır.
 
Nevevî, bunun çok geniş muhtevalı bir hadis olduğunu söyler…
 
Ebû Dâvûd bu hadisi, “Helâl belli, haram da bellidir…”; “Zarar görmek de yok, zarara zararla karşılık vermek de yok”; “Ameller niyetlere göredir”; “Size neyi yasakladıysam ondan uzak durun ve size neyi emrettiysem onu gücünüz yettiğince yapmaya çalışın” meâlindeki hadislerle beraber, fıkhın temelini oluşturduğunu söyler. (2 DİA, c, 32, nasihat mad.)
 
 
Bu hadis, Hz. Peygamber’in (sav) özlü sözlerindendir. Nasihat hadisi, “cevâmü’l-kelim” denilen, ‘sözle pek çok manalar ifade eden hadislerden’ biridir… Bu sebeple İslâm âlimleri, nasihat hadisini, İslâm’ın esasını oluşturan hadislerden biri ve en önemlisi olarak kabul etmektedirler.
 
Din nasihattır... Kişinin, kendisine ve başkalarına yaptığı nasihat… Dinlediği nasihat…
 
Herkesin faydalı/yararlı nasihatlere, öğütlere ihtiyacı vardır. Dinin özü nasihattır.
 
Kur’ân başlı başına bir nasihat/öğüttür. Kur’ân’ın ilk emri, “Oku” olmuş; Alak Suresinin ilk beş ayetinin birinci kelimesinde “Oku” diye ferman buyuran Yüce Yaratıcı, bu ilk âyetlerde, bilgi ve kalemden bahsetmiştir.
 
Hz. Peygamber (sav) bir hadislerinde; “Ya âlim ol, ya talebe/öğrenen ol, ya dinleyen ol yahut da ilim ve nasihat meclislerini destekleyen/seven ol, sakın beşincisi olma, yoksa helâk olursun” (Taberani) buyurmuşlardır.
 
Nasihatın en büyüğü, herhangi bir konuda kendisine danışılan kişinin danışana yapacağı nasihattır. Peygamber (sav); “Biriniz, kardeşinden nasihat istediğinde o kimse ona nasihat etsin”  (Buhari, İlim, 7) buyurmuşlardır.
 
Bir Müslümanın, herhangi bir kişiye gizlice nasihat etmesi, onu yararlı olacak tarzda uyarması, dinimizin edeplerindendir. Zira kim başkasının ayıbını örterse Allah da o kişinin ayıplarını örter.
 
Nasihatın farz-ı kifâye olduğunu söyleyen pek çok İslâm âlimi vardır. Müslümanın diğer Müslümanlara karşı görevlerinden biri de şüphesiz, gereken zaman ve zeminlerde birbirlerine nasihat etmeleridir. Nasihatın ne kadar faziletli bir eylem olduğu Hz. Peygamber’in (sav) Hz. Ali’ye yönelik; “Senin sayende Allah’ın bir kişiye doğru yolu nasip etmesi, üzerine güneşin doğduğu bütün şeylerden daha değerlidir” sözü ile çok daha iyi anlaşılabilir. ( Buhari, Cihad, 102)
 
Bazıları şöyle demiştir: “Kim Müslüman kardeşine özel olarak başkalarının bulunmadığı bir ortamda öğüt verirse işte bu gerçek nasihattır.” Başkalarının yanında verilen nasihat, etik ve uygun değildir. Herhangi bir kişinin hata ve yanlışlarını başkalarının yanında dile getirmek asla doğru bir tarz olamaz. Nasihat, birliği, kardeşliği, sevgi ve saygıyı geliştirmeye vesile olmalıdır. Nasihati kabul etmeyecek kişilere nasihat etmenin ise anlamlı ve doğru olmayacağı da aşikârdır.
 
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” (Buhari, İlim,12) hadisi dikkate alınarak nasihatlerin daima tatlı bir dil, uygun bir üslup ve iyi bir yaklaşımla yapılmasına özen gösterilmelidir. Aşağılayıcı ve sert bir tavırla yapılacak nasihat fayda yerine zarar verir.
 
Yüce Allah Kur’ân’da, Musa Aleyhisselâm’a hitaben; “Firavun’a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar” (Tâ Hâ, 20/44)
buyurmak suretiyle, yumuşak tavrın ve nasihati tatlı dille yapmanın her daim gerekliliğine dikkat çekmektedir.
 
Nasihat, Müslümanlardan bazılarının yerine getirmesi ile diğerlerinden sorumluluğun kalktığı bir farz-ı kifâyedir. Sahabeden bazıları şöyle demişlerdir: “Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Allah nezdinde kulların en sevgili olanları, Allah’ı kullarına, kulları da Allah’a sevdirip yeryüzünde nasihat için dolaşanlardır.”
 
Ebu Bekir el-Münzi şöyle demiştir:
 
“Peygamber Efendimizin (sav) ashabı içinde Ebu Bekir Sıddık (ra), namaz yahut oruçla değil; belki kalbindeki Allah sevgisi ve Allah’ın kullarına nasihati sebebiyle üstünlük elde etmiştir.” (İmam Nevevi, Hadislerle İslâm, s. 152)
 
 
Öyleyse nasihate önem vermek ve yapılan nasihatleri dinlemek lazım gelir. Nasihat verecek donanım ve özelliklere sahip bilge kişilerin de son derece nazik olmaları ve insanların anlayabileceği tarzda konuşmaları gerekir. Nasihat için gerekli olan ilk şart, nasihati yapacak olan kişinin bilgi sahibi olmasıdır. Bunun yanı sıra nasihat eden kişinin bildikleriyle de amel etmesi, nasihatin tesirli olmasında son derece önemli etkendir.  Nitekim Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, “Yapmadığınız şeyleri ne diye söylüyorsunuz?” (Saff, 61/2) hitabı ile eylemden yoksun söylemlerin yararlı olamayacağına dikkat çekilmiştir.
 
On üçüncü yüzyılda yaşamış Gönüller Sultanı Mevlânâ ile M.Ö. yaşamış iki ünlü Romalı düşünürün sözleriyle yazımızı tamamlıyoruz…
 
“Bazen bir öğüt, bir armağandan daha değerlidir.” (Mevlânâ)
 
“En iyi nasihat, iyi örnek olmaktır.” (Cicero)
 
“Nasihat nadiren iyi karşılanır ve asıl ona muhtaç olanlar, ondan en az hoşlanır.” (Seneca)




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.