Nazarın mahiyeti nedir?  Kur’an ve tefsirlerin nazar konusunda yorumları nelerdir? Olası zararlarından korunmak için neler yapılabilir?

İsterseniz, nazar kavramının tarifinden başlayalım..


Nazar kavramı, daha çok zarar verici etkiye sahip göz ve bakışla ilişkilendirilse de her hangi bir canlı yahut objeye yönelik hayranlık ve övgü sözlerini de kapsar. Nazar inancı eski din ve uygarlıklarda da bilinmekteydi… Bu yönüyle nazar, evrensel bir kavram ve inanıştır. Nazar, esasen kıskançlık veya beğeni dolu bir bakışla ortaya çıksa da güzel bir insanı yahut bir şeyi tedbirsizce övme sonucunda da oluşabilmektedir. Bazen insanın bu yolla kendine, eşine, çocuklarına, eşyaya ve hayvanlara zarar vermesi mümkündür.
   
Nazarın, bilhassa bebeklerin, çocukların ve kadınların (özellikle gelinler ve hamile kadınlar), besili çiftlik hayvanları, meyve veren ağaç ve ekinlerin, yeni eşya ve binaların üzerinde etkili olduğuna inanılmıştır. Birçok insan, potansiyel olarak nazar gücüne sahip olduğundan, nazarı dokunan her kişinin kötü niyetli olmadığı tarzında görüşler de mevcuttur.

Nazar inancı, Hint, Arap, Yahudi ve Türk kültürlerinin yanı sıra modern Avrupa, bilhassa Akdeniz ve Slav toplumlarında ve Latin Amerika’da hâlâ yaşamaktadır. (DİA, Selime Leyla Gürkan, Nazar mad)
       
Günlük yaşamımızda, dini ve sosyal hayatta “nazar değmesi” “nazara gelmek”, sıkça duyulan ve kullanılan cümlelerdir. Halk arasında genellikle, mavi gözlü ve keskin bakışlı bazı kimselerin başka bir insana, çocuğa, güzel bir eşya ve nesneye bakması ile oluşan olağan dışı olumsuz etki, zarar, hastalık ve sıkıntıların, nazar sonucu ortaya çıktığına inanılır. Kendine nazar değen kişide anormal durumlar, hastalıklar, iç sıkıntısı vb. haller zuhur edebilir.
       
“Göz değmesi hak’tır/gerçektir” (Buhari, tıp 36) buyuran Peygamber Efendimizin (as) sevgili torunları Hasan ve Hüseyin’i nazar değmesine karşı okuyarak dua ettikleri; ünlü velilerden Hasan Basri hazretlerinin de göz değmesine karşı, Kalem sûresinin, 51 ve 52. ayetlerini okuduğu rivayet edilmektedir.

Cahiliye Araplarının hayatında nazar telâkkisinin yaygın olduğu bilinmektedir.

Nazar inancının, Beni Esed mensupları arasında yaygın olduğu, nazarını etkili hale getirmek isteyen kişi veya kişilerin, iki veya üç gün çadırda aç ve susuz bekledikten sonra dışarıya çıkıp karşılaştığı koyun veya deve sürüsüne bakarak, “Bu sürüden daha güzelini görmedim” dediği ve bunun üzerine sürünün hastalanıp helâk olduğu rivayetleri vardır.
   
Peygamberimizin (sav) zamanında, bahsi geçen bu Esed oğullarından, nazarı değen bir kimse vardı. Bu kişi üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçmekte olan bir deveye bakınca, “Bunun gibi bir deve görmedim!” der demez, o deve yere düşer hastalanırdı.

Müşrikler bu adamı bulup, Hz. Peygamber Efendimizi (sav) nazar yoluyla öldürmesini teklif ettiler.

Ayrıca…

Müşrikler, Hz. Muhammed’e (as) karşı sürekli düşmanca davranıyorlardı… 

Onlar Hz. Peygamberin (as) Kur’ân okuduğunu duydukça adeta gözleriyle onu kaydıracak, yiyecek, helâk edecek veya etkileyecek, nazar değdirecek gibi bakıyorlar ve ona “mecnun”, “cinlenmiş” diyorlardı. Hatta bir ara bazı Yahudiler, göz değdirmede mahir birkaç kişiyi Efendimize gönderdiler. Bunlar gelip; “Ne kadar güzel yüzün var… Pazuların, sırtın ne kadar güçlü ve güzel” vb. sözlerle nazar değdirmek istediler. Bu olay üzerine,  aşağıdaki âyetler nazil oldu.

“Ve in yekâdüllezine keferû leyüzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semiuz’zikra leyekûlûne innehû le mecnûn vemâ huve illâ zikrun lil âlemîn.” (Kalem, 68/ 51–52)

“Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’ân’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için) ‘Hiç şüphe yok o bir delidir’ diyorlar. Hâlbuki O (Kur’ân), âlemler için ancak bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.”
   

Bazı âlimler, bu ayeti nazar değmesinin gerçek ve Allah’ın izniyle meydana geldiğinin delili kabul ederler. Bu sebeple, nazara karşı bu ayetlerin okunması tavsiye edilmiştir.

Taberî başta olmak üzere pek çok tefsirde bu ayetler şöyle yorumlanmıştır:
   
“Kıskançlıkları yüzünden neredeyse sana nazar değdirecekler, aç ve kötü gözlerinin şerriyle seni öldürecekler, kem gözlerinin kötülükleriyle ellerinden gelse seni yok edeceklerdi!”

Demek ki öfkenin bedende bir hükmü ve tesiri olduğu gibi, gözlerin de baktıkları kişiler üzerinde bir etkisi olabilir. Kimi elektrik gibi dokunur, çarpar, devirir, mıknatıslar, manyetize eder… Göz isabet etmesi, göz değmesi veya nazar denilen şey hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, sonuç itibariyle göz değmesinin olabilirliğine inanılmıştır…

Kur’ân-ı Kerim’de nazarın varlığına dolaylı bir şekilde temas ettiği kabul edilen ikinci beyan, Hz. Yakub’un çocuklarını Mısır’a gönderirken şehre aynı kapıdan değil de ayrı ayrı kapılardan girmelerini tavsiye ettiğini anlatan ayettir.

“Ve (Ey oğullarım!) diye ekledi, “(Şehre) hepiniz tek bir kapıdan girmeyin; her biriniz ayrı ayrı kapılardan girin…” (Yusuf, 12/67)

Muhammed Esed, yabancı bir ülkede gereksiz yere dikkatleri üzerlerine çekmemeleri için…

Taberî ise, Hz. Yakub’un nazar değmesinden korktuğu için oğullarına bu tavsiyeyi yaptığını nakletmektedir.
   
Göz değmesi de denilen nazarı önlemek yahut değdiği sanılan nazarın etki ve zararından kurtulabilmek için bazı ayet ve duaların okunması tavsiye edilmiştir.

Özellikle, Kur’an’daki bütün manaları bünyesinde toplayan Fatiha suresi ile İhlâs suresi okunmalıdır.

Ebû Said el-Hudri (r.a) diyor ki: Resûlüllah (s.a.s) cinlerden ve insan gözünden Allah’a sığınırdı. Bu durum, “Muavvizeteyn (Felak ve Nâs)” sureleri ininceye kadar devam etti. Daha sonra bu sureleri okudu, diğerlerini bıraktı. (İbn Mace, Tıp, 32)
   
Ayrıca, “Mâşallah”, “Bârekellah” gibi dini metinlerin yazılı bulunduğu kolyelerin taşınmasında da mahzur görülmemiştir.

Burada inancı ilgilendiren ve dikkat edilmesi, sakınılması gereken en önemli husus, nazar kavramı etrafında oluşturulan kurşun dökme, çeşitli hayvanların resimlerini veya kemiklerini kullanma gibi İslâm dışı gelenek ve uygulamalardır.

Böyle batıl şeylerden uzak durmak gerekir.

Allah’a dayanma yerine, bazı güç ve vehimlere sığınma insanın imanını zedeler. Allah’ın yaratıcı ve koruyucu sıfatlarını yaratıklara devretme anlamı taşıyan bu tür davranış ve inanışları İslâmi açıdan onaylamak asla mümkün değildir. (İlyas Çelebi, DİA; Nazar mad. C.32, s.445)
   





Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
berat 7 ay önce

Nazar muskası takmak veya cevşen takmak fayda eder mi bizim ailedeki bireylerin hemen hepsine nazar çok değiyorda baska neler yapmak lazim