Dünyanın hızla değişiyor olması ileri sürülerek, modern,  çağdaş, cesur ve özgür olmak adına gençler ahlâksızlığa özendiriliyorlar. Gençler giderek kulluk bilincinden uzak, sınır tanımayan, aşırı ve ahlak dışı davranışlardan çekinmeyen, bencil tutkularının ardı sıra yaşayan, sorumsuz ve umursuz bir kişiliğe sahip oluyorlar.

Sadece büyük kentlerde değil, küçük şehir ve kasabalarda dahi aynı gençlik sorunları gündemde. Aileler çocuklarına gereken ilgiyi göstermiyorlar. Çocukların gizli alışkanlıkları var ve aileleri bundan habersiz. Arkadaş çevresi çok önemli olduğu halde, aileler takip etmiyorlar.

Tek başına iken çok sakin ve terbiyeli olan bir çocuk, arkadaş ortamında tamamen farklı bir kişiliğe bürünebiliyor. Çocuklarda özenti ise had safhada. Çevresindeki pek çok şeye duyarsız kalan genç, arkadaşının kendisininkinden daha gelişmiş olan bilgisayarı karşısında ıstırap çekiyor. Ya da bir arkadaşında gördüğü yeni bir telefon, onun canını yakıyor, mutsuzluğu için yeterli oluyor. Gençler karşı cinse kendilerini beğendirmeye çabası içindeler. Dejenere bir hayatı adeta enjekte eden gençlik dizilerinin etkisinde kalıyor, oradaki karakterleri taklit ediyorlar. Bir öğretmen arkadaşım, 14-17 yaşındaki bazı öğrencilerinin kendi aralarında davetiye bastırıp, nikâh kıydıklarından söz etmişti. Dahası, kendi aralarında cinsel deneyimler yaşadıklarından.

Aile içinde dinin öngördüğü güzel ahlâk konusunda eğitilmemiş olan, çevrenin ve özellikle televizyon programlarının yoğun telkinlerden etkilenen gençlerin hatta çocukların, ahlâk dışı davranışlara yöneldiklerini, alkol ve uyuşturucu kullanmaya başladıklarını ve şiddet eğilimli olduklarını görüyoruz.
 
Son dönemde ise Bonzai adlı yeni nesil bir uyarıcı madde kullanımı gençler arasında giderek yaygınlaşıyor. Gençlerin, bu maddenin bitkisel yani doğal olduğunu düşünmeleri, kimyasal içeriği ve zararlı etkileri konusunda yeteri kadar bilgiye sahip olmamaları ilk denemede etkili olabiliyor.
 
Bonzai, genel olarak uluslararası polisiye literatürde ‘’ spice’’ adı altında tanımlandırılıyor. Ülkemizde kullanımın hızla arttığı bu uyarıcı madde, üretiminde sıklıkla kullanılan bonzai ağacının yaprakları sebebi ile bonzai adını almış. En önemli özelliği ise kurutulan madde olarak herhangi bir başka bitkinin yapraklarının da kullanılabiliyor olması.

Video paylaşım sitelerinde ‘bonzai videoları’ başlığı altında onlarca video bulabilirsiniz. Bonzai kullanmış çeşitli gençlerin insanı ürperten görüntüleri bunlar.

 
Genç kızlar, delikanlılar mutlu değiller. Evde, okulda, iş hayatında gençler sürekli sorunlar yaşıyorlar.  Çoğu genç sürekli sıkıntılı, hiçbir ortama uyum sağlayamayan, karamsar ve her şeyden şikâyet eden bir ruh haline sahip oluyor. Hiçbir şeyi beğenmiyor ve başta ailesi olmak üzere herkeste bir kusur buluyor. İçine kapalı ve düşüncelerini açığa vurmayan genç, daha çok odasında 'takılıyor'.
 
Eğlenmek için arkadaşlarıyla dışarı çıkıyor; ufak bir kıvılcımla aralarında gerginlik yaşanabiliyor. Bulundukları ortamda boş boş konuşuluyor. Genç alkolle bitkinleşiyor, sigara dumanıyla sersemleşiyor. Unutkan, bitkin, bıkkın, asabi, alıngan oluyor, dikkat bozukluğu ve korkular yaşıyor. Yediğinden içtiğinden zevk almıyor, müziği beğenmiyor. Gittiği her yerde rahatsız oluyor. Dönüşte kimi zaman arkadaşlarıyla kavga ediyor.
 
Eğlenmek yerine acılar yaşanıyor. Mutlu olmak için gidiyor genç ama parasını ve zamanını tükettiği gibi, mutluluğu da tüketiyor. Bitmiyor; eve döndüğünde annesiyle ve babasıyla tartışıyor.
 
Odasına çekildiğinde, “ben neden böyle huzursuzum? Neden bu denli acı çekiyorum?” diye düşünmüyor. Bu acının kaynağını sorgulamıyor. Oysa acının kaynağı çok açık; Allah'tan uzak yaşamak.
 
Bediüzzaman’ın Eskişehir Hapishanesi penceresinden izlediği liseli kızların elli yıl sonraki durumlarını görerek hüzünlenmesini düşünüyorum. Kaç anne baba çocuğunun bırakın elliyi, bir on yıl sonrası için endişe ediyor? Çoğu insan yaşadığı gibi inanıyor, boş veriyor, önemsemiyor, "nasılsa ileride her şey yoluna girer" diyor. Rahmani bir merhamet göstererek çocuklarının ahiretini değil, şeytani bir merhametle dünya hayatını düşünüyor. Ahireti yerine çocuğunun dünyasını güzelleştirerek ideal anne baba olduğunu zannediyor. 
 
Çocuklarına hayatın amacının yalnızca yemek, içmek, eğlenmek, iş sahibi olmak, evlenmek ve aile kurmak olduğunu telkin eden anne babaların, "ne olacak bu gençlerin hali?" sorusunu sormaya hakkı var mı sizce? "Bizim zamanımızda böyle miydi?" diye serzenişte bulunan insanlara soruyorum. Sizin zamanınız bitmedi ki. Yaşıyorsunuz ve hala zamanınız devam ediyor. Sorumluluklarınız gençlik dönemiyle birlikte sona mı erdi? Neden gençlerin sizin zamanınızdakinden daha dejenere olmasına izin verdiniz, veriyorsunuz?..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol