Sayın Cumhurbaşkanımızın, “ictihadî görüşlerin güncellenmesi” ile ilgili çağrısı ve bu konuda makaslanarak medyaya yansıyan Nureddin Yıldız hocanın fetvaları üzerine yaptığı konuşmadan sonra, Kur’an ve Sünnetin damıtılmasından çıkan; “Ezmanın teğayyüru ile ahkâmın tağayyüru inkâr olunamaz” mecelle maddesini görmezden gelen statükocular,  ağızbirliği etmişçesine aynı nakaratı dillendiriyorlar.

 Efendiler! Hapursanız da, köpürseniz de, “Makâsıdu’ş Şeria” yani İslam’ın sabiteleri dışında kalan, değişime elverişli ve “Vesâilü’ş Şeria”yı teşkil eden hükümler değişir, değişmiştir ve değişecektir. Bu olay, suyun mecrasında akması gibi bir şeydir. Siz isteseniz de suyu dikine akıtamayacaksınız. Buna gücünüz yetmez. Siz de karşı çıkıp bağırsanız da bu değişime sonunda uyarsınız, uyuyorsunuz ve uyacaksınız.

İctihadî hükümlerle ilgili bu değişim, İslam’ın dinamizmini ve çağlar üstü bir nizam olduğunu ortaya kor. Böylece İslam, her çağa damgasını vurur, her çağın sorununu çözer.

Reis’in bu çağrısı doğrultusunda kendilerini gözden geçirmeleri gerekenler, iktidara karşı blok oluşturma yoluna gitmişlerdir. Hatta hızını alamayan Çarşamba ekibi, 13 Mart 2018 tarihinde sitesinde “Aziz Mü’minler” hitabıyla -28 Şubat cuntasına özenerek- e-muhtıra yayınlamıştır.

 Sadece, renk tonları hemen hemen aynı olan belli hiziplerin değil, her görüşü temsil eden âlimlerin bir araya gelerek günün meselelerini konuşmaları, sorunlara karşı yeni çözümler üretmeleri ve böylece karşılıklı müzakerelerle sivri fikirlerin törpülenmesine sebep olmaları gayet doğaldır. Fitneyi de minimize eder. Bu da, herhangi bir cemaatin, tarikatın veya hizbin hocasının organzesi ile değil, bunlarla bir bağlantısı olmayan, onlara karşı eşit mesafede bulunan, cemaatler üstü, ümmetin hocası konumunda toparlayıcı olan bir hocanın etrafında bir araya gelmeleri, hayırlı netice doğurur.

15 Mart 2018 tarihinde yaptığı “Bu haftanın sohbeti” programında Cübbeli’nin ağzı kulaklarına vararak tepeden bakıcı bir üslupla anlattığına göre: “Nureddin Yıldız, daha önce söylediği görüşlerinden vaz geçtiğini bu toplantıda itiraf etmiş. Mesela ‘Allah’ın semada olduğu ile ilgili görüş ileri sürenlerin de delilleri vardır’ dediği beyanında ‘kendisinin bu görüşte olmadığını’ Cübbeli hazretlerinin huzurunda itiraf etmiş. O da Nureddin Yıldız’la ilgili reddiyelerinin medyadan kaldırılması direktifini vermiş.

Aynı şekilde Muhammed Emin Yıldırım da “Daha önce Cemel savaşı bir ictihat hatasıdır ama Sıffin savaşı ictihat hatası değildir, Muaviye de Hz. Hasan’ı zehirletmiştir” dediği görüşlerinden vaz geçtiğini, bu bilgileri kitabının ikinci baskısından çıkarttığını ve orada “Sıffin savaşının da ictihad hatası olduğunu, Muaviye’nin de Hz. Hasan’ı zehirletmediğini” düzelttiğini Cübbeli hazretlerinin huzurunda itiraf etmiştir. Bundan dolayı onula ilgili de yaptığı reddiyelerin kaldırılması direktifini verdiğini söylemiştir. Yani sizin anlayacağınız bu hazret, adı geçen hocaları kendi fabrika ayarlarına döndürmüş. Onlara günah çıkartmış.

Sözün burasında şu ara bilgiyi de verelim: Cübbeli ve şürekâsına göre, “Muaviye Sıffin savaşında ictihat hatası değil ihtiras hatası yapmıştır, iktidar hırsına kapılmıştır veya Hz. Osman, yakın akrabalarını devletin kilit noktalarına getirerek yanlış politika uygulamıştır, bu onun yönetim hatasıdır” dediğiniz zaman “Sahabeye sövmüş ve hakaret etmiş” oluyorsunuz. Çünkü Rasûlullah “Ashabıma sövmeyin(Müslim,Fedâil:221) buyurmuştur. Yahu arkadaş “hatayı söylemek” ne zamandan beri “sövmek ve hakaret” olmuştur. Merhum Muhammed Gazali “Nebevî Sünnet” adlı eserinde; “Bu ümmet, sahih hadislerin yanlış yorumundan çektiğini, binlerce uydurma hadisten çekmemiştir” der. “Ashaba sövmekle” ilgili sahih hadislerin yanlış yorumundan, Peygamberden de öte hatasız masum bir nesil icat edilmiştir. Kur’an, birkaç yerinde Peygamberimizin yaptığı hatalardan bahseder. Bedir esirleriyle ilgili uygulaması (Enfal:8/67), Ümmü mektum’a yüzünü ekşitmesi (Abese:80/1-4), Tebuk savaşı kaçkını münafıkların üfürükten mazeretlerini kabul etmesi (Tevbe:9/43-46) ve bal şerbetini kendine haram kıldığı için Tahrim suresinin ilk ayetlerinde uyarması gibi konularla ilgili ayetlere istinaden Peygamberimizin hata ettiğini söyleyebiliriz. Ama Muaviye’nin Sıffin’de ihtirasının kurbanı olduğunu, Hz. Osman’ın devlet yönetiminde zaafları olduğunu ve yakın akrabalarını devlet kademelerine yerleştirerek hatalı bir politika izlediğini söyleyemeyiz Cübbeligillere göre…Kim demiş?… İmam Rabbani böyle demiş… Onun dediği nass mı? Sorgulanamaz mı? Yoksa çarpılır mıyız?

Yahu, Sahabe Peygamberden üstün bir konumda mıdır ki, Peygamberimizin hatalarını sıralayınca normal oluyor da, Sahabenin hatalarını sıralayınca onlara “hakaret ve küfür” oluyor? İnsan, hatasıyla insandır. Hatasızlık ve mükemmellik, sadece Allah’a mahsustur. Kendinize gelin. Önünüzü yıkarken arkanızı pislemeyin. Deve kuşu gibi kafanızı kuma sokmakla arkanızı görüntüden kurtardığınızı zannetmeyin.   

Tarih, ibret alınırsa bir anlam ifade eder ve tekerrür etmez. Sahabenin yanlış siyasetinden ne fitneler çıktığını ibret gözüyle okur ve devlet kademelerinde akraba tercihini değil de, liyakati esas aldığımızda, Hz. Ömer gibi numuneyi imtisal bir devlet başkanı olunacağı, Hz. Osman’ı örnek aldığımızda -son altı yılında olduğu gibi- çöküş ve iç karışıklıklara imza atacağımız dersini çıkarmış oluruz. Bunun neresi sahabeye sövmek veya hakaret etmektir?

Evet, bu ara bilgiden sonra kaldığımız yerden devam edecek olursak, hayretimizi gizlemeden deriz ki: Vay be! Cübbeli, sen neymişsin bey abi! Acaba sen, her gün namazlarında kırk defa okuduğun Fatiha’da “اياك نعبد و اياك نستعين /Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isteriz” diye Allah’a söz verip de, namazın dışında, uçakla seyahat ederken, uçak sallanmaya başlayınca “Yetiş ya Abdülkadir Geylanî dedim, uçak eski haline geldi” demenin itikadî bir sorun olduğunu söyleyerek vaz geçtiğini o heyetin huzurunda itiraf ettin mi? “Ey kızım Fatıma! Sen de kendini Allah'ın azabından satın almaya çalış; zira senin için de bir şey yapamam.(Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir (26) 2; Müslim,İman,348-352) diyerek kimseye ahiret garantisi vermediği halde sen, “Yarın kıyamet günü, cehennem polisleri sizi kelepçeleyip götürürken ‘Ben Nakşibendî tarikatının Halidiye kolundanım’ derseniz sizi bırakırlar” sözünün saçmalığını, ahiret azabından emin olmanın da, Allah’tan ümit kesmenin de itikadî bir sapma olduğunu ve böyle bir garantinin olamayacağını itiraf ettin mi? Daha hurafe ve bidatlarını sıralarım da yazımın kapasitesi yetmez.

Gırtlağına kadar bidat ve hurafe bataklığına gömülmüş bu zavallının huzuruna varıp, günah çıkaran Nureddin Yıldız ve M. Emin Yıldırım hocaları, o fotoğraf karesinde görünce çok üzüldüm. Cübbeli’nin birçok hurafesini eleştiren denge insanı olarak bildiğim Nureddin hoca bizi şaşırttı, ters köşeye yatırdı. Ne diyelim, bu da geçer.

Necasetten terazinin de gramı tezekten olur. Ben olsam Cübbeli’nin terazisine gram olmazdım.

                                                   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halis er 2018-03-19 02:03:12

ya ne günahı var garibimim. bir terlik bir kefen bir capris bir jetsiki bir kovalarla toplanan para bir yalı bir hesapsız ve vergisiz mal pardon himmet... e bir de gani gani sınırsız maddiyat ne var ki bunda. sonra imamın aldığı para haram ama bunların son model mercedesleri villaları yalıları hepsi helaaaaal. Niye beğensinler ki İMAMI. imamın yılda kazandığını günde sadece bir günde kazanıyorlar.

Avatar
Oxfordlu İmam 2018-03-19 11:59:39

İnsanlarda çalışmadan para kazanmak ibadet etmeden birilerinin hikayesiyle cennete gitmek düşüncesi olduğolduğu sürece ne Çiftlikbaklar biter nede Cübbeliler biter

Avatar
Dost 2018-03-20 20:19:51

Kaleminize sağlık.Müslüman hiçbir şeye körü körüne bağlanmaz.Kulaktan duyduğu yalan yanlış şeylerin peşinden koşmaz.Okumak, öğrenmek ,araştırmak ve öğrendiklerinin hikmeti üzerinde kafa yormak tüm mü’minlerin vazifesidir. Ahir zamanda olduğumuzu unutmayalım.Şeytan da sureti haktan görünür..Mü’min aynı delikten üst üste iki kez sokulmaz.Allah’ın huzuruna varınca ben kandırıldım diyemezsiniz.Uyuyan gözleri ve gönülleri uyandıracak tedbirleri almak elzemdir...

Avatar
Suud imam 2018-03-19 14:11:04

Halis sen kimsin Ama hiç Müslüman gibi düşünmüyorsun biraz ilim ehline saygın olsun sen kiiiim ihsan hoca kim sen kiiiim Nurettin hoca kim her habere yorum yapıyorsun cahil seni Ağzımı bozarım Ama neyse aptallıkların bitsin Artık

Avatar
Hande 2018-03-20 01:09:31

Madem Nureddin hocayı denge insanı olarak bilirdin, kendisine bunca haksızlık yapıldığında, gazete olarak arka çıkmadın.

Avatar
İMAM SADIK 2018-04-04 23:57:01

Allah aşkina, bugün i̇nsanlarin mevli̇d okutarak ölmüşleri̇ni̇ cennete gönderemeyeceği̇niı, bid'at ehlinin amellerinin kabul edilmeyeceğini, herkesin kendi eliyle kazandıklarını göreceğinin, diyanet eliyle insanlara anlatılmasını sağlayın. mevlid bid'attir. işleyen merduttur deyin. ama diyemezsiniz. çünkü mevlid okuyarak ev alan hocalar kızar.. değil mi?