Ölüm, insan için dünya hayatının sonu olduğu gibi, kabir hayatının başlangıcıdır. Öldükten sonra tekrar dirilmek de ahiret hayatının başlangıcıdır. Yani ölüm insan için bir yok oluş değil, bilakis yeni ve sonsuz bir hayatın başlangıcıdır. Yeniden diriliş ahiret hayatının en önemli evrelerinden biridir. Zira İsrâfil (a.s.) ilk defa sûra üfürdüğünde kıyamet kopacak, ikinci defa üfürmesi ile de bütün canlı varlıklar tekrar diriltileceklerdir. Ahirete iman yani öldükten sonra yeniden dirilmeye ve hesaba çekilmeye inanmak iman esaslarındandır. Nitekim her Müslüman iman esaslarını ihtiva eden “amentü”yü okurken “ve’l-ba’sü ba’del mevt” ifadesiyle bu inancını ortaya koymaktadır.
 
Ba’s,  ölümden sonra tekrar dirilme ve canlanmadır. “Bâ’is” ise, ölüleri dirilten anlamına gelen Allah’ın sıfatıdır. Yüce Allah kıyamet kopunca ölüleri diriltecek ve kabirlerinden kaldırıp mahşer yerine sevk edecektir. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla” (Mücâdele, 58/6) buyrularak Allahu Teâlâ’nın bu sıfatına işaret edilmektedir. Ehl-i sünnet inancına göre tekrar diriliş, hem beden hem de ruh ile olacaktır. Buna göre insan, öldükten ve çürüdükten sonra, Allah, onun bedenine ait aslî parçaları bir araya getirecek (veya benzerini yaratacak) ve ruhu buna iade edecektir. (Diyanet İlmihali, C. I, Sh. 125)

Kur’an’da, öldükten sonra dirilmeden sıkça söz edilerek, insanlara ölümün bir son olmadığı, ölümden sonra dünyada yaptıklarının hesabının sorulacağı yeni bir hayatın olduğu hatırlatılmaktadır:  “Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.” (Bakara, 2/28); “…Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.” (Hac, 22/6-7)
 
Yine Kur’an’da; insanların öldükten sonra diriltilmesinin mümkün olduğu, bunun Allah için kolay olduğu belirtilerek şöyle buyrulur: “O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır...” (Rûm, 30/27); “(İnsan) bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: ‘Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?’ De ki: ‘Onları ilk defa var eden diriltecektir.’ O her yaratılmışı hakkıyla bilendir.” (Yâsin, 36/78-79)
 
Hz. Peygamber de çeşitli hadislerinde, öldükten sonra tekrar diriltme konusunda bilgi vermiştir. O bir hadiste şöyle buyurmuştur: “İnsanın kuyruk sokumu kemiği (acbü’z-zeneb) dışındaki her şeyi, ölümünden sonra çürüyüp yok olacaktır. Kıyamet günü tekrar diriltme bu çürümeyen parçadan olacaktır” (Buhârî, Tefsîr, 39/3; Müslim, Fiten, 141, 142). [Diyanet İlmihali, C. I, Sh. 126]
 
Dünyadaki bir takım tabiat olayları da ölümden sonra dirilişe delil teşkil etmektedir. Mesela gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişi, güneşin her batışı-doğuşu öldükten sonra dirilmeye delalet eden birer ayettir.  Güneşin her batışı bir ölüm, her sabah yeniden doğuşu bir diriliştir. Bu manzaraya her gün şahit olan insan, kendisinin de bir gün böyle öleceğini ve sonra dirileceğini tefekkür etmelidir. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmrân, 3/190; Ayrıca bk. Bakara, 2/164)
 
Mevsimler de bize ölümü ve ardından dirilişi hatırlatır. Denilebilir ki, her kış bir ölüm, her bahar bir diriliştir. Dört mevsimin birbiri ardınca gelmesi insan ömrünün devrelerine işaret etmektedir. Bahar ayları insanın doğup hayata başlamasına, yaz mevsimi insanın en verimli çağına, sonbahar yaşlılık dönemine, kış mevsimi ise ömrünün son bulmasına benzemektedir. Ardından tekrar baharın gelmesi ise yeniden dirilişi temsil etmektedir. Kış geldiğinde toprak ve tabiat adeta ölür. O yemyeşil bitkiler sararıp solar, yaprakları kuruyup dökülür. Ama baharın gelmesiyle tabiat tekrar dirilir, canlanır. Toprağa atılan tohumlar, uzun bir bekleyişten sonra diriliş sürecini tamamlayıp topraktan çıkar. Tıpkı insan da böyle toprağa atılan tohum gibi kıyamet günü beklemeye bırakıldığı kabrinden kalkacaktır. Zaten kıyamet günü, ayağa kalkış günü demektir.

Kur’an’da buna dair şöyle misal verilmektedir: “Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.”  (Kâf, 50/9-11; Ayrıca bkz. Rûm, 30/19)
 
Sonuç olarak; gerek ayet ve hadisler, gerekse örneklerini verdiğimiz tabiat hadiseleri göstermektedir ki, ölümden sonra diriliş ve yeni bir hayat vardır. Bu gerçeği kabullenip hayatını buna göre tanzim edenler ve hazırlık yaparlar neticede kazançlı çıkarlar. Aksi bir tutum ve davranış içine girenler ise, kabullenmek istemedikleri gerçekle yüz yüze geldiklerinde çok büyük pişmanlık yaşarlar ve kaybedenlerden olurlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.