Yüce Yaratan, insan türünü, akli yetenekleri, iradesi ve seçme özgürlüğü ile farklı kılmış, diğer canlıları onun emrine amade kılmıştır. Sayamayacağı kadar nimete mazhar olan insan, Allah Teâlâ’nın hilâfet görevini yerine getirmekle yükümlü kılınmıştır.

İnsana bahşedilen en büyük nimet, geçici dünya hayatında ebedi ahiret mutluluğunu kazanacağı ömür sermayesidir. ‘Bugün dünya yarın ahiret’ veciz ifadesi, dünyadayken ahiret için çalışmanın zorunluluğuna dikkat çekmektedir. Yüce Allah ebedi mutluluğun, geçici nimetlerle kazanılması gerektiğine işaret etmekte, Hz. Peygamber (sav) de hayatın, boş vaktin, varlığın, gençliğin ve sağlığın kıymetinin bilinmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.

Mümin için her yılsonu muhasebe ve değerlendirme zamanı olmalıdır. Geride bırakılan yıllar bütünüyle yahut çoğunluk itibariyle hasrete konu olmamalıdır. Bir yıl daha yaşlandık, ömür sermayemiz bir yıl daha azaldı. Mukadder bir zamanın öznesi olarak imtihan edilmekte olan insan bir gün, bir gün yahut yarım gün’ yaşamış gibi olarak dünyayı terk edeceğini iyice düşünmelidir. Yaratanın armağanı olan ömrü, varlık gayesine uygun kullanmalı,  hayatı, insani değerlerle ve ahlaki erdemlerle süslemeli, emanet ve sorumluluk bilinciyle iman ve sâlih amelle imar etmeli, adaletle disipline etmelidir. Bir gün bütün yapıp ettiklerinden sorguya çekileceği bilincini canlı tutarak nefsin arzu ve isteklerine boyun eğmemeli, herkese karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. 

İbadetlerin yerine getirilmesi, kazancın helal olması, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutulması, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin canlı tutulması,  yetimlere kol kanat gerilmesi, toplumun, memleketin kalkınması ve gelişmesi için gerekli her vazifenin yapılması, kişisel menfaatlerin toplumsal menfaatlerin önüne geçirilmemesi, ailevî sorumlulukların yerine getirilmesi, ana-baba görevlerinin yerine getirilmesi,  zihinlerin ve kalplerin kirletilmemesi belli başlı emanetlerdir. İnsanın imtihanı da bu emanetlerdir.

Her akşam bugün yaptıklarımın hangileri doğru, hangileri yanlış diye kişisel muhasebe yapmak bütün müminlerin ödevidir. Özellikle yılsonlarında ve doğum günlerinde bu muhasebeye şiddetle ihtiyaç duyulur. İşte 2017 yılının sonunda bir yıl öncesine göre kar zarar, günah ve sevap analizi iyi yapılmalı, sahip olduğumuz bütün imkânlar ile huzur ve güvenin, sağlık ve afiyetin asıl kaynağının Allah Teâlâ olduğu bilinciyle ona müteşekkir olmalı, devamı için tazarrû ve niyazda bulunulmalıdır.

İsraf üzere kurulu bir yaşam tarzı, Yüce Allah'ın nimetlerini, O’nun istemediği şekilde kullanmak demektir. Sözde, davranışta, zamanda, yemede içmede aşırıya gitmek, savurganlıkta bulunmak Allah'ın yasakladığı bir husustur. Hele hele İslam'dan beslenmeyen adet ve geleneklerin tesiriyle eski yılın son saatlerini, yeni yılın ilk saatlerini yılbaşı eğlencesi adıyla israfa dönüştürmek hangi değerlerle bağdaşabilir. Günaha konu olan davranışları ıslah etmeye çalışmaktır aslolan. Alın teri ve çalışmanın ötesinde hiçbir kazancın helal olmadığı bilinciyle kumar, piyango gibi şans oyunlarına iltifat edilmemelidir.

Kendi kusurlarımızı, yanlışlarımızı, günahlarımızı görerek ve onlardan vazgeçerek sorumluluk bilinciyle yaşayabilmeyi, ömrümüzün kalan kısmının daha hayırlı olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Dualarda buluşmak dileğiyle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.