Sevgili Öğrencim!

Bu mektubumda seninle bir ufuk turu yapalım.

Sınıfında otuz kadar arkadaşın var. Her biri ayrı bir dünya; değişik hayalleri, çeşit çeşit beklentileri var.
Kimin ne olacağını, hangi sürprizlerle karşılaşacağını şimdiden tahmin etmek mümkün değil. Ama bazı nitelikler vardır ki, onların ne sonuçlar doğuracağını herkes tahmin edebilir. Çalışanların başarılı olacaklarını, tembellik yapanların başarılı olamayacaklarını kim tahmin edemez... Suça bulaşanların sıkıntıdan kurtulamayacaklarını tahmin etmek bir kehanet mi?

Şimdi otuz yıl sonrasına dair bazı tahminlerde bulunarak sana üç sanal olay anlatmak istiyorum:

1. Otuz yıl sonra, yaşamakta olduğun şehrin mahalli gazetelerinde şöyle bir başlık okuyorsun: “Başbakan bugün ilimize geliyor.” Alt başlık olarak şu bilgiler var. “başbakan bugün saat 15.00 de şehrimizin başarılı işadamlarından falancanın iki bin işçi kapasiteli fabrikasını hizmete açacak. Törene Başbakan dışında çok sayıda üst düzey davetli katılıyor.” Hemen tanımış olmalısın. Fabrikası hizmete açılacak olan iş adamı senin sınıf arkadaşın.

2. Yukarıdaki haberin alt tarafında küçük bir haber daha var:

“Firari banka soyguncusu yakalandı.” Yanda kelepçeli bir resmi bulunan suçlu hakkında şu bilgi veriliyor: “Bir yıl önce filan bankayı soyduktan sonra kayıplara karışan ünlü gaspçı nihayet yakalandı.” Resme bir daha bakıp ismini yeniden okuyunca, onun da okul yıllarından arkadaşın olduğunu hatırlamakta gecikmiyorsun.

3. Yukarıda sözü edilen gazeteyi okuduktan sonra, yine okuldan arkadaşın olan çocuk doktoru filancadan bir telefon alıyorsun. Seni özlemiş, bir kahve içmeye davet ediyor. Doktor arkadaşınla sohbet ederken sekreteri içeriye girip kısık bir sesle şunları söylüyor: “Efendim salonda çocuğunu muayene ettirmek için gelen bir adam var. Ücret ödeyecek kadar parası olmadığını, ancak okul arkadaşınız olduğu için, çocuğunu bedava muayene edebileceğinizi söylüyor.” Doktor arkadaşın insaflı biri… “Hemen muayene odasına al.” diyor. Yan kapıdan bakınca onu çok iyi hatırlıyorsun. Üstü başı perişan vaziyette. Senin de bu duruma şahit olduğunu anlayıp daha fazla kahrolmasını istemediğin için, ona görünmüyorsun. Doktor, muayenehanesindeki tanıtım ilaçlarından birkaç tanesini verip eski arkadaşını yolcu ettikten sonra, ikiniz birlikte üzüntülerinizi dile getiriyorsunuz.

Kıymetli Öğrencim!

Sana üç sanal olay anlatarak dört arkadaşın hakkında tahminlerde bulundum: Biri fabrikatör, biri gaspçı, biri çocuğunu doktora götüremeyecek kadar fakir, biri de doktor.

Diyelim ki otuz yıl sonra bu üç olay olmayacak. Ne değişir? Otuz yıl öncesinin gençleri, bu olaylara benzer yüzlerce olay yaşamıyorlar mı? Bu gün yaşanan olayların benzerlerinin otuz yıl sonra da yaşanmayacağını kim garanti edebilir?

Aynı sebepler, aynı sonuçları doğurur.

İki iyi, iki de kötü örnek verdim. İyi örnekler hep tekrar etsin. Bu örnekler otuz yıl sonra bugünkünden çok daha fazla olsun. Ya iki kötü örnek? Bu örnekler de tekrar etsin diyebilir miyiz? Elbette diyemeyiz. O halde kötü örneklere yol açan şartları ortadan kaldırmaktan başka çare yok.

Sevili Öğrencim!

Şimdi bugünü ve otuz yıl sonrasını bir daha düşün.
Ne suçlu ol, ne de çaresiz.
Hem erdemli ol hem de başarılı.
Önünü görmekle yetinme, ilerileri de gör.
Ufkun ve yolun açık olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.