2015 MBSTS Analizi

YENİ TÜRKİYENİN DİN GÖREVLİLİĞİ YETERLİLİĞİ

2015 MBSTS Analizi

YENİ TÜRKİYENİN DİN GÖREVLİLİĞİ YETERLİLİĞİ

23 Şubat 2015 Pazartesi 16:58
2015 MBSTS Analizi
banner221
ERDi KARADENiZ / DiNiHABERLER.COM / öZEL


Bu hafta sonu Diyanet görevlileri için Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı yapıldı. Sınav sonrası kulislere ve forumlara yazılan yazılara bakılırsa “sorular çok zor” “Kiliseye Papaz mı alacaksınız” “Bu kadar kazık soru da olmaz” türünden yakınmalar ve sızlanmalarla karşı karşıya kalmış durumdayız. Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. Din görevlileri bizim kardeşlerimizdir. Her sınav bir amaç için yapılır. Bu tür sınavlar sonuç itibariyle ölçme ve değerlendirme çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığına Din Görevlilerinin mesleki seviyeleri hakkında önemli doneler verir.
 
Yapılan her sınavda şöyle bir anlayış vardır: soruların yüzde 20’ si herkesin bileceği sorular, yüzde 30’u çalışmayı gerektiren sorular yüzde 30’u çok çalışmayı gerektiren sorular, son yüzde 20’si de extrme sorulardır ki bunları ilimde ihtisas sahibi olanlar bilirler. 
 
Bu sınavda amaç din görevlilerine zulmetmek değil objektif ve nesnel bir şekilde Din görevlilerinin ehliyet ve liyakatini ortaya çıkarabilmek ve onların ilmi seviyelerini artırmak için yapılan bir sınavdır. Dolayısıyla zor soru herkese zordur. Tüm Din görevlileri eşit şartlarda giriyorsa burada bir haksızlık yoktur. Bu sorulan sorular özellikle Dinler Tarihi bölümünden mesela Budizm’le ilgili bir soru bir mahalle ya da köy camisi imamının ne işine yarar diye sorabilirsiniz. 
 
Niye bizim İmam-hatiplerimiz sadece beş vakit ezan okuyan, kandil gecelerinde mevlid okuyan, kendisine sorulan soruları da İslam İlmihaline bakıp cevaplandıran bir görevli profiline sahip olsun. Bir Rahip kendi muharref kitabını sanki hak kitapmış gibi en ince ayrıntısına kadar öğrendiği yetmiyormuş gibi bir de Müslümanların kitabını öğrenirken; Evrensel bir dinin müntesipleri olan ve Peygamber varisi olduğunu söyleyen imamlarımızın neden bir rahip kadar bilgi sahibi olmaktan geri kalsın. 
 
Çağımız bilgi ve teknoloji çağı diye hutbelerde cemaate akıl verirken okumayı ve bilgi sahibi olmayı neden başkalarından bekleriz. Başkanlığımız bize artık yalnızca ilmihal kitaplarıyla hocalık yapamayacağımızı asli kaynaklara inmemiz gerektiğini, el yordamıyla değil asırlar önce belirlenmiş  metodolojik yollarla ilim öğrenebileceğimizi  hatırlatıyor. Bir  Hadis Usülünü bilmeden kürsüden mevzu hadisi sahih hadis gibi yorumlamaya gidebiliriz.  Tefsir Usülunden habersiz  bir ayet hakkında kafamıza göre yorum yapma yanlışlığına düşebiliriz. Fıkıh Usülu okumadan sorulan bir soruya hatalı içtihadda bulunabiliriz. Dolayısıyla söz konusu ilimleri sistemleştirmiş selef âlimlerimizin metodundan habersiz hocalık yapmaya kalkışmayalım. İşte sözün burasında Başkanlığımız bize; büyük kitapları devirip okumadan cemaatin önünde kürsüde konuşma hakkımızın olamayacağını ifade ediyor.
 
Din Görevlisi değişen şartlar içerisinde sürekli kendini yenileyen, görevine aşkla bağlanan, en az bir yabancı dil bilen, günlük okumaları olan,  14 asırlık İslam mirasına vakıf insanlar olmalıdır. Başkanlığın görevlilerinin yetişmesi için onları ilim tahsil etmeye teşvik edip yalnız kendi mezhebini değil dört mezhebin ve diğer itikadi mezheplerin de görüşlerini öğrenmeyi istemesi suç mudur? Sadece sınavdan sınava çalışan ve öğrenmek için değil de sınavı geçmek düşüncesiyle kitap karıştıran bir zihniyet acaba derin uykuda olan insanlığı nasıl uyandırabilir. Din görevlileri dünyada yaşayan batıl din de olsa muharref din de olsa inanç esaslarını öğrenmeli ve bilmelidir. 
 
Müftülerimiz aylık toplantılarda kitap okuma yahut bir tefsir bölümü ödevi verdiği zaman kırk yerden bahane bulan İmam-Hatipler olduğu sürece,  görevlilerimiz kendi kurumunun çıkardığı dergileri bile almamak için türlü bahaneler üretip dergilerini dahi müftülüklerdeki raflardan alıp okumaya zahmet etmiyorsa  bu sınavların zorluğundan şikayet etmeye hakkı  var mıdır? 
 
İlk emri Oku!!! diyen bir dinin mensuplarıyız diye hutbede destanlar okuyan görevlilerimiz neden “sahip olduğunuzla yetinmeyin, daha fazlasını öğrenin” diyen kurumunu suçlayıcı ifadelerde bulunur. Yılda bir kitap dahi karıştırıp okumamış, ticari bağlantılarla vakit geçirmiş, bir araba ve dairem olsun diye gündelik kaygılarla küçücük dünyasına sıkışıp kalan adı imam ancak içinde kendini yetiştirmeye dair herhangi bir ideali olmayan insanlar “Bu sınavla Müftü mü alıyorsunuz” diyebilirler. Müftülere sorulacak soruları sizlere sormuş olmaları sizi gururlandırmalıdır. Demek ki sizi Müftü seviyesinde bir ilme sahip olacağınız fikrini sizlere vermeye çalışıyor.
 
Kimse kusura bakmasın “bu yaştan sonra bir de kitap mı okuyacağız” sözü kadar insanı küçülten bir söz yoktur. Bizim dinimiz beşikten mezara kadar ilim talep etmemizi emreden bir dindir. Çalışacağız yılmayacağız, bu sefer başarısız olmuşsak diğer sınava hazırlanıp bu sınavdaki eksikliklerimizi telafi etme yoluna gideceğiz. Bir sınavda başarısız olsak bile çok kazancımız vardır. Şayet bundan böyle daha çok çalışmalıyım fikri uyanmışsa bizde; en büyük kazanç budur. Eksikliğini hissedebilme kadar büyük bir bilinç yoktur. Nice insanlar kaybede kaybede kazanmayı öğrenmiştir. Ne mutlu ki başımızda bizi ilme teşvik eden, okuyup mesleki alanda yükselebilmemiz için bizlere yol gösteren büyüklerimiz var. Artık Din Görevliliği formatı değişmiştir. Din Görevlisi; topluma önderlik yapabilecek ilmi yeterliliği olan, özgüveni tam, kültür seviyesi yüksek, yaptığı işine sevdalanmış ,kendisini sürekli yenileyen hizmet adamıdır. 
 
Görevli arkadaşlar! sizler kendinizi küçük görmeyin. Sizler bu millete yol gösteren dini rehberlerisiniz. Sizler bilgili ve kültürlü oldukça sizin cemaatinizin de ilmi seviyesi yükselecektir. Sizler bilgiyle dirilirseniz ümmet ayağa kalkacaktır. 
 
Selam olsun kendini yetiştirenlere, ilmini artıranlara…

DİĞER HABERLER İÇİN RESME TIKLAYINIZ









 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
AbdurrahimYetim 2015-02-23 17:24:16

Zaten Birazdaha Zorlarlarsa Ya Rahip Yada Papaz Olucaz. Zaten Caminin Karşısındaki Boş Arsaya Kilise Yaptırcaz. Papazlık Yada Rahip liğe Geçiçem Camiyede Başka İmam Versinler :)

Avatar
Adem saygı 2015-02-23 17:26:51

Erdi Karadeniz tek kelime ile saçmalamamis sin.

Avatar
dost 2015-02-23 17:29:16

Ey yetkili sendika o kadar yorum yapılıyor sınav hakkında senin sesin niye çıkmıyor niye uyuyorsun

Avatar
kkö 2015-02-23 17:32:07

diyanet her sınavda çıtayı biraz daha yukarıya doğru çekiyor..
elbet bu biraz sıkıntılıda olsa mevcut personel anlayışına bakarak ileriye yönelik bir dindar ve bilgili bir cemaat ve gençlik yetiştirmek adına aslında olması gereken beklenen bir surum diye düşünüyorum.. hernekadar sınavım çok başarılı geçmesede çok kötüde değildi tabii...
anlaşılan şu ki temel fıkıh hadis siyer tefsir kitaplarından okumadan sadece hazırlanan el kitaplarıyla olmayacak bu iş...

Avatar
imam 2015-02-23 17:32:25

admin Yorum yapmış sallamış

Avatar
Fatih sarıyıldız 2015-02-23 17:32:58

Başlıklar aldatıcı. Yerinden oynatacak.sallayavak.şok.inanlmaz falan filan okuyosun hiç bir şey yok. Bir daha açmayacağım sitenizi.

Avatar
mert 2015-02-23 17:33:40

Böle site başındaatmak kolay oluyor.Akil vermekte sizin aamacınız ne ben anlamadim beyefendi

Avatar
ABDULLAH 2015-02-23 17:34:51

Size söylenecek söz kalmamıştır herhalde yalakkkkkkaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

banner220