4-6 yaş okul öncesi dini eğitim veren anaokulları yaygınlaştırılmalı
 
-4-6 YAŞ OKUL ÖNCESİ DİNİ EĞİTİM VEREN ANAOKULLARI YAYGINLAŞTIRILMALIDIR-
 
İnsan sosyal bir varlık olarak yaratılmıştır. Doğduğu günden ölümüne kadar içinde misafir olduğu dünyayı başkalarıyla paylaşmak zorundadır. Bu durum toplumsal düzeni sağlamada ilahi, ahlaki ve beşeri kanunları zorunlu kılmıştır. Toplumlar kendi dini, ahlaki ve kültürel değerlerini yaşadığı ve yaşattığı sürece hayatını devam ettirebilmiştir. Kendi norm ve değerlerinden uzaklaşan toplumlar ise, bireysel ve toplumsal travmalarla karşı karşıya kalmıştır ve kalmaktadır. “Çocukluk yıllarında gerekli olan toplumsal gelişimi sağlayamamış olan kişiler, yaşamlarının ileri ki dönemlerinde topluma karşı bir takım uyumsuzluklar gösterirler ve çevrelerine zarar verirler.” (Binbaşıoğlu, 1990, s.166)
 
Bireyler, aileleri, aileler ise toplumu oluşturmaktadır. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren kendisiyle ve yaşadığı toplumla uyumlu bireyler yetiştirmek zorundayız. Maalesef sınırsız özgürlüğün çağdaşlık olarak dikte edildiği ve ahlaksızlığın özgürlük olarak takdim edildiği günümüzde, toplumu ayakta tutan aile kurumumuz ciddi anlamda yıpratılmakta ve darbe vurulmaktadır. Birey ve toplumun değer ve normlarını hiçe sayan yazılı basın, görsel medya, diziler ve yarışma programları başkalarının haklarına saygı duyma, şefkat, merhamet, hoşgörü, saygı, sevgi gibi insani değerleri; nikah, mahremiyet, kadının kutsallığına saygı, vefa ve sadakat gibi toplumsal değerleri altüst etmektedir. Bunun neticesinde ise insani değerlerden yoksun, kendi zevklerini tatmin etmeye ayarlı, kendisi için yaşayan “ben” merkezli egoist bireyler ortaya çıkmaktadır. Acımasızca kendi anne-babasını ya da ailesini katleden, kendi zevki için gencecik kızların hayatını karartan, gayr-ı meşru bebek dünyaya getirmekle yetinmeyip bebeğini acımadan öldüren, daha rahat yaşamak için başkalarının mal ve canına kasteden merhamet ve şefkat yoksunu, insan görünümlü canavarların haberlerine nerdeyse her gün şahit oluyoruz. 
 
Bu nedenle sevgi, saygı, merhamet, şefkat gibi insani değerleri besleyen dini ve ahlaki değerlerimizi küçük yaşlardan itibaren çocuklarımıza vermek zorundayız. Aktif eğitim süreci çocuğun doğumu ile birlikte başlar. Çocuk konuşmaya başlamadan önce hal ve hareketlerin, duygu ve hislerin ağırlıklı olduğu bir eğitim dönemi söz konusudur. Özellikle, çocuğun karakterinin büyük ölçüde şekillendiği 0–7 yaş bu açıdan çok önemlidir. Küçük yaşlarda çocuklar zihin ve duygu yapısı itibariyle almaya ve öğrenmeye çok müsaittir. Öğrendiklerini kolay kabul eder ve hayatı boyunca unutmaz. Çocuklarımızın zihni ve kalbi kötülüklerle, çirkin şeylerle kirlenmeden, dini, ahlaki, kültürel norm ve değerlerimiz anlatılırsa ilerideki hayatına bunlar şekil verecektir.
 
Gelişmiş ülkeler bu konuda bizden oldukça öndedir. Mesela Almanya okul öncesi dini eğitime oldukça önem vermektedir. Hatta bu işi bizzat kiliseler yürütmektedir. ”Almanya’da ana okullarının büyük bir bölümü Kiliselere aittir. Devlete bağlı ana okullarında da dinî motifler sürekli kullanılmaktadır. Avusturya da ise, ana okullarında “Ruhanî Animasyon” adı ile aynen din dersi gibi ya da din dersine tamamlayıcı şeklinde dersler yapılmaktadır ve öğrenciler ara sıra kiliseye götürülerek dinî ayinler yaptırılmaktadır. Katolik ana okullarında dersler çoğunlukla dua ile başlamaktadır. Yine bu okullarda ve her sınıfta haç vb. dinî resim ve levhalar bulunmaktadır.” (1)
 
Ülkemiz de de bir an evvel 4-6 yaş okul öncesi dini eğitim veren ana okulları açılmalı ve hızlı bir şekilde yaygınlaştırılmalıdır. Küçük yaşlarda çocuğa dinî bilgiler, zihinsel gelişimleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak verilmelidir. Çocuğun zihin gelişimi ne düzeyde ise ona o şekilde eğitim verilmelidir. Okul öncesi din eğitimi ihmal edilmemelidir. Çünkü 0-7 yaş çocuğun bilinçaltının şekillendiği dönemdir. Bu yaşlarda çocuğun bilinçaltı sevgi, saygı, merhamet, şefkat, Allah ve Peygamber sevgisi ile iyi beslenmelidir. Bilinçaltına yerleşen bu değerler, ileri yıllarda çocuğun kullanacağı ve değerlendireceği önemli bir malzeme olacaktır. Hayatının her devresinde, hayata ve olaylara bu perspektiften bakacak, her şeyi bu doğrultuda değerlendirecek ve hayatına yön verecektir. Bu değerler çocuklarımızın toplumsal gelişimini sağlıklı bir şekilde devam ettirmesini, kendine ve başkalarına saygılı bireyler olmasını sağlayacaktır. Bu durumda Milli Eğitim Bakanlığına ve Diyanet İşleri Başkanlığına çok büyük görevler düşmektedir. 4-6 yaş okul öncesi dini eğitim devlet politikası haline getirilmeli, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının organizasyonunda köylerden şehirlere kadar hızlı bir şekilde yaygınlaştırılmalıdır. Bu durum yakın ve uzak vadede derinden sarsan travmalara karşı bireyleri ve toplumu koruyacaktır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
FAHRİLER (İLAHİYATÇI 2- 4 YILLIKLAR) 2 yıl önce

kesinlikle yaygınlaştırılmalı eğer almanya vb ülkeler gelişme nedenleri dini değerlerine sahip çıkmalarındandır. bu görevide 4-6 yaş eğitimini almış enaz 2 veya 4 yıllık ilahiyat mezunları yapmalı....kuran kursları ile beraber...

Avatar
canan saygi dogru soylemis 2 yıl önce

Diyanet dogru yapiyor ama yontem yanlis.bu isi yapan diger guruplar COCUK GELiSiM mezunlariyla yapiyor.dusunsenize 50 yas ile 5 yasi ayni sey midir.hic kimse 1 sertifikayla cocuk ruhundan pisikolijisinden hic anlayamaz...

Avatar
bence 2 yıl önce

aslında sınıfta hem kuran hocası hem çocuk gelişimci olmalı.iki sınıf açılcağına bir sınıftadaha fazla öğeciyle olu.ve türkiye genelinde hızlı bir şekilde yayılmalı.