Balonunu kaçırmış çocuklar gibi ağlayın durun
 
Rabbim böyle emretmiş,
Ya dize gel! Ya kudur! 
 
Geçen akşam bana ulaşan yazıyı okuduğum anda dilimden dökülen sözcükler aynen böyleydi. Hepimizin de bildiği gibi Üstadım Necip Fazıl'a ait olan bu dizeler yazının sonuna konulan en güzel noktaydı benim için. 
 
Nev-i şahsına münhasır bir zaat öyle serzenişlerde bulunmuş ki insanın adeta içi acıyor (!). "E hadi gel şuraya  bir köşeye sıkış yere de bir kilim at da tanıt üzerinde kitaplarını" diyesi geliyor. Yazık sonuçta mübarek günlerdeyiz üzmemek gerek garibleri(!) 
 
Peki nedir bu garibin derdi diyeceksiniz. ..
 
 Henüz ahlak kavramını bırakın yaşamayı tanımını dahi bilmeyen bu zavallılar kalkmış koskoca bir kurumu hatta kurum başkanını ahlaksızlıkla suçluyor. Çok görmemek lazım dediğim gibi anlamını dahi bilmiyor ve muhtemelen hayatı boyunca karşılaşmadığı bir kavram(?) 
 
Vay efendim neymiş; Ermeni meal olmazmış. Yok efendim; Diyanet onların yayınlarına zamanında ödül veriyormuş da şimdi neden böyle yapıyormuş. Kur’an’ın Ermenice bastırılmasını düşmana verilmiş bir taviz gibi göstermeye çalışmak, bu millete ve bu milletin değerlerine saygısızlıktır. Kitap düşmanlığı yapıyormuş -muş, -muş, -muş. ... -mış'larla, -muş'larla dolu bir sürü boş lakırdı. .. 
 
Bre adam! Sen önce oturun ahlâk nedir? ahlâksızlık ne demektir? kime neden ahlâksız denir? Önce bunları öğrenin! Nereden öğrenirim diye de düşünme. Hemen yardımcı olalım; Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürü Sayın Yüksel Salman var ya, işte orada ahlâk, edep, erdem gibi meziyetleri öğrenebileceğiniz binlerce kitap bulabilirsiniz. İsteyin sizlere verebilir.
 
Yaşınız kaçtır bilmem ama küçük çocukların oyun oynarken oyuncağı ellerinden alındığında verdikleri tepki ile sizin tepkikeriniz arasında maalesef bir fark göremiyorum. Muhtemelen Diyanet zamanında iyi bir iş yaptınız diye sizi ödüllendirirken iyi; şimdi Ermenice meal çıakrınca kötü(!)
 
Bir örnekle pekiştirelim. Büyükleri çocuktan su isterler, dökmeden getirince aferin derler. Aynı çocuk o suyu getirirken dökerse de dikkatli olmasını söylerler. Sizin zihniyetinize göre; o çocuk büyüklerine küsecek, olmadık hakaretler edecek ve bir daha da su getirmemekle tehdit edecek. Hatta sırf kendi su getirmiyor diye büyüklerinin susuzluktan öleceğini zannedecek. Çünkü su için kendine muhtaç olduklarını düşünüyor (!) Oysa bilmiyor ki; o suyu senden bir iş yap ve bir iş öğren diye istiyor büyüklerin. Elbetteki sen su getirmesen de çok su getirenler olur, olmadı kalkıp kendi sularını kendileri alırlar. Ne büyükler susuz kalıp sana muhtaç olurlar ne de onlara su getirecek tek kişi sen olursun. 
 
 Bu yüzden kendini vazgeçilmez zannedenler bilsinler ki hiç kimse vazgeçilmez değildir. Anlayana. ..
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.