Çiğdem TOKER Diyanet'in hutbesi için höykürdü!
Diyanet'in "feda hutbesine höykürenler, önce dedelerinin 15 yaşındaki lise öğrencilerine "size ölmeyi emrediyorum " sözüne höykürsün sonra Diyanet'in feda hutbelerine bir kez daha göz atsınlar.
 
Çanakkale savaşındaki İngiliz askerlerine karşı savaşla İngiliz askerliği yaparak ülkemize saldıranlar arasındaki tek fark nüfüs cüzdanlarında Türk yazdığı halde varlığını İngiliz varlığına armağan eden İngiliz uşakları tarafından da desteklenmesidir
 
Bebek'de Nişantaşı'nda, Şişli'de PKK'ya oy verenler, oy verdiği kişilerin leşlerini medyada sürünürken gördükçe hırslarını Diyanet'ten, müslümandan ve Cumhurbaşkanı'ndan çıkarmaya çalışmakta ve kafası kesik tavuk gibi başını taştan taşa vurmaktadırlar. 
 
İşte onlara bir örnek de Çiğdem TOKER ve işte yazdıkları;


Bütçesi 11 bakanlığın bütçesini geride bırakan Diyanet, camilere feda hutbesi göndermiş. 
 
Askerliğin zorunlu olduğu Türkiye’deki camilere gönderilen hutbede, fedakârlık, “candan, anadan, yârdan geçebilmek” olarak tanımlanıyor. 
 
Neye karşı? Milli ve manevi değerlerimize. 
 
Ne için? “Din için, vatan için, bayrak için, ezan için, namus için ve yarınlarımız için” 
 
Diyanet, bir yıl öncesine kadar başbakan yardımcılığına bağlı bir kurumdu. Davutoğlu başbakan olunca Diyanet’i kendisine bağladı. Dolayısıyla hutbenin, Davutoğlu’nun “evlatlarımızı feda edebiliriz” sözünden hemen sonraya rastlaması, olsa olsa rastlantıdır. 
 
Hutbede, fedakârlık olarak tarif edilen “ölebilirsiniz” telkininin, “milli ve manevi değerlerimize karşı” olması önemli. Duymaya alıştığımız bir ezberden çok fazlası. “Milli ve manevi değerler”, hutbenin dil kurgusu içinde “feda”nın gerek ve yeter şartı gibi konumlanıyor. 
 
Bir çeşit standart norm gibi. Bu norm bize, sınırın öte yanında, IŞİD’le savaşarak ölen Kürt gençlerin cenazelerinin ailelerine on gün boyunca teslim edilmeyişine neden suskun kalındığını da izah ediyor. 
Biraz dolaylı bir izah ama olsun.
 
***
 
DİB her zaman dolaylı anlatımı seçmiyor. Mesela geçenlerde yayımlanan “2015 Kurumsal Mali durum ve Beklentiler Raporu”ndan öğreniyoruz ki, Diyanet, Maliye’den yedek ödenek isteyecekmiş. 
 
Çünkü bütçeden ayrılan 5.7 milyar TL yetmeyecekmiş. 
 
Zaten raporun son sayfasındaki tabloda, bu yıl harcamaların 6.4 milyar TL’ye ulaşacağı tahmini kayda geçiyor. Diyanet, bütçeden aktarılan başlangıçtaki paradan 700 milyon TL daha fazla harcayacağını tahmin ediyor ve bunu açıklıyor. 
 
Raporda kamuoyuyla paylaşılan birkaç harcama kalemini aktaralım: 
 
- Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü’nün bastırdığı eserler için ocak-haziran döneminde 10 milyon 783 bin TL harcanmış. Temmuz-aralık döneminde ise 9 milyon 620 bin TL harcanacakmış. (Not: Listedeki eserlerin 20 bin adedini Kürtçe Kuranıkerim oluşturuyor) 
 
- Diyarbakır’daki Dini Yüksek İhtisas Merkezi inşaatına 5 milyon TL, Yozgat Eğitim Merkezi’ne 7 milyon TL, Başkanlık Kütüphanesi’nin onarımı için 2 milyon TL, 29 Kuran kursu için 2 milyon TL, yatılı Kuran kurslarına iaşe bedeli için toplam 19 milyon TL gönderilmiş veya gönderilecek. 
 
Raporda sıralanan faaliyetler arasında bir de Rize ve Trabzon müftülüklerinde düzenlenen Aile Okulu Seminerleri var. Seminerlerde, “çocuklara yönelik bilinçaltı mesajlar ile çocuklara mahremiyet bilincinin kazandırılması” gibi konular işlenmiş.
 
***
 
Peki, Diyanet’in fazladan harcayacağı 700 milyon TL bütçe açısından ne anlam ifade eder? 
 
Bu yıl üç siyasi partiye bütçeden aktarılan toplam Hazine yardımından, 170 milyon TL daha fazla mesela. (Hazine yardımı 531.1 milyon TL aktarıldı.) 
 
Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın altı ayda harcadığı örtülü ödenekten ise biraz daha az. (Ocak-haziran döneminde harcanan para (797 milyon TL.) 
 
Bu tablodan sonra cevabı malum bir soruyla bitirelim: 
 
“Milli ve manevi değerlerimiz” için askerliğin zorunlu olduğu bir ülkede gençlere, “candan, anadan ve yârdan” geçin diyen Başbakanlık’a bağlı Diyanet, önce yedek ödenek talebinden fedakârlıkta bulunmayı düşünür mü?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nikric 1 yıl önce

Guzellik mi var o mahlukta.ateist ateistligini yapar musluman muslumanligini yapar.

Avatar
Selim İleri 1 yıl önce

Bizim gibi düşünmeyenler ingiliz uşağı, dış mihrak, bilmem ne bu onun kendi görüşü onaylarsınz veya onaylamazsınız. Herkesin dini inancı kendine ama kimse kimseye lakap takamaz, alaya alamaz. Yaftalama da yapamaz. Azıcık Kur an bilgisi yeter bunun için.

Avatar
selime 1 yıl önce

Bu, kadin mi erkek mi.gercekten kadin hoykurmus.saldiri olsun da diyanete ne olursa olsun.millet bunun pesinde.

Avatar
ahsen 1 yıl önce

ne güzeli ya çirkindernde öte.doğal ve yaratılış güzelliği olana güzel derim

Avatar
Yorum 1 yıl önce

Çiğdem hanim sehitletimizle diyanetin ek ödeneğin i nasıl bagdastirmis anlamadım milli ve manevi değerlerimiz için paramizdan değil canimizdan vaz geçeriz turkiyenin tek sorunu diyanet in ek ödenek istemesi yerinde bir yazı olmuş sehitletimizle böyle uzuntulerimizi duyurabiliriz

Avatar
KIZILVAİZ 1 yıl önce

bakanlıkların harcama kalemlerini değilde kurumların harcama kalemlerini esas alsaydınız, zekanız ve analiz yeteneğiniz konusunda kuşkuya kapılmazdım. eğitiim sağlık güvenlik gibi bir kurumdur diyanet ve yerinde de hareket etmiştir