Din hizmetleri sınıfı üzerinde oluşturulan algı operasyonun dünü ve bugünü
CELAL SÜRGEÇ / DİNİHABERLER.COM

Bu ülkenin gerek kurtuluş ve bağımsızlığında ve gerekse kuruluşunda din hizmetleri sınıfı diye adlandırılan müftü,müderris,vaiz,imam ve hatiplerin çok büyük fedakarlıkları ve asla inkar edilemez yararlılıkları olmuştur..Örnek olarak Sivas kongresine gelen Mustafa Kemal Paşa’ yı ilk karşılayanlar arasında Müftü Abdurrauf Efendi bulunuyordu. Müftü Efendi’nin bu konudaki çalışmalarını Vali Reşit Paşa, hatıratında şöyle anlatmaktadır:“Sivas Kongresi’nin hazırlıklarıyla, Kolordu Komutanı Miralay İbrahim Tali Bey, sabık Mebus Rasim Bey, Müftü Abdurrauf ve Emir Paşa gibi kişiler meşgul oluyorlardı. Müftü, kongre için cübbesinin eteklerini toplayarak ev ev, dükkân dükkân dolaşıyordu.” Erzurum kongresinin tertip edilmesinde ise Hoca Raif efendinin fedakarlıkları ve gayretli çalışmaları asla unutulamaz..Ayrıca  Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi ve Abdurrahman Kamil Efendi'ler de İstiklal Savaşı’nın en önemli destekçileri arasındadır.
  
İzmir valisinin Yunan işgaline karşı direnilmemesi telkinine şiddetle karşı çıkan İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi ile gönüllülerden oluşan ve Demiralay diye adlandırdığı birliklerin kurucusu Isparta'lı Hafız İbrahim Efendi ve benzer şekilde Çelikalay adını verdiği birliklerin kurucusu Afyonkarahisar'lı Hoca İsmail Şükrü efendi gibi şahsiyetlerde Kurtuluş Savaşı’nın en önemli destekçileri arasında yer alıyorlardı.
  
Benzer şekilde Denizli Müftüsü Ahmet hulusi Efendi ve Denizli’nin Sarayköy ilçe Müftüsü Ahmed Şükrü Efendi, Çal ilçe Müftüsü Ahmed İzzet (Çalgüner) Efendi Denizli mitinginden sonra düzenledikleri toplantılarla “Yunan kâfirinin hâkim olduğu yerde Cuma namazı kılınamayacağı”nı haykırarak halkın bağımsızlık bilincini harekete geçirmişlerdir.
 
İsimlerini bu köşede zikredemediğimiz binlerce din gönüllüsü fedakar şahsiyetler,bu ülkenin en sıkıntılı dönemlerinde bir köşeye çekilip oturmamış, bana ne dememiş, vatanın ve milletin yanında yer almış,bu milletin önüne düşmüş, rehberlik görevini en güzel şekilde ifa etmişlerdir..  
    
Ancak ne olduysa bu ülkenin kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesinde cephe gerisinde halkı organize eden,vaaz ve hutbeleriyle insanları coşturup harekete geçiren; cephe ilerisinde ise bizzat canla başla savaşarak destan yazan, ilk meclisi  dualar ve tekbirlerle açan  ve meclis çalışmalarına bizzat üye ve temsilci olarak iştirak eden bu güzide sınıf, kim ve kimler tarafından ve hangi maksatla daha sonraki aşamalarda bu ülkenin kuruluş ve kurumsallaşma çalışmalarından tecrit edilmiş ve çeşitli vesilelerle  tahkir edilip itibarsızlaştırılmıştır.
   
Ülkenin o zorlu ve çileli yıllarında kendi köşesinde oturan,savaşın çilesini çekmeyen,savaştan sonra iktidardan beslenmeye çalışan,rantını ve keyfini devşirmeye uğraşan,ülkenin binlerce yıllık yörüngesinde eksen kayması yaşatmaya gayret eden  bir takım guruplar,kişiler ve oluşumlar iktidarı etkilemeye,yölendirmeye başladılar.Bu bağlamda develet ile milletin asıl ve asil temcilcilerini karşı karşıya getirip vuruşturma gayretleri içerisine girdiler.O günkü idareyi yönlendirme görevini üstlenen ve bu millete tepeden bakan bu kesim,toplumu ayakta tutan bu kadim kültürün asıl temsilcileri olan din hizmetleri sınıfına karşı basın, yayın vb. çeşitli iletişim araçları vasıtası ile planlı, programlı ve sistemli bir şekilde itibarsızlaştırma operasyonu başlattılar..

Günümüzde bile hala bir takım dizi ve filmlerde, hikaye, fıkra ve  karikatürlerde din görevlisi imajı etrafında oluşturulan bu sorunlu algının temelleri işte o yıllarda atıldı..

Peki böyle bir algı operasyonuna neden ihtiyaç duyuldu?...Beraber yola çıkılan insanlar neden birbirinden koparılıp ber taraf edilmek istendi?..
   
Dinin her türlü ilerlemenin önünde bir engel teşkil ettiğini düşünen bu çok bilmiş kesim, dinin dönüştürülmesi (sosyal, kültürel alandan uzaklaştırılması )maksadıyla o yıllarda Avrupada ortaya çıkan Pozitivizm'i kurtarıcı olarak görmüşler, onun verileri doğrultusunda da dine ve dindarlara saldırmayı bir amaç edinmeye başlamışlardı.Bu sebeple onlara göre dinin hayatın dışına itilmesi ve sadece  kültürel bir faaliyet olarak kalması gerekiyordu.İşte bu nedenle dinin yaşanması hususunda topluma rehberlik eden din görevlilerinin kötülenmesi,tahkir edilmesi bağlamında düşük karakterli din görevlisi(imam, hoca)imajının zihinlere yerleştirilmesi lazımdı.Bu bir sosyal proje idi ve bunun için özel gayret sarf edildi..

Gazete haberlerinden tutun da karikatürler,makale ve romanlar ile sinema ve tiyatrolara varıncaya kadar bu konular sistemli bir şekilde işlenerek toplumun idare eden ve edilen kesimlerinde algı operasyonu başlatıldı.Bu ülkenin en zor yıllarında yanında yer alan bu güzide din hizmetleri sınıfı yavaş yavaş ve çok ustaca bir manevra ile hayatın dışına itildi,ülkenin inşaa sürecinden uzak tutuldu..

Onlardan doğan boşluğu doldurma görevi ise kendileri gibi düşünen ve aynı felsefeye inanan pozitivist eğitmenlere layık görüldü.İşte bu senaryo dahilinde mütemadiyen kötü bir imaj oluşturulmaya çalışıldı, dinden uzak pozitivist eğitmenler; çağdaş, hoşgörülü, fedakar, bilgili insanlar olarak takdim edilirken aynı köyde görev yapan hoca efendi ise, yobaz, bağnaz, cahil, hain, çıkarcı olarak sunuldu..
  
Ayrıca proje ile hedeflenen diğer bir husuta şu idi:“Marifetler iltifata tabidir/Müşterisiz meta zayidir”sözünde belirtildiği gibi toplumda her zaman İtibar gören meslekler yükselir. Bir mesleği öldürmek mi istiyor sunuz? O zaman onun itibarını aşındırınız. Bir zamanlar, medreseleri kapatılan,işsiz kalan ve sokağa terkedilen âlimlerin dilenmeye mahkûm edildiğinin sayısız örneklerini, o günleri yaşamış olanların ağzından bizzat dinlemişsinizdir...

Öyle ki  köylerde harman harman dolaşıp cemaatten iane ve ekmek dilenecek kadar horlanmış olan bu insanlara bir zamanlar “cerci hoca” adı takılmış ve birinci sene imam, ikinci sene tamam üçüncüde bir çuval saman.. İmamın evinde aş, ölü gözünde yaş çıkmaz...

Deli deliyi imam ölüyü sever... Bir tarlaya bir taraftan mandalar diğer taraftan ise hoca girmiş.Bostan sahibine ''mandaları değil,hocayı çıkar''gibi bunun benzeri bir sürü tekerlemeler o yıllarda birer birer kasden uyduruldu.(Maalesef bugün kendi cemaatımız bile o yıllarda uydurulan bu tekerlemeleri hala yüzümüze karşı söylemeye devam etmektedirler.)..

Türk Edebiyatında Halide Edip Adıvar'ın "Vurun Kahpeye" adlı romanının beyaz perdeye uyarlanması ile birlikte en azından belli bir kesimin zihninde "olumsuz din görevlisi imajı" yerleştirilmeye çalışıldı.
   
İşte Böyle bir ortamda kim çocuğunu itibarı sıfırlanmış bir mesleğe intisap etmek ister di? İşte istenen en önemli diğer bir hedefte buydu. Bu ülkenin üstün yetenekli ve zeki çocuklarını din alanından soğutup nefret ettirmekti.Bugün bu ülkede yaşadığımız,yokluğunu ve yoksunluğunu hissettiğimiz âlim kıtlığının nedeni de işte budur.
  
Öyle ise bu gün yapılacak en hayırlı adım, Diyanet'imizin zihinlere yerleşmiş bu imajı ve algıyı kırmak ve çok kaliteli gençlerimizi bu alana çekmek için toplumu inşaa edecek vizyona sahip gereçek din gönüllüsünü konu edinen çok kaliteli bir dizi filmi gösterime sokması olmalıdır diye düşünüyorum.Bu konuda bir zamanlar seyrettiğimiz  ''KÜÇÜK AĞA'' yapımı bile zihinlere yerleşmiş bu olumsuz algının kırılmasına neden olmuştu..
  
Son olarak şunu herkes iyi bilsin ki; bütün bu algı operasyonlarına rağmen dün olduğu gibi bugünde- Rabbim muhafaza eylesin- bu ülkenin başına bir şey geldiğinde ilk adımı  atacak ve cemaatına da attırmak için canla başla gayret edecek olan yine bu din gönüllüsü kardeşlerimiz olacaktır..

Bu gün hiç bir devlet görevlisinin bulunmadığı bu vatanın en ücra yerlerinde ve en uç noktalarında görev yapan, oralarda devletini temsil eden fedakar ve cefakar sınıf: DİN HİZMETLERİ SINIFIDIR..Rabbim yar ve yardımcıları olsun..

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
asilzade 2 yıl önce

Çok haklısınız. ..

Avatar
Lütfi 2 yıl önce

Sizi tebrik ederim bu memleketin böyle imamlara ihtiyacı var. paralel imamlara değil.

Avatar
Mahmut Şefik 2 yıl önce

Yıllardır taklidi imanı yaşadığımızdan tahkiki imanı yayamadığımızdan soruna tepki sorunu çözmez. Türkiye de Dine, Diyanete saygısızlık varsa saldırı varsa sorunu çift yönlü irdelememiz gerekir. Din görevlilerin eğitim kalitesi artması gerekir. Camisine ezan okununca gelen din görevlisi değil, sabah namazlarından kaçan din görevlisi değil, camisine her yönüyle değer veren, cemaatini misafir olarak gören keza bilgi, ışık saçan islamı tebliğ eden herkese selam veren din görevlisi günümüz şartlarında en zaruriyettir. Kadroya geçince dokunulmazlık zırhı varmış gibi din görevlisi statüsüde kaldırılmalı her daim denetlenmeli, ödüllendirilmelidir... Atv yi kınıyorum...

Avatar
Yakışıklı İmam 2 yıl önce

Çizgi ötesi bir paylaşım. Bunlar gerçekler. Tşk ederim böylesi enfes bir haberi paylaştığınız için...