Diyanet düşmanı hocanız size vize verdi mi?
Paralel yayın organı Meydan gazetesi yazarı Ömer Sahin, "Diyanet İşleri Başkanlığı Hacc organizasyonları için her yıl gazeteleri davet eder. İki yıl önce Radikal’de çalışırken giden gazeteciler arasındaydım. Allah var iyi de evsahipliği yapmışlardı. Bu sene “Akreditasyon” modasına Diyanet’in de uyduğunu duydum" diyerek büyük bir iftira atma yolunu tercih etti. Sahipleri böyle yazması gerektiği yönünde talimat verince! malum yazar da ulu orta meydanı boş buldu ve savurdu.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı yaklaşık 4 yıldır Hacc organizasyonları için her yıl gazeteleri ve internet haber sitelerini davet eder. Diyanet İşleri Başkanlığı son 3 yılda,  Paralel yayın organlarından her yıl 30'a yakın gazeteleri ve internet haber sitelerini davet etti ve bu yayın organları gitti. Gitti ama yatıp geldiler. Laf olsun diye sadece 2 haberi zor geçtiler. Dinihaberler.com olarak alenen itiraf ediyoruz. Paralel yayın organları, 2 haber dışında ciddiye alınacak hiç bir habere imza atmadılar. "500 liralık Zaman gazetesi" de buna dahil. Diğer hiç gazete ve internet siteleri gidemezken, zamanın basın müşavirinin tarihi hatası yüzünden 30 yakın FETÖ'nün yayın organları gitmiştir. 
 
 
İki yüzlüğün ne anlamı var!
 
Bay yazar “Muhalif olarak bilinen medyanın bir bölümü zaten yıllarca çağrılmıyormuş" diye yalanına bir yenisini daha ekliyor.  Radikal Gazetesinden geldiğin için yalanı çok güzel becerdiğini de itiraf edelim. O gazetenin işi bu değil mi? Gerçi şimdi çalıştığı yerde onlardan farklı değil. Tescillenmiş FETÖ'cü. Ya huyundan ya suyundan. Geçen ve ondan önceki yıllarda FETÖ'cü medyaya hizmet eden 30 yakın örgüt üyesi gitmiştir. Biraz daha araştırırsanız gerçekleri öğrenebilirsiniz. O bilgiyi veren malum şahısların dini imanı yalan olduğu için sizi de kandırmış olamazlar mı? Dürüst olmakta her zaman fayda vardır Ömer bey!
 
Paralel yayın organı Meydan gazete yazarı Ömer Sahin, bu yıl gidemediğinden hayıflanmış. Binlerce internet haber sitesi ve yüzlerce gazete yayın organları var. Bu kadar aç gözlü olmanızın ne gereği var? Bırakın da birazda diğerleri gitsin. Sahibiniz için güzel işler çıkardığınızı da itiraf edelim. Körle yatan şaşı kalkar. İşiniz gücünüz hükümetle, devletle, milletle, dinle ve diyanetle uğraşmak olduğu için "sümmün bükmün umyün fehüm la yerciun" "Onlar Sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar, (Rab'lerine) dönmezler." Sahipleriniz başta olmak üzere Sağır, dilsiz ve kör oldukları için gerekleri göremiyorsunuz.
 
Şaşkın yazar "Yeni kurulmuş bir gazete olduğumuz için Meydan’ın unutulmuş olabileceğini düşündüm.  Meğer Zaman, Bugün, Yeni Asya gibi gazeteler ile Kanaltürk, Samanyolu TV çağrılmamış." diyor. Allah akıl fikir ihsan eylesin. Saymış olduğunuz bu yayın organları bugün  devletin genleriyle oynayan FETÖ'nün yan kuruluşları olduğunu kamuoyuna söylemekten haya mı ediyorsunuz?  Ya gerçekten safsınız ya da şeytana taş çıkartıyorsunuz. Ama yemezler..
 
Sahi gaipten mi aldınız bu bilgileri; "Diyanet’i aradığımda oradaki arkadaşlar ‘akreditasyon yapmıyoruz” dediler. İyi niyetli olduklarına eminim ama sanırım listeden haberleri yoktu". demekki orada da adamlarınız var bu listeyi size sızdırdılar.  Diyanet'ten ‘akreditasyon yapmıyoruz” diye açıklama yapan personel haliyle listeden de haberi vardır.  
 
Paralel yayın organı Meydan gazete yazarı Ömer Şahin, bu kadar iki yüzlüğün bir anlamı var mı? Siz bu kafayla hiç bir zaman yol alamazsınız. İcazet aldınız mı hocanızdan, Diyanet düşmanı hocanız size vize verdi mi? O mel'un hacca gitmeyi sevmez de, sonra size kızmasın sakın!

 
-İŞTE O ŞAŞKIN YAZARIN ABSÜRT YAZISI-
 

Akreditasyon..
 
Ne zaman duysam yüzüm ekşir. Sevimsiz kelimedir .Ayrımcılığın, ötekileştirmenin, eşitsizliğin adıdır.
 
Adını duyalı fazla olmadı. 28 Şubat’ın sisli günlerinde hayatımıza girdi. Tıpkı “Andıç” gibi .
 
Demokrasi şablonuna uymayan en azından ‘ayıp’ olarak algılandığı için uygulamanın kısa sürede hayatımızdan çıkacağını zannettik.
 
O günler artık geride kaldı diye düşünüyorduk.
 
Bırakın sona erdirmeyi genişletilerek uygulanıyor.
 
Askerin kademeli şekilde kaldırdığı “akreditasyonu” iktidar tarafından adım adım genişletiliyor.
Son olarak şehit cenazeleri gazete ve TV’lere kapatıldı.
 
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve kimi devlet kurumları akreditasyon kapsamını genişletiyor.
Böyle giderse seçilmiş gazeteciler tesbit edilmiş soruları sormak zorunda kalacak.
 
Hadi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın uçağına belirli isimler çağrılıyor; anladık. Uçaklara ve VİP, CİP salonlarında gazete ayrımcılığı devam ediyor.
 
7 Haziran oldu. Halkın tercihleri değişti ama “akreditasyon” tam gaz devam.
 
En son duyduğum uygulama “Bu kadar da olmaz!” dedirtecek cinsten.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı Hacc organizasyonları için her yıl gazeteleri davet eder.
İki yıl önce Radikal’de çalışırken giden gazeteciler arasındaydım. Allah var iyi de evsahipliği yapmışlardı.
Bu sene “Akreditasyon” modasına Diyanet’in de uyduğunu duydum. 
 
Önce inanamadım. Yeni kurulmuş bir gazete olduğumuz için Meydan’ın unutulmuş olabileceğini düşündüm.  Meğer Zaman, Bugün, Yeni Asya gibi gazeteler ile Kanaltürk, Samanyolu TV çağrılmamış.
 
 
“Muhalif” olarak bilinen medyanın bir bölümü zaten yıllarca çağrılmıyormuş. Onu da bu vesileyle öğrendim.
Diyanet’i aradığımda oradaki arkadaşlar ‘akreditasyon yapmıyoruz” dediler. İyi niyetli olduklarına eminim ama sanırım listeden haberleri yoktu.
İşin muhataplarından ise çıt yok.
Diyanet gibi siyaset üstü kalması gereken kurumun bu yaptığına ne demeli?
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
osman 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz alay edici, gerçeklikten uzak olduğu ve diğer okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.