Diyanet'e ve Kayseri Eski Müftüsüne Büyük Saygısızlık..!
Derlemeler değil saçmalamalar
 
Kayseri'deki Müftü değişikliğinin yankıları devam ediyor...
 
Kayseri eski il müftüsü Ali Maaşlıgil'in emekliye ayrılması ile beraber boşalan müftülük makamına kimin geleceği çok konuşuldu. Gözler hep Kayseri'den gelecek atama haberindeydi. Kayseri'nin yeni il müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven oldu. Güven' i herkes ilgi ile karşıladı ve bu atamayala Diyanet çok takdir topladı.
 
Yeni müftü güzel karşıladı ana eski müftü Ali Maraşlıgil'e haksızlık eden Rıza Bozdağ, arkasından hiç de hoş konuşmadı. Köşesinde Maaşlıgil'in arkasından mahalle dedikodusunu aratmayan paylaşımlarla etik olmayan bir uslüp sergiledi. Pek muhterem ve Kayseri' ye bir çok hizmetleri dokunan Maraşlıgil'in arkasından böyle konuşması Diyanet camiasında da hoş karsılanmadı. Bozdağ'ın, yazısında Diyanet'ten o kadar çok beklenti içerisinde bulunması "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" dedirtti...

Hem kel hem fodul 

Ayrıca Rıza Bozdağ, hem Diyanet'ten beklentisini sıralamış hem de var olan hizmeti takmıyor. Madem önemli bir şehrin gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorsun, kardeşim kibri üzerinden at biraz araştır.  

Özgüven sahibi olmakla kibirli olmak maalesef birbirine karıştırılmaktadır. Oysa özgüven ile kibir tamamen farklı şeylerdir. Bir insanın kendine güvenmesi normalken sınırı aşıp kendini beğenmeye başlaması ve kibirlenmesi yanlıştır. Mesela kibirli insan “kendini aşırı derecede beğenir, başkalarından üstün, önemli ve özel” görür. Kendisinin en akıllı, en yetenekli ve en iyi insan olduğuna inanır. Sürekli övülmeyi ve pohpohlanmayı ister, menfaatçidir. Kendi çıkarları için her şeyi göze alır, evrensel hukuk ve ahlâk ilkelerini çiğner, yalan söyler, iftira atar, belden aşağı vurur. Son derece kıskanç, kinci ve nankördür. Kesinlikle empati nedir bilmez. Beklentileri karşılanmazsa sinirlenir, eleştiriye asla tahammül edemez, suçu hep başkalarına atar, kendisine hiçbir zaman hiçbir toz kondurmaz.

Kandırmayı başardığı saf insanların duygularını istismar eder ve onları tepe tepe kullanır. Çıkarı bitince de onları bir kenara atar ve derhal unutur; çünkü onun kitabında vefaya asla yer yoktur. O elit/ mütref/ azgın sadece ve sadece kendini düşünmektedir/ sevmektedir. Amacı; zenginlik, güç, şöhret elde etme veya insanları yönetme arzusudur.
İşte bütün bu özelliklere sahip kibirli insanlar hem Yüce Allah tarafından hem de “aklını kullanmasını bilen diğer insanlar” tarafından asla sevilmezler. 


İŞTE O ÇELİMSİZ YAZI...


KAYSERİ İL MÜFTÜSÜ
 
Bildiğiniz gibi Kayseri İl Müftüsü Ali Maraşlıgil emekliye ayrıldığı için müftülük makamı şu anda vekâleten yürütülüyor.
 
Bir diyanet çalışanı olmasam da eski müftü Ali Maraşlıgil ile yıldızımız bir türlü barışmadı. Kendisi ile bir vaazından sonra bir konu üzerine hafif bir tartışma yaşamıştık. Ali bey bu tartışmayı makamından aldığı güç ile bastırmak isteyince ben uzatmadan oradan ayrılmıştım.
 
Bir keresinde de kendinden önceki müftü olan Şaban işlek beyin biz ilahiyatçılardan dert yanıp bize irşad konularında yardım talebi sunması ama görevinin sona ermesi nedeniyle Kayseri’den ayrıldığı için Şaban hoca ile çalışma imkânı bulamadığımızı, kendisi ile bu konuda birlikte çalışabileceğimizi söylemiştim. Yani mahalle camimizde haftanın belirli günlerinde sohbet ederek halka dini konularda irşad vazifesi yürütmeyi teklif etmiştim. Ancak benim diyanet personeli olmamamı gerekçe göstererek reddetmişti. Oysa ondan önceki müftümüz, benim diyanet personeli olmadığımı bildiği halde bu görevi kendisi teklif etmişti.
 
En son olarak ise Küçük Millet Meclisi toplantısında AK Parti Kayseri milletvekili Yaşar Karayel’in anlatmış olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı Genel Merkezinde kurulan DİYAM ile alakalı olarak bu gazetede yazdığım bir yazıdan dolayı “Diyanet kurumunun şahs-ı manevisini tahkir ve tazyiften” benim hakkımda tazminat davası açmaya kalkışmıştı. Benden yazımı tekzip etmemi istemişti. Ben de yazıda anlatılanları benim değil, Yaşar Karayel’in tekzip etmesi gerektiğini söyleyerek reddetmiştim.
 
Hiçbir dünya makamının kalıcı olmadığı Kayseri İl Müftülüğü makamı da kalıcı değildi ve Ali Bey emekli olup köşesine çekildi. Bundan sonraki hayatında başarılar dilerim.
 
YENİ KAYSERİ İL MÜFTÜSÜ
 
Ali Maraşlıgil’in emekliye ayrılmasından sonra Kayserimizin müftülüğü bir süreliğine vekâleten Galip Koçer tarafından yürütüldü. Bu sırada çetin bir yeni müftü atama mücadelesi yaşandı.
 
Açıkça ortalıkta konuşulmasa da birkaç kişinin Kayseri il müftülüğü için kıyasıya bir mücadeleye girdiği söylendi. Bu kişilerin kim olduğu çok da önemli değil. Belki de hangisi olursa olsun makamın hakkını vermek için çalışacak kişilerdi.
 
Ancak birisinin müftü olmak isterken başka birisi hakkında iftira boyutuna varan çok çirkin konuların konuşulması gerçekten üzücü ve yıpratıcı oldu. Burada yıpranan, hakkında iftira atılan kişi değil, iftirayı atanlar oldu.
 
Sonunda İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı, merhum Prof. Dr. Zeki Duman hocamızın çok kıymetli mesai arkadaşı Doç. Dr. Şahin Güven hocamız Kayseri il müftüsü oldu.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı görevi daha önceden beri akademisyenlere tevdi edilmekteydi. Ama il müftülüklerinin de akademisyenlere teslim edilmesi son beş-altı yıllık bir hadise. Belki Diyanet teşkilatı akademisyenlerden müftü yapmaya sıcak bakmıyor. Çünkü bu tür atamalar teşkilat dışından birilerinin atanmasını gerektiriyor. Diyanet personeli kendi içlerinde müftülük makamını dolduracak kapasitede değerli insanlar olduğuna inandığı için teşkilat dışından yapılan atamalardan rahatsız oluyor.
 
Buna rağmen Diyanetin teşkilat dışından ve özellikle akademisyenler arasından son derece kaliteli atamalar yaptığı da herkesin kabul etmesi gereken bir gerçektir. Bundan önceki İstanbul müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ve yeni müftü Prof. Dr. Rahmi Yaran, Bursa müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Konya müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar gibi birbirinden değerli akademisyen âlimlerin müftülük makamlarına tam oturduğu ve o omakamın hakkını verecek derecede orayı doldurduğu asla yadsınamaz.
 
Bu kadar ilin ardından Kayseri’ye de akademisyen bir âlim müftü olarak atandı. Bir Kayserili ve bir ilahiyatçı olarak Şahin Güven gibi ilmine güvendiğim ve makamının hakkını vereceğinden asla şüphe etmediğim bir il müftüsüne kavuşmuş olmak beni son derece memnun etti.
 
Şahin Güven hocamdan ilk beklediğim icraatlar şunlar olacak:
 
1-   28 Şubatçıların bir dayatması neticesi zamanın müftüsü Necmeddin Nursaçan tarafından zorla uygulattırılan merkezi ezan ve merkezi vaaz saçmalıklarına bir son verilmesi.
 
2-   Diyanet personeli olmasa da İlahiyat Fakültesi mezunu çok sayıdaki arkadaşımızın özellikle mahalle camilerinde vaaz ve irşad faaliyetleri için görevlendirilmesi.
 
3-   Din görevlileri içerisinde insanlara din anlatmakla mükellef olan arkadaşlarımızın hurafe ve efsaneler anlatmasının önüne geçmek için çok sayıda hizmet içi eğitim semineri faaliyetleri düzenlemesi.
 
4-   İl merkezindeki büyük camilere din görevlisi olarak atanacak kişilerin, sadece sesi güzel olan arkadaşlar arasından değil, aynı zamanda ilmî vukûfiyeti olanlar arasından da seçilmesinin sağlanması.
 
5-   Her şeyden önemlisi de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm Türkiye’de ve Kayseri’de devlet gücünü arkasına alarak ülkedeki tek dînî otorite olarak kendisini tanıtmasından ve bunun dışındaki ilmî faaliyetleri bastırmaya yönelik statükocu huyundan vaz geçmesi.
 
KUR'ÂN'IN İTİBARI MI, DİYANET'İN İTİBARI MI?
 
Ramazan ayı içerisinde yapılan bir iftarda, birlikte olduğumuz insanların statükocu ve devlet destekli dayatmacı Diyanet’in iftar ve imsak vakitlerini sorgulamasına vesile olması için Allah’ın Kur’ân’da belirttiği vakitte iftar ettim ki bu, Diyanet’in belirttiği vakitten yaklaşık altı dakika önce idi.
 
Yaklaşık 130 kişi korku ve dehşet içinde bana bakıyordu. Sonunda içlerinden biri “Hocam, bugün size karşı tüm sempatimin yok olmasına sebep oldunuz” dedi. Çünkü Diyanet’e göre değil, Kur’ân’a göre iftar etmiştim.
 
Müslümanların Kur’ân’a göre değil de Diyanet’e göre amel etmesi ve Allah'ın değil de Diyanet’in itibarını korumaya çalışması beni gerçekten çok üzse de bazılarının Diyanet’in belirlediği vakitler hakkında daha dikkatli olacaklarına şahit olmak çok sevindirdi ve gelecek için Kur’ân ve Allah adına ümitlendirdi. 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
iftar meselesi 1 yıl önce

Kuran, "onların işleri şura iledir" buyuruyor. "fesatlık" ile değil.
Ne demek, diyanet Kurana ters mi fetva veriyor. Allaha rağmen mi?
bu en basit ifade ile Edepsizlik
KUR'ÂN'IN İTİBARI MI, DİYANET'İN İTİBARI MI? ifadesi kime ait ise
Kınıyorum.

Avatar
Irfan 1 yıl önce

Riza hocam dogrulari yazmis agzina saglik giden muftumuz sakali goruntusu aldatici idi parelel sebekenin agbeyi idi o da gazeteletonde yazi yazsin ne diyelim.yolardir din gorevlilerine tepeden bakan kibirli muftulerin catkina comak girdi. .

Avatar
Muhammet KARA 1 yıl önce

Ali MARAŞLIGİL hocamızın size irşat görevi vermemekle ne kadar isabetli davrandığı tavrınızdan anlaşılıyor. İnşaallah yeni müftümüzde aynı hassasiyeti gösterir. Kur'ana göre iftar ettiğiniz meselesi ise (sanki Diyanet Başka bir kitaba göre imsakiye hazırlatıyor) sadece sizin iddianızdır.

Avatar
abdullah seven 1 yıl önce

böyle haberi gazetesinde yazıp orucunu insanlara saygısızca açan bu zavallı kimin yada kimlerin dinine hizmet ediyor . hz . ademden bu yana bunları allah bu tür insanların şerlerinden önce kayserilileri sonra türkiyemizin güzel insanlarını ve ümmeti muhammedi korusun.

Avatar
Bir sual. 1 yıl önce

"Allah’ın Kur’ân’da belirttiği vakitte iftar ettim ki bu, Diyanet’in belirttiği vakitten yaklaşık altı dakika önce idi." Dmek ki neymiş, Kur'an'da namaz vakitleri saat ve dakika olarak yazılıymış! Ama koskoca diyanet bunu görmeyecek kadar cahilmiş! Uyanın ey din işleri yüksek kurulu üyeleri ve çabucak bize de bildirin bu ayetleri! Ne kadar salakça bir yazı bu yahu?

Avatar
Mağdur personel 1 yıl önce

Ya bırakın allah aşkına maraşligili bizzat görmüş ve personeli olmuş birisi olarak açık ve net konuşuyorum size vaazlarda konuşup ahkam kesipte kendi hayatına gelince hiç biriyle yakında uzaktan alakası olmayan diktatör bir insandı. Çok kişi çekti perişan oldu sayesinde saolsun ve bizzat ağzı ile söyleyip en az 50 kişinin yanında söylediği lafı daha sonradan şikayet olunca inkar edip ve personeli sen kimsin atın lan bunu görevden diyerek azarlayan yanına girmeye herkesin korktuğu bir karaktere sahipti ben yaşadığım için söylüyorum bunları Rabbim kimsenin yanına birakmayacak bu olanlari ben hala hakkımı helal etmiyorum çok kişinin hakkına girdi elbet bunların hesabı birgün görülecektir Rabbim herkese hakettigini mutlaka verecektir...

Avatar
yavuz 1 yıl önce

istenilen maddeler, icraatlar ekseriye herkezce istenilen malum maddeler.
irşad , diyanet görevlilerince yerine getirilmeli.
sadece namaz vaktinde işi bitmemeli din görevlilerinin.
özveriyle çalışmalı, enazında her perşembe veya cuma günü dükkanlar, esnaf gezilmeli. çocuklarla ilgilenmeli.

Avatar
Rıza 1 yıl önce

Bu arada Diyanet ve personeli hakkında yeni bir yazı daha yazdım. 23 Temmuz 2015 tarihli Kayseri Gündem gazetesinde yayınlandı. Gazete, kendi sitesinde yayınlar yayınlamaz onu da paylaşın. Bu teşkilattaki tertemiz din görevlileri hariç, iki yüzlülük yapan ve dini kendi tekellerinde gören Diyanet teşkilatı temsilcilerini rahatsız etmeye devam edeceğim. Hacc ve umre organizasyonları, mevlidler, hatimler vs konusuna da gireceğim. Siz bunlarla uğraşırken insanları nasıl cahil bıraktığınızı açıklayacağım.