Diyanet'in İçindeki Vesayetçi Zihniyetler!
Erdi KARADENİZ / ANKARA

Fahri, ücretli, sözleşmeli, kadrolu fark etmeden kurum içinde topluma yönelik dini ve siyasi ön plana çıkartıcı şekilde yapılan çalışmalar, zarar verici boyutlara ulaşmış. İnsanları yönetici ve yönlendirici baskı unsuru haline getirilmiştir. Kurumunu göz ardı ederek arkasına salt çoğunluğu alarak, kalkıp bürokraside örgütlenmeye çalışmak, siyasete girmek, 'şu partiye, bu partiye oy ver', şu tarikatı bu cemaati sev, sahip çık diye konuşmaya başlanırsa, orada 'dur' denilir. Ülkemiz'de bunun örnekleri farklı durumlarda yaşandı. Çok sevilen tiyatro ve sinema sanatçıları vardı, herhangi bir partiden aday oldular kazanamadılar. Millet, sanatını icra ederken büyük teveccüh gösteriyor ama siyasetci olarak oy istediğinde vermiyor. Milletin bir alandaki sevgisini her alanda gibi anlamak yanlışlık getirir. Bu nedenle, imam, Kur'an kursu hocası yada kurum içinde memurluğunu sürdüren personelin dini bir topluluğun, siyasi herhangi bir partinin sempatizanlığını yapması, dini duyguları bürokrasiyle karıştırması veya siyasi duygularını, dinle karıştırması, çalışmış olduğu kuruma zarar vermekten, yıpratmaktan öteye gitmez. Ve toplum bir gün sorar, sende mi Bürütüs diye.

Vesayetçi bir anlayışla yapılan çalışmalar, dini hassasiyet üzerine oturtulan çalışmalarla, bürokrasi, siyaset yada dini değer yargılarında, prim toplamaya kalkarsan, bulunulan kurum ve toplum ona gereken cevabı verir. Bu seçimlerde cemaatten olan kurum çalışanlarının ve toplum içindeki sevenlerin siyasi Parti karşıtı cephe içinde yer alması, hatta o cephenin öncülüğünü yapması, milletten tam aksine reaksiyon gördü. Aynı şekilde siyasi parti içinde yer alıp cemaat karşıtı eylemler yapılmasıda aynı tepkiyi yaşattı. Neden mi? Diyanet İşleri Başkanlığın da çalışan personel kimsenin sempatizanı olmamalıdır.

Onun tek doğrusu Allah ve Resûlü, tek gerçeği Kur'an-ı Kerim olmalıdır. Cemaat ve siyaset sempatizanlığı, güçlü saf gibi gözükse de, uçan balon gibi birilerinin elinde patlamaya yada patlatılmaya mahkumdur. Operasyon başlığı altında, toplumu inandırma ve yönlendirme çalışmaları, her zaman sonuçsuz kalmaktadır. Vesayetçi bir anlayış Türkiye'de var olmaya çalışsa da, vesayetçilik şahıslar, düşünce ve ideolojiler değişerek varlığını sürdürmüş olsa da, Siyasetin ve Cemaatlerin hayatlarımızdaki yeri ve önemi, olmazsa olmazlar arasında değildir.

Bir örgüt veya örgütlü militanlar yapı varlığını ettirsede, bu yapı büyük ölçüde vesayetçi anlayışın uzantısı olsa da, bulunduğunuz kurumda, sahip olduğumuz anlayış ve fikir yapılarıyla dikte etme çalışmaları yapmak yerine, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yapı ve sorumluluk esasları çerçevesinde olduğumuzu hatırlamamız gerekmektedir. Bu yapıyı ve düzeni alınmış olan hakkı, kendisi için bir sosyal meşruiyet zemini olarak görüp dini ve siyasi doğruları üzerinde kullanmak birbiri ile uzantılı bağlantılar kurmak,siyasi ve dini sempatizan olmak o türden çalışmalara hizmet etmek,camimize gelen cemaatimizin iyi niyetli sevgi saygısını yerle bir eder. Falan siyasi partinin hocası bu, yada falan tarikatın cemaatin hocası bu denilerek, toplum içindeki birlik ve bütünlüğün bozulmasına şiddetli şekilde zemin hazırlanır. Farkında olmadan toplumun önderliği üstlenilen meslekte, farklı değer yargılarının örgütlü yapı oluşsun diye destek verilen halkalarından olunur. Bu durum zamanla, Siyaset ve Cemaatlerin içinde organik görev yapanların durumuyla aynı olur, onlardan gelen talimata göre hareket edilir. Böylelikle, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumu içinde çalışan personel ve kurum saygınlık ve değer yargılarını yitirmeye başlar.

Diyanet İşleri Başkanlığı herkese kapısını açan kucaklayıcı bir yapıdır. Bu yapıyı ve yapıyı oluşturan zemini değiştirmeye, düzeni bozmaya,yeni bir düzen getirme çalışmaları yapmaya, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan aldığı hakları kullanarak, astığım astık kestiğim kestik üslubu takınmaya kimsenin hakkı yoktur, olamaz.



Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yavuz celepoğlu 3 yıl önce

duyumlara göre haber yapmayın oyleyse