Erdoğan'ın entellektüel versiyonu
Şu an öyle görünüyor ki, yeni Türkiye'nin yeni ekibi işe 30 Ağustos'ta başlayacak. Bu tarih çok anlamlı bir tarih. Tevafuk mudur yoksa bilinçli mi denk getirilmiştir bilemem ama bu tarih yeni Türkiye'ye damgasını bir kez daha vurmaya adaydır. 
 
26 Ağustos'ta başlayan büyük taarruz 30 Ağustos'ta Yunan'ı ülkeden kovarak zaferle sonuçlanmış ülkemize zafer bayramı olarak kazandırılmıştır. 
 
Yine, 26 Ağustos'ta başlayan yeni Türkiye'nin yeni kadrosunun işbaşına geliş süreci, bu kez Yunan'dan çok daha azılı düşman olan Paralel İhanet Çetesi'nin (PİÇ) 40 yıllık planlarını ve hayallerini okyanusa dökerek ve ülkemize yeni bir zafer bayramı armağan ederek 30 Ağustos'ta tamamlanacaktır. 
 
Bu yeni 30 Ağustos'un mimarları kim veya kimlerdir?
 
Bu başarının mimarlarını isim olarak zikretmek yerine, bu başarının nasıl sağlandığını zikretmenin daha anlamlı olacağını düşünüyorum. 
 
Zira hep şu vurgulandı. İsimler değil niyet ve fikirler önemlidir. Böyle olunca da "niyet hayır, akibet hayır" formülü işledi ve zafer bir kez daha geldi. 
 
Niyetin hayrolduğu Sayın Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonraki halef seçme sürecinde partinin her kademesinde yapılan yoğun istişare toplantıları, bir nevi istişare şekli olan anketler ve kitle önderlerinden fikirler alınmasından anlaşılmaktadır. 
 
Gerek Paralel İhanet Çetesi'nin (PİÇ) gazeteci imamlarının yönlendirmeleri gerek harici düşmanların gizli ve açık telkinleri istişare sonuçlarına etki etmemiş, milletin beklentisi bir kez daha gerçekleşerek milletin bir adamı milletin bir diğer adamını halef seçmiştir. 
 
Ve 9 Ağustos'ta dinihaberler.com'un yayınladığı analiz haberinde de beklediği isim olan Ahmet DAVUTOĞLU yeni Türkiye'nin yeni hizmetkarı olmuştur. TIKLAYINIZ


 
Ülkemize, milletimize ve tüm ümitlerini milletimize bağlayan tüm İslam coğrafyasına hayırlı olsun. 
Yeni 30 Ağustos'tan önceki Türkiye tarihi ve tarih yazanları hakkında çok şey yazıldı çizildi. Ve siz bunları çok okudunuz. 
 
Ben, yeni Türkiye ve yeni hizmetkarı hakkında eskisinden farklı olabilecek bazı gelişme ve beklentiler hususunda "hissi kablel-vuku" kabilince bir şeyler paylaşmak istiyorum. 
 
Öncelikle şunu belirtmekte fayda mulahaza ediyorum;
 
Eski ve yeni arasında kafa yapısı, fikir ve zihniyet açısından hiç bir fark yoktur. Çünkü DAVUTOĞLU, ERDOĞAN'ın entellektüel versiyonudur. Bu ince fark bile yeni Türkiye'ye çok olumlu bir şekilde yansıyacaktır. Bu fark ve beklentileri maddeler halinde sıralayalım;
 
1- DAVUTOĞLU, Türkiye'nin en önemli sayılan üniversitelerinden birinde hem ekonomi hem de uluslararası ilişkiler okuyarak Türkiye'nin en hassas iki konusuna da vakıf bir başbakan olacaktır. Bu ise, hem ekonomiye hem de dış siyasete olumlu yansımaya devam edecektir. 
 
2- DAVUTOĞLU'nun entellektüel özelliği ve eğitimci olmasından kaynaklanan farkı ve şansı yeni kadroların oluşması esnasında kendisine yardımcı olacak ve daha ehil bir kadronun oluşmasına vesile olacaktır. 
 
Zira, ERDOĞAN, parti oluşumunda ve millet vekillerini seçiminde davet metoduyla kadro kurarken, DAVUTOĞLU, bizzat kendi öğrencilerinden seçme metodu ile kadro kuracaktır. 
 
3- ERDOĞAN, kadro kurarken Paralel İhanet Çetesi'nin (PİÇ)  henüz deşifre olmadığı için partiye tuzluk- sabunluk ne varsa sızma durumu söz konusu olmuşken, DAVUTOĞLU, vatana ihanet etme riski sıfır olan kimselerden kadro kurma şansına sahip olacaktır. 
 
4- ERDOĞAN, hükümete geldiği ilk dönemlerde karşısında bir sürü gizli (paralel ihanet çetesi gibi) ve açık 
( ergenekon, pkk, 28 şubat çetesi bir kısım asker ve bir kısım medya gibi) düşmanı mevcut iken, DAVUTOĞLU, bütün bu düşmanlardan temizlenmiş ve temizlenmeye devam eden bir zamanda iş başına gelme gibi önemli bir şansa sahiptir.
 
5- ERDOĞAN, ülkeyi, ekonomik siyasi ve demokratik bir enkaz olarak devralmışken, DAVUTOĞLU, dünya sıralamasına girmiş bir ekonomi, siyasi istikrarı sağlanmış ve demokrasisi istenilen ölçüde olmasa da belirli bir miktarda sağlanmış bir ülke devralmaktadır.
 
6- ERDOĞAN, ülkeyi devraldığında Çankaya'da, sırf gıcıklık olsun diye her yasayı reddeden ve her reddin arkasından da eşi ile "nasıl reddettim ama " şampanyası patlatan bir zat varken, DAVUTOĞLU, ülkesine gençliğini feda eden, ülkesine sevdalı ve tüm varlığı ile kendisinin arkasında olduğunu haykıran bir REİS ile birlikte çalışma şansına sahip olacaktır. 
 
Özetle, DAVUTOĞLU, birçok konuda şanslı gibi görünürken, çıtası bir hayli yükselmiş bir ülkenin çıtasını her alanda daha da yukarı çıkarmak gibi zorlu bir maratona girme gibi bir şanssızlığı vardır.
 
İşte bu nedenlerden dolayı bu bayrak yarışını en güzel şekilde devam ettireceğini milletçe düşündüğümüz milletin bir diğer adamına, her türlü kulis bilgilerine , fiskos sohbetlerine, iç ve dış telkinlere kulağını tıkayarak bu şansı veren sayın CUMHURBAŞKANIMIZA teşekkür ederken, milletin yeni adamına çıktığı bu zorlu yolda başarı ve ferasetler diliyoruz. 
 
Not: DAVUTOĞLU'nun bir şansı da, Ahmet Hakan'ın yaşlanması, çaptan düşmesi ve gazetesinden kovulmak üzere olmasıdır. 
 
Selam ve dua ile. 
Süfyan İHSANOĞLU
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ebu zehra 2 yıl önce

esselamu aleykum Yazıyazan arkadaş bişeler yazmış güzel hemde son a koymuş olduğu not tam yerinde bir espiri olmuş fakat. Paralel ihanet çetesinin kısaltarak vermesi islam ahlakınının neresinde yazar sayın admin siz herşeyi yayınlıyormusunuz.

Avatar
siyaset sayfası mı dini haber mi ?? 2 yıl önce

____ADMİNİN YORUMU____ Seni zorla tutan yok. Ayrıca vatan haini Paralel İhanet Çetesi'ne ait üyelerin yorumları yayımlanmamaktadır. Anladın.....