Hz. Peygamberin bir peygamberlik bürosu yoktu!
DiNiHABERLER.COM öZEL iÇERiK


DERDİ OLAN DERMAN ARAR


Konya’da bir grup gönüllü hoca hanım geçen yazdan bu yana belli aralıklarla bir araya geliyor toplanıyorlar. Üst üste yaptıkları üç programın (miraç ve namaz, kuranın çocukları kadirde buluşuyor ve yaz sonu kapanış programları) aralarında oluşturduğu uhuvvet ve ülfeti yitirmemek için merkez ilçelerde görev yapan öğreticiler; kadrolu fahri ayrımı yapmadan, kah toplantı salonlarında kah camilerde kah çay bahçelerinde kah evlerinde toplandılar bir kış boyu. Dertleri geçen yazdan bu yana bağları koparmamak, safları sıklaştırmak, birbirlerini unutmamaktı.

Hac mevsiminde bir kitap bir yazar söyleşileri ile Leyla İpekçi’yi ağırlayan ekip bu yaz bir farklılık yaparak, Karatay İlçe Müftülüğü’nün katkılarıyla yaz kurslarında görev yapan hoca hanımlara yönelik bir seminer düzenledi.

Konya’nın gülümseyen yüzü olarak bilinen eğitimci yazar Musa Mert Aziziye Kültür Merkezi’nde bir araya geldiği 300 kadar kuran kursu öğreticisi ile 21 yıllık öğretmenlik hayatının ipuçlarını ve tecrübelerini paylaştı. Başka gönüllere de merhem olur duası ile paylaşayım istedim.

Derdi olan derman arar:

Eğitimcilerin özellikle din görevlilerinin hayatında istişarenin önemine değinen Musa Mert, istişarenin olmadığı yerlerde ilmin bereketinin kaybolacağından bahsederek konuşmasına başladı. Bilinç tazelenmesi, doğru bilgiye sahip olmak, öğretmenlik becerisini kazanmak olarak 3 ana başlık altında konuşmasına başlayan Musa Mert bilinç eksikliğine dair şunları söyledi.

1)BİLİNÇ ŞUUR EKSİKLİĞİ:

Yeni imkân ve şartların gerektiği kadar kullanılmadığından bahseden Musa hoca zor dönemlerde aşk ve gayretle çalışan müminlerin bu rahatlık dönemlerindeki rehavetine sitem ederek dinleyicilere, Kuran Kursları’nız olmasa kaçınızın sohbet grubu olurdu sorusunu yöneltti. Öğretmenliğe ilk başladığı yıl çok şaşırdığını kaydeden yazar, “ Okula gittiğimde sınıflarda beni hazır bekleyen öğrenciler gördüm. Bu müthiş bir şeydi. Düşünsenize öğrenciyi toplamak için uğraşmıyorsunuz öğrenci sizi orda hazır bekliyor. Bu eğitimin en keyifli kısmı.” dedi.

Öğrenci azlığından şikâyet edenlere, davetçilerin, din gönüllülerinin tembel olamayacağına, hazırcılığın tehlikesine işaret eden yazar şu çarpıcı cümleyi kurarak dikkatleri üzerine çekti.

Hz. Muhammed’in (a.s) bir peygamberlik bürosu yoktu:

Peygamber aleyhisselamın insanlara dini anlatmak için nasıl koştuğunu hatırlatan Musa Mert, “Hz. Peygamberin bir peygamberlik bürosu yoktu. Oturup insanların kendine gelmesini beklemedi. Peygamber aleyhisselam çadırlara, panayırlara, Mekke’ye Taif’e koştu. Derdi vardı onun için koştu. İnsanların din öğrenmek için size koşmasını beklemeyin siz dert sahibi olarak onlara koşun.” tavsiyesinde bulundu.

Mümin içten yanmalıdır:

Dert ve dava sahibi bir müminin harekete geçmek için bir başkasına ihtiyacının olmadığını, bilakis başkalarını harekete geçirecek güç ve kuvveye sahip olduğunu söyleyen yazar, “Bazı insanlar el arabası gibidir arkadan itmek gerekir, kimisi at arabası gibidir önden çekmek gerekir, oysa mümin içten yanmalı bir motora sahiptir. Onun kalbindeki iman onu ateşler sürekli ” diyerek güzel bir benzetme yaptı.

Şikâyet etmek isteyen insanların her şartta mızmızlanacağını vurgulayan yazar, “Tekeden süt çıkartan gönüllüleri örnek almalıyız. Bir eğitimci çocuğun dünyasıyla, bir din eğitimcisi hem dünyası hem ahireti ile oynar. Şikâyet ederek harcayacağımız ne vaktimiz ne çocuklarımız var. Ağzımızdan çıkacak her söz bir kahraman yaratabilir ya da bir kahramanı yok edebilir. Lütfen bu özenle hareket edin.” dedi.

İsimsiz kahraman olmayı göze almak:

Dünyalık beklentilerle çocukların kalbine girilemeyeceğini söyleyen yazar isimsiz kahramanlar olmayı göze alanların sağlam bireyler yetiştirebileceğini Ebu Hanife’nin hayatından küçük bir anekdotla şöyle anlattı. “Ebu hanife’nin hocası olarak herkes Hammad b. Ebi Süleyman’ı bilir oysa Şabi’nin bir sözü Ebu Hanife’yi ilim meclislerine çekmiştir diyerek Ebu Hanife’nin ağzından olayı şöyle anlattı.

“Bir gün çarşıda dolaşırken Şabi ile karşılaştık. Bana hal hatır sorduktan sonra nereye devam ettiğimi sordu ben de çarşı pazara dedim çünkü babam ticaret erbabıydı. Şabi, hayır âlim olarak kime devam ediyorsun deyince ben sustum o da bana, Ben seni zeki bir delikanlı olarak görüyorum sakın ilim meclislerinden ve âlimlerden uzak durma diyerek öğüt verdi. Onun bu öğüdü beni çok etkiledi ve ilme yöneldim nihayetinde de 
Hammad b. Ebi Süleyman’ı buldum.”

Gülümsemek sadakadır buyuran peygamberin abus suratlı ümmeti olur mu?

Bir çocuğun kalbinden tutar, onu oradan kavrarsanız o çocuğa öğretemeyeceğiniz hiçbir şey yoktur diyen Musa Hoca, tebessümün hayatımızdaki önemine vurgu yaptı. Sert ve katı olmanın Anadolu’da dindarlık alameti sayıldığını söyleyen yazar “Gülümsemek sadakadır buyuran peygamber as.’ın abus suratlı ümmeti olur mu?” sorusunu yöneltti salondakilere.

2) DOĞRU BİLGİYE SAHİP OLMAK:

Din görevlilerinin cemaatler ve partiler üstü bir duruşu vizyona sahip olmasın gerektiğini, dini bizzat özünden kuran ve sünnet menbaından öğrenmemiz gerektiğini anlatan Musa Mert, din eğitimi veren kişilerin hurafe ve bid’atlerden arınmış sahih bir din bilgisine sahip olmak için çaba sarf etmesi gerektiğini söyledi. Temel hadis ve tefsir külliyatlarını okumayı alışkanlık haline getirilmesinin din görevlileri için elzem olduğunu vurgulayan yazar dine bütüncül bir bakış açısı ile bakmanın en çok bize gerektiğini söyledi.

3) ÖĞRETMENLİK BECERİSİNE SAHİP OLMAK:

Modern çağlarda formasyon olarak adlandırılan öğretmenlik becerisinin pek çok örneğinin peygamber aleyhisselamın hayatında var olduğunu örneklerle anlatan yazar, çocukların en güzel zamanlarının gözlenmesini ve her şeyi anlatmaktan vaz geçilmesi gerektiğini söyledi. 40 dakikalık bir derste verilmek istenen mesajın rahatlıkla verileceğini lakin çocuklarla aradaki muhabbet bağlarının sağlam kurulması gerektiğini “Sevgi en büyük otoritedir.” Sözü ile anlattı. Sevgi yoksunu madde doygunu bir nesli ancak bitmez tükenmez bir sevgi ile koruyabileceğimizi anlattı Musa Mert.

Seminer sonunda öğreticilerin yaz kurslarında sıklıkla karşılaştıkları problemlere soru cevap tekniği ile cevap veren kıymetli yazar, “Çocukları adam etmeye çalışmayalım onlara değer verdiğimizi hissettirelim. Karşımızdaki çocuklar sizin için öğretmenim/ hocam beni seviyor, bana değer veriyor, bana güveniyor, beni anlıyor diyebiliyorlarsa başarılı birer eğitimcisinizdir.” Diyerek semineri noktaladı.

 
Not: Değerli Okurlarımız
 
Haberlerimizi alıntılayıp yayınladığınız zaman, sitemizi CANLI LiNK verip kaynak olarak gösterebilirsiniz. Biz dinihaberler.com olarak ülkemizde ve dünyada gerçeğin sesi olmaya, ileri demokrasiyi, meritokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz.
 
Biz hiç bir kurum ve kuruluşa bağlı olmayan, gücünü tamamen özgürlüğünden alan, sivil, bağımsız, tarafsız ve özerk bir haber sitesiyiz. Bize bu teveccühü göstererek kısa zamanda internet haberciliğinde ilk sıralara yerleşmemizi sağlayan siz değerli takipçilerimize en derin selam, saygı ve hürmetlerimizi sunuyoruz.
 
Teşekkürler… dinihaberler.com
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bilal 1 yıl önce

Onun bürosu evi idi kim dedi yoktu, onun evi devlet konutu idi.işinize gelmesini nazildemogoji yyapıyorsunuz. Onun zamanında cuma kaç rekat kiliniyordu .millete camide on rekat eklediniz .işinize geldiği öyle yok boyle.sahtekarlar.fakir peygamberi anlatarak zengin olanlar gibi dimi.

Avatar
KADİR PAÇAL 1 yıl önce

Çocuklarımı yaz kurslarına göndermedim, çünkü servis parası ve kurs aidatını ödeyemedim, Cami de yer yok diye almadılar. Parayla din olmaz