İhsan özkes'e soruyoruz; Dinine İmanına mı?

CHP'nin Müftüsü ve İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, T24 haber sitesine iğren bir ropörtaj verdi. Skandal mı desek Yalan mı desek bilemiyorum ama konuşması tamamen gazel okumaktan başka bir şey değil.

İhsan özkes'e soruyoruz; Dinine İmanına mı?

CHP'nin Müftüsü ve İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, T24 haber sitesine iğren bir ropörtaj verdi. Skandal mı desek Yalan mı desek bilemiyorum ama konuşması tamamen gazel okumaktan başka bir şey değil.

22 Eylül 2014 Pazartesi 01:14
İhsan özkes'e soruyoruz; Dinine İmanına mı?
banner221
İşte o ropörtajdan bir kısım;

CHP sol çizgisinden kaymakla eleştiriliyor…
 
Cumhuriyet Halk Partisi'ne Türkiye'de biçilen bir kılıf var. Bu biraz da AKP'nin çizdiği bir kılıf. AKP diyor ki; CHP dinden uzak, dinle lakası olmayan bir parti. Biz kazanamazsak CHP gelir ve size zulmeder korkusu yayıyor. AKP'yi dinin temsilcisi gibi gösteriyor ve başarılı da oluyor. Din kaymağı üzerinden kendi iktidarını yürütmek istiyor.
 
Gerçekten de dinle bir sorunu yok mu CHP’nin?
 
CHP'nin dinle ne gibi bir sorunu olabilir. Geçmişine baktığınızda DİB'i kurmuş, Elmalılı Hamdi Yazır'a Kur'an tefsirini Atatürk yaptırmış. 1924'te imam hatip okulunu ve ilahiyat fakültesini CHP açmış. Atatürk döneminde ilk defa mevlit radyodan canlı olarak okutulmuş. Kocatepe Camii'nin yapılmasını sağlayan CHP'li dernek üyeleridir. CHP-Ecevit koalisyon hükümeti zamanında hac organizasyonu Diyanet'e verilmiştir. CHP-Erbakan koalisyon hükümeti zamanında vekil imamlar kadroya geçirilmiştir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

-İŞTE SORU-
 
Verdiğiniz örnekler hep Tek Parti iktidarı dışındaki tarihlere denk geliyor. CHP'nin talihsizliği İnönü dönemindeki uygulamalar olabilir mi? Camilerin ahırlara çevrilmesi gibi mesela…
 
Camileri ahıra çevirme olayı külliyen iftiradır. Erdoğan başbakan iken, hangi cami, hangi tarihte ahıra çevrilmiştir belgesi ile gösterilsin diye sordum, cevap verilmedi. Ellerinde belgesi olsa, Tayyip Erdoğan o belgeyi çerçeveletir, boynuna asar, meydan meydan, miting miting dolaşır, avazı çıktığı kadar bağırır ve o belgeyi gösterirdi. Camilerin ahır yapılması mevzuunu ‘Dünden Bugüne Cami Yalanları' isimli kitabımda da detaylı bir şekilde anlatıyorum. İstiklal Harbi'nde Yunanlılar ülkemizi işgal ettiğinde özellikle Yunan işgali altında kalan bölgelerde camileri ahıra çevirmiş, giderken çoğu yeri talan edip yakıp yıkarak gitmiştir. Atatürk Yunanlılar tarafından ahıra çevrilen yerlerin ihya edilip tekrar ibadete açılmasını sağlamış. Bunu da propaganda malzemesi yapılmasına ve din istismarına dönüştürülmesine izin vermemiştir.

CHP'nin Müftüsü Ayakta mı uyuyor?,yoksa karşısındakini gırgıra mı alıyor?

İŞTE BELGELER....


Öncelikle belirtelim ki, CHP'nin gerek Atatürk'lü, gerekse İnönü'lü iktidarlarında dinî hayatın hararetini düşürmek için özel olarak uğraşılmıştır. Ezan, namaz ve Kur'an'ın Türkçeleştirilmek istenmesinin altında dinin bir güç odağı olmaktan çıkarılması gayreti yatıyordu. Sonuçta hedef, camilerin efsununu yitirmesini sağlamaktı. Nitekim 1940'lı yıllarda cami cemaatinde büyük bir azalma olduğunu devrin canlı tanıkları bugün bile size anlatabilir.
 
Cemaat azalınca arkasından boş kalan camilerin satılması, kiraya verilmesi, yıktırılması ve taşlarının başka binalarda kullanılması gündeme gelecektir. İşte uzun yıllardır camilerin meyhane veya ahır yapılması gibi uç örnekler üzerinden tartıştığımız meselenin böyle bir çerçevenin içinde durduğunu bilmekte fayda var. Yani camiler kazara ahır veya depo ya da cezaevi yapılmış değildi. Devrin zihniyeti böyleydi. (Bugün tekrar inşa edilmiş olan Sirkeci Garı'nın bitişiğindeki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yıktırılarak yeri "Sazevi" yapılmıştı.)

 

1960'lı yılların muhafazakâr basınını karıştırdığınızda dinî ve tarihî eserlere reva görülen bu tür fena muamelelere ilişkin bol bol malzeme bulmanız mümkün. Mesela haftalık Yeni İstiklâl gazetesi 2 Kasım 1966'dan başlayarak okurlarını CHP devrinde ibadete kapatılan cami ve mescidleri ifşa etmeye çağırmış ve bunda da epeyce başarılı olmuştu. Gazeteye İskilip'ten Aydın'a, Edirne'den Muş'a, Antalya'dan Trabzon'a kadar pek çok yerden mektup yağmış ve her mektup bir hicran yarası açmıştır okurun dünyasında.
 
Bunların içinde "ahır" tartışmasına katkı sağlayacak bir örnek Maraş'tan gelmiştir: 1945 yılında Maraş Türkoğlu Cumhuriyet Mahallesi'ndeki Ulucami kapatılmış, caminin açık bırakılan kapısından içeri giren hayvanlar burasını ahır haline getirmişlerdir.
 
Aynı mektuplardan Antalya'da Selçuklu eseri olan Yivli Minare Camii'nin de, Osmancık ilçesindeki Akşemseddin Camii'nin de ahır olarak kullanıldığını öğreniyoruz. Bursa'daki Mollaarap Camii askeriyeye verilmiş, onlar da ibadete kapatıp altını ve çevresini at ahırı olarak kullanmışlar. Bingöl'ün tek camisi olan İsfehan Bey Camii buğday deposu ve hayvan tavlası haline getirilmiş. Bolu'dan yazan bir okur ise perişan vaziyetteki Musapaşa Camii'nin, 1947 yılında Kâzım Karabekir'in müdahalesiyle yeniden yaptırıldığını kaydediyor.
 
Asıl üzerinde durmak istediğim iki gazete haberi var. Bu yazılar "Cumhuriyet" gazetesinde çıktığı için ayrıca önem taşımakta.
 
Birincisi, BCumhurbaşkanı Erdoğan'ın pek girmediği Atatürk devrine ait. 20 Nisan 1936 tarihli "Cumhuriyet"in haberi şöyle: "Bu ne insafsızlık. Seferihisar'da tarihî bir cami ahır yapılmış!"
 
Habere göre İzmir Seferihisar'da bulunan Hereke köyündeki II. Bayezid zamanından kalma bir tarihî cami tahrip edilmiş ve ahır haline getirilmiştir. Sadece cami değil, medrese ve kütüphanesi de bulunan bu viranenin bazı parçaları inşaatlarda kullanılmıştır habere göre.
 
Yine "Cumhuriyet" gazetesinden seçtiğim 23 Mayıs 1948 tarihli haberin başlığı ise şöyle: "Cami hiç ahır olur mu?"
 
Gazetenin "Hem Nalına, Hem Mıhına" köşesinde çıkan yazıya bakılırsa İstanbul'un Silivrikapı semtinde Sitti (yazıda yanlışlıkla Sünni diye geçiyor) Hatun Camii'nin yanından geçmekte olan bir doktorun dikkatini bir şey çeker. Harap haldeki caminin kapısı önünde tek atlı bir muhacir arabası durmakta, kapının yanında da bir "gecekondu odası" bulunmaktadır.
 
Etraftakilere sorar doktor. "Burası nedir?" Öğrenir ki, camiyken harap olmaya yüz tuttuğu için Vakıflar İdaresi burayı kiraya vermiştir. Kiralayan kişi de camiyi ahır olarak kullanmaktadır. Sorduğu kişiler, şikâyet edildiği halde kimsenin ilgilenmediğinden şikâyete başlarlar. Doktor, kapısı açık olduğundan birkaç adım ilerleyerek içeriyi inceler. "İçinin samanlık, beygir ve inek ahırı olduğunu" bizzat görür. Şöyle yazar:
 
"Eslafımızın (atalarımızın) binbir itinayla yaptırıp bize yadigâr bıraktığı böyle mabedlerin harab olmasına lakayid kalıyoruz, sonra da ahır olarak kullanıyoruz."
 
Gazete yazısı, beklenen etkiyi göstermiş olacak ki, bir süre sonra yetkililerce araştırma yapılmış ve bunun, kiralayan kişinin marifeti olduğu anlaşılmıştır ama bir caminin kiraya verilmiş ve kimin nasıl kullandığının kontrol edilmemiş olması bile yeterince büyük bir skandal değil midir?
 
Tek Parti döneminin buna benzer hikâyeleri-ni arşivden de destekleyerek ortaya koymak ve artık İnönü ve Kılıçdaroğlu'nun yapmadık etmedik türü çıkışlarına kapıyı kapamak gerekiyor. Bakın, daha Ayasofya'nın Vakıf Kanunu çiğnenerek kapatılmasına gelemedik bile.

 "Camileri ahıra çevirme olayı külliyen iftiradır" diyen CHP'nin müftüsüne soruyoruz, Dininize İmanınıza mı?

Emeklide olsa müftüler yalan söylemez... Buyurun meydan sizin...

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hafizoglu Ali Deniz Kiris 2014-09-22 01:45:43

1987'de Akçakoca (Bolu) Müftüsü olarak atandı. Bu dönemde yüksek lisans çalışmalarını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Hadis Ana Bilim Dalı'nda tamamladı. Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi İhtisas Kursu'na katıldı. İstanbul Merkez Vaizliği yaparken, 1992 yılında, Üsküdar Müftüsü olarak atandı. 1999 seçimlerinde DSP Üsküdar Belediye Başkanlığı için görevinden ayrıldı. TABİ HEMİZETE UĞRADI. Aynı sene Şile Müftüsü olarak göreve döndü. İstanbul aşkı bir türlü bitmiyor ve Ekim 1999'da Beyoğlu Müftülüğü'ne atandı.
2002 seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili aday adaylığı için görevinden ayrıldı. YİNE HEZİMET YİNE HEZİMET... Aralık 2002'de Yüreğir (Adana) Müftüsü olarak atandı. Elhamdüllillah 2003 yılında emekli oldu.

2010 yılında CHP İstanbul Kurultay Delegesi seçildi. Aynı sene CHP 33'üncü Olağan Kurultayı'nda Parti Meclisi üyesi seçildi. Aralık 2010'da ise CHP 15'inci Olağanüstü Kurultayı'nda tekar Parti Meclisi üyesi olarak

Avatar
Yakışıklı İmam 2014-09-22 01:48:03

Varsa tabi...

Avatar
Muhsin Hoca 2014-09-22 14:19:30

Komik ! Daha düne kadar başımıza amir olarak bu adamı koymuştunuz. İstanbulun en büyük camilerinde vaaz edip namaz kıldırıyor imamlara hükmediyordu. Şimdi ne oldu ? O zaman dindardı da şimdi mi dini sorgulanır oldu ? Peki şu an başımızda kaç tane böyle adam var biliyormusunuz ?

Avatar
meftun 2014-09-22 16:18:48

bu adami muhatab kabul edip gundeme getirerek unlu yaptiniz be yaziklar olsun

Avatar
kartal 2014-09-23 20:04:58

böyle adamları gündemde tutarak edebimizi bozmaya zorlamayın bizi

banner220