Kılıçdaroğlu'nun 'hümanizm' düşüncesine reddiye
ERDİ KARADENİZ / DİNİHABERLER.COM


Mevlana’nın 741. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile yurt içinden ve yurt dışından binlerce ziyaretçinin katılımıyla gerçekleşti.

Mevlana’ya göre var oluşun gayesinin Hakk’ın yolunda olmak olduğunu, insanın kulluğu nisbetinde Hakk’a yakın olduğunu ve hakikatin Hakk’ın dininden başka yerde aranmayacağını dile getiren Başkan Görmez, törende yaptığı konuşmada bazı önemli hususlara da değindi. Hümanist ideolojilere sitem eden Başkan Görmez:

“Mevlana’yı popüler kültürün bir tüketim metaı haline getirenlerden bîzârız…”

"Hazreti Mevlana’nın herkesçe bilinen ve bu toplantılarda sıkça zikredilen ‘bîzârem bîzârem’ diye biten meşhur bir rubaisi vardır. Eğer bugün Hz. Mevlana hayatta olsaydı ‘bîzârem’ diye başlayan, ‘bîzârem’ diye biten pekçok rubaîler kaleme alırdı. Hz. Mevlana bugün iki konudan dolayı bîzârdır bizden. İki kişiden, iki zümreden bîzârdır. O kendisini popüler kültürün bir tüketim metaı haline getirenlerden bîzârdır, biz de bîzârız. O kendisini İslâm’ın dışında bir yerde konumlandıran, ilahi aşkı bir tarafa bırakan, hümanist ideolojilere payanda kılan tüm insanlardan bîzârdır, biz de bîzârız" dedi.

Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in bu sözlerini eleştirdi.

Şeb-i Arus'a bir daha gitmem! diyen Kılıçdaroğlu, “Görmez hümanizmi eleştiren bir konuşma yaptı, yadırgadım. Bir kere Mevlânâ’nın kendisi hümanizmdir, insan sevgisidir. Akıl tutulması yaşanıyor. Topluma bir şeyler dayatılıyor” tezini savundu.

Hümanizm terimsel tanım açısından "sevgi" içermez. Daha felsefi ve bilimsel bir temeli ifade eder. Türkçe karşılığı "insan-merkezcillik"tir. Yani tanrı-merkezcillik geri plana atılır ve bir anlamda reddedilir, insan-merkezcillik esas alınır. Bu kavram psikolojik derinliği olan sübjektif bir kavram (sevgi ve benzeri duygu durumları) değil, felsefi temelli objektif bir kavramdır. Örneğin bir fiilin değerlendirmesinde "tanrının/tanrıların hoşnutluğu" değil "insana faydası/hoşnutluğu" esastır. Bu açıdan da sekülarizmle sıkı bir ilişkisi vardır. Yine kanunların düzenlenmesinde tanrı-merkezcilliği değil insan-merkezcilliği önermektedir.

Kılıçdaroğlu'nun yanıldığı nokta burasıdır. Kılıçtaroğlu'nun savunduğu mekanizma ise; Adının Türkçe anlamı insancılıktır (human). Genelde deizm, ateizm ve agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlar için değildir. Hümanizm, bu tür doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgilenmeyen etik tabanlı bir görüştür. Seküler bir hayat duruşu ilkesi ve her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası hümanizmin tanımıdır.

Modern özgürlüğün tarifi yapılırken "Canının istediğini yap! Zincirleri kır! Duvarları yık! Özgür ol! Çünkü sen özgür bir bireysin! Kimse sana sınır koyamaz! Kimse sana karışamaz! Hayatını yaşa! Keyfine bak!” anlayışının hâkim olduğu görülmektedir. Bu sakat anlayış, özgürlük kılıfı altında şehvânî arzuların ve şeytânî dürtülerin yerine getirilmesini tavsiye etmekte ve söz konusu sloganik cümlelerle insanların bilinçaltlarına yanlış mesajlar verilmektedir.

Oysa çocuğun veya gencin her istediğini yapmak, ona sınırsız bir özgürlük tanımak onu “kural tanımaz bir kişilik yapısına” büründürür. Sürekli kendisine hizmet edilmesini bekleyen ve başkalarının dikkatini çekmeyi amaç edinen bencil bir genç, ailesiyle ve toplumla sosyal ilişki kuramaz, sorumluluk bilinci geliştiremez, problem üstüne problem yaşar.

Günümüz mütefekkirlerinden Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın şu çarpıcı tespitleri iyi niyetle çözüm arayanlara yol ve ufuk gösterici niteliktedir:

“Vücuttaki en özgür hücre hangisidir?” diye sorsak cevabımız; “kanser hücresi” olur. Çünkü kanser hücresi yanındaki hücreyi yutar, vücuda giren kan şekerini diğer hücrelerin üç beş misli daha fazla tüketir. Hızla büyür. Çünkü özgürdür. Ama burada sorumsuz ve şeytânî bir özgürlük vardır. O derece özgürdür ki büyür de büyür, bütün dokuları yok eder ve vücutla birlikte en sonunda kendisi de ölür. İşte bu; sınırsız, narsistik bir özgürlüktür.

Bencil insan da böyledir. Hep kendini önemser, kendini merkeze alır. Özgürlükleri kendine göre yorumlar. Hak duygusunda da kendine öncelik verir. Kendini birinci planda tutar. Eşiyle problem yaşadığı zaman; “Dünyaya bir defa geldim” der ve evliliği bitirir. İşyerinde kendi çıkarına uymayan bir şey olduğunda “Benim özgürlüğümü kısıtlıyor” der ve onu reddeder. İşte bu; narsistik kişilik yapılanmasıdır. Bunlar sosyal dokudaki kanser hücresi gibidirler. Eğer bunlara sınır koymazsak; “Yanlış yapıyorsun!” demezsek gittikçe büyürler."

Sonuç olarak, “zevkleri kısıtlayan her şeyi özgürlüğü kısıtlayan bir unsur” olarak algılamak son derece yanlıştır. Modernizmin ve Hümanizmin bu sakat anlayışını “hayat prensibi” haline getirenler büyük bir hata yapmaktadırlar. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için özgürlüğü ve sorumluluğu doğru tanımlamak ve bunu gençlere doğru öğretmek gerekmektedir. Bu konuda başta aileler olmak üzere, tüm eğitimcilere, medyaya ve yöneticilere büyük görevler düşmektedir. Bu görevlerini ihmal edenler içki, uyuşturucu ve kumar gibi kötü alışkanlıklara kapılan genç nesiller için kıllarını kıpırdatmayanlar sorumsuz insanlardır. Bu gibilerin sorumsuzluklarının olumsuz sonuçlarıyla karşılaştıklarında gözyaşı dökmeye hakları yoktur.


Mevlana’nın 741. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenlerinde Diyanet İşleri Başkanı Görmez, son derece yerinde ve bilimsel bir konuşma yapmıştır. Tabi Kılıçdaroğlu'nun, bunu kavrayacak kadar ilmi bulunmamaktdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
religion man 2 yıl önce

azm-ü hammam edelim sürtüştürem ben sana
kese ile sabunu rahat etsin cism-ü can .........diyor sümbülzade vehbi efendi ......

Avatar
Yakışıklı imam 2 yıl önce

hayranım size taşı gediğine koyuyorsunuz. zeka meselesi.