Müftü Necati AKKUŞ'tan Berat Kandili Mesajı
RAMAZANIN MÜJDECİSİ BERAT GECESİ

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, “İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü bir biri ardınca getiren O’dur.” (Furkan/62) ayet-i kerimesinde ifade edildiği gibi her doğan güneş, faydalı bir insan, iyi bir kul olma yolunda insana yeni bir fırsat verir. Peş peşe gelen gece ile gündüzler, aylar ve mevsimler, insana farklı duygular yaşatır ve insanı durağanlıktan, ataletten kurtarır. Zaman, her birimiz için değerli bir mefhumdur. Kandil geceleri, ömür yapraklarımızın birer birer koptuğunu, son Berat Kandili’nden bu yana bir yıl daha yaşlandığımızı adeta bizlere ikaz etmektedir. Bu ikazlardan ders alabilenler ve her anın, her zaman diliminin gereğini yapabilenler, hayatlarının sonunda pişman olmayacaklar, nedamet duyguları yaşamayacaklardır. İşte Şaban ayının 15. gecesine rastlayan Berat Kandili de ömür zincirinin halkaları arasında anlamlı bir bölümdür. Aynı zamanda Ramazan ayının müjdecisi olan bu gecede geçmiş ömrümüzün muhasebesini yapma, kalan ömrün insan vasfına ve iyi bir Müslüman’a yakışır bir şekilde geçirilmesi için karar verme ve plan yapma imkanı vardır. İnsan olarak, kul olarak günahsız, hatasız ve kusursuz olduğumuzu iddia etmek mümkün değildir.

BERAT CEHENNEMDEN KURTULUŞ SENEDİ

Aslı “BERAET” olan ve dilimizde “BERAT” olarak kullanılan bu kelime lügatte, “Borçtan, hastalıklardan, suç ve cezadan kurtulmak”, dini terim olarak ise; “Günahlardan arınmak, temize çıkmak, ilahi af ve rahmete nail olmak” manalarını ifade eder. İslam aleminde asırlardan beri ihya edilen "Leylet-ül Berat" yani "Kurtuluş Gecesi" Berat Gecesi, Allah’ın emir ve yasaklarına gerektiği şekilde uymadığı için pişmanlık duyanların; Allah’ın engin rahmet ve mağfiretine sığınma imkan ve fırsatına kavuşacakları istisnai bir zaman dilimidir. Bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk (belge senet) Gecesi. ", "Rahmet Gecesi." Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Berat, belge veya senet demektir. Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına cehennem azabından “Kurtuluş Beratı” yazar. Hz Peygamber (SAV) bir hadisi şerifinde; "Allah Tealâ, Şaban ayının on beşinci gecesinde -rahmetiyle- dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Ben-i Kelb Kabîlesi'nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder." Bazı hadis-i Şerifler de ise bu gece her tarafı kaplayan rahmet ve mağfiretten ve ayrıca tövbe etmezlerse bazı kimselerin affedilmeyecekleri ve Allah'ın rahmet ve sonsuz şefkatinden mahrum bırakılacakları haber verilmektedir.

1- Allah'a ortak koşanlar.
2- Kalpleri düşmanlık hisleriyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler.
3- Müslümanların arasına fitne sokanlar.
4- Akrabalık bağlarını koparanlar.
5- Gurur ve kibir sebebiyle elbiselerini yerde sürüyenler.
6- Anne ve babalarına isyanda devam edenler.
7- Devamlı içki içenler. Şayet, bu kimseler Allah'a tövbe eder ve günahlarından vazgeçerlerse, elbette ki ilahi rahmet onları da saracak ve şu ayetin müjdesi onlara da ulaşacaktır.

De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı zulmetmiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir." (Zümer/53) Günlük hayattaki davranışlarımızın Kur’an-ı Kerim’e ve Sünnet-i Seniyye’ye uygunluğunu değerlendirdiğimizde her gün birçok hatalar yaptığımızı; bilerek veya bilmeyerek günahlarla ruh dünyamızı, manevi atmosferimizi olabildiğince kirlettiğimizi görebiliriz. Ancak bütün varlıklara merhameti sonsuz olan Yüce Allah, kalplerimizi karartan günahlardan kurtulmamız için tevbe kapısını hep açık tutmuş ve bizi bu kapıya davet ede gelmiştir. “Ey iman edenlar! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter…” (Tahrim/8) ayeti samimiyetle Rabbine yönelen her kulun ilahi korumaya alınacağının müjdesini verir. Tevbe aslında sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil, aynı zamanda her mü’minin yaratana sığınmak için her halükârda yapması gereken asli bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz (SAV) “Ben günde 70 kez tevbe ederim” derken bu gerçeğe işaret etmektedir.

CENAB-I MEVLÂNIN HAS KULLARI OLABİLMEK

Bu itibarla; idrak ettiğimiz Berat Kandili’ni eşsiz bir fırsat bilelim ve hayatımızın son kandili gibi kabul ederek; Furkan suresinde: “Rahman’ın has kulları onlardır ki…” diye başlayarak özellikleri belirtilen ve övülen mü’min kimselerden olmak için gayret gösterelim. Nitekim bu surenin 63–74. ayetlerinde Yüce Mevlâ’mız müminlerin özelliklerinden bahsetmekte ve onları Rahman’ın has kulları olarak nitelendirmektedir. Cennette en yüksek derecelere sahip olacak olan Rahman’ın has kulları, bu ayetlerde dokuz vasıfla anılmaktadırlar.

1. Tevazu içerisindedirler: “Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler…” (Furkan 25/63)

2. Tatlı dil ve güzel sözlüdürler: “Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!”der (geçerler)” (Furkan 25/63)

3. Geceleri namaz kılarlar: “Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.” (Furkan 25/64)

4. Allah’ın azabından korkarlar: “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.” Derler. (Furkan 25/65)

5. Harcamada itidal içerisindedirler: “Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan 25/67)

6. Şirk, kasten adam öldürme ve zinadan uzak dururlar: “ Allah ile beraber (tuttukları) başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı (nın cezasını) bulur.” (Furkan 25/68)

7. Yalancı şahitlik yapmaktan ve yalan konuşmaktan sakınırlar: “Onlar, yalan yere şahitlik etmezler, boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler.” (Furkan 25/72)

8. Yapılan vaaz ve nasihatleri kabul ederler: “Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağırlar ve körler gibi davranmazlar.” (Furkan 25/73)

9. Daima Allah’a tazarru içerisinde dua ederler: “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan eyle ve bizi takva sahiplerine önder kıl.” (Furkan 25/74).

Her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi Cenabı Hakk’a; “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Hem endişe, hem de ümit ile O’na yalvarın. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır.” (A’raf/55-56) ayet-i kerimelerinde belirtildiği şekilde affedilip bağışlanma ümidi ile günah yükünün ağırlığının verdiği bir yeis hali; endişe affedilmeme korkusu arasında, ama hulusu kalp ile yani bütün samimiyet ve kararlılığımızla dua edelim. Ğafur ve Rahim olan Cenab-ı Mevlamızın “Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim; yok mu rızık isteyen, onu rızıklandırayım; yok mu musibete uğrayan, ona afiyet vereyim; yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diye tanyeri ağarıncaya kadar davetine gönlümüzü açarak, Hz. Resulullah (SAV)in ‘Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir.

Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.’ duasına dualarımızı katarak ve Kur'an'ın bizlere öğrettiği, "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka kaybedenlerden oluruz." (A'raf,/23) ilticası ile Bizleri, aile efradımızı, akrabayı taallukatımızı, milletimizi, alemi İslamı ve bütün insanlığı her Türlü belalardan, musibetlerden, felaket ve afetlerden koruması, dünyevi ve uhrevi bela ve musibetlerden kurtuluşumuz için O’na (CC) yalvarıp yakaralım. Birbirimizi sevmedikçe olgun mü’min olamayacağımızı; dedikodu, iftira, kin, nefret ve düşmanlık besleme gibi kötü huyları terk etmeden fert ve toplum olarak huzura kavuşamayacağımızı; israf, tembellik, haksız kazanç sağlama vb. davranışları bırakmadan da kalkınamayacağımızı yeniden iyice idrak edelim. Bu duygu ve düşüncelerle, Bilecik’li kardeşlerimin, bütün İslam aleminin “Berat Kandilini” en içten dileklerimle kutlar, bu gecenin insanlığın, barış, huzur ve saadetine vesile olmasını, beldemize ve ülkemize huzur ve bereket getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
YAPILACAK İBADET 2 yıl önce

Sayın müftüm bu gecenin niteliklerini bir bir saymışsınız ama hangi ibadeti yapacağız. Nasıl yapacağız. Tesbih namazı mı kılacağız, hangi nafile ibadetleri yapacağız, ne kadar yapacağız, hadis kitaplarından okuduğuma göre hadisi şeriflerde mübarek gecelere has yapılacak ibadetler, o gecenin nasıl ihya edileceği, gündüzünün nasıl geçirileceğiyle ilgili bir sürü açıklama var, vatandaş sizin bu söylediklerinizi ne yapsın, asıl söylenecek, yapılacak şeyi söylemiyorsunuz, hep kilişeleşmiş sözler sarfediyorsunuz, insanlara bir şey söylenirken, bilgi verilirken asıl verilmesi gereken öğrenilmesi istenilen şey o işin nasıl yapılacağıdır; örneğin, örnek mi istiyorsunuz, hiç araba sürmesini bilmeyen birisine veya başka bir araba sürmüş ama özelliklerinden bahsedilen arabayı ilk defa gören birisine bir sürü özelliğini anlatır ama nasıl sürüldüğünü, kullanıldığını göstermez ve kullandırmazsanız bu arabayla bu adam yolda gidebilir mi, sizinkisi de tam buna benziyor...