Müftü Öztürk, özel günlerde bu tür çıkışları neden sergiliyor?
Samsun İl Müftüsü Yrd.Doç.Dr. Hayrettin Öztürk, büyük tepki çeken "18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 17 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır" sözlerine açıklık getirdi. Yrd. Doç. Dr. Öztürk, " Bunu söylerken asla 17 aylık bebeğe tecavüz edenle 18 yaşındaki bir gencin zinasını eşit görmüyorum. Ben zinanın kendisinin makbul olmadığını söylüyorum. Ben de tefsirciyim. Benim sözlerimi cımbızla alıp da sadece bir tanesini başlık yapmak hainliktir. İnsanlığa da sığmaz bu iş. Dürüst olmak gerekiyor. Ben söylediğim her sözün arkasındayım. Herkes hesabını Allah'a verecek" dedi.

Samsun İl Müftüsü Hayrettin Öztürk'ün bu sözlerinden sonra sosyal medyada kıyametler koptu. Öyle enterasan yorumlar yapıldı ki, işin başka bir boyutu ise, müftü beye hakaretler yağmaya başladı. (Bu yorumları yayımlamaktan haya ettiğimizide belirtelim)

Samsun İl Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk, 'Camiler ve Din Görevlileri Haftası' nedeniyle dün müftülükte 'Camiler ve Gençlik' konulu panelde konuşmasında, "18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 17 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır" sözlerini değerlendirdi. Sözlerinin cımbızlandığını ileri süren Yrd. Doç. Dr. Öztürk, şöyle dedi: "Orada Hz. Peygamberin gençleri çok sevdiğini, zigzağı olmayan gençleri çok sevdiğini anlattıktan sonra, gençlerin bir takım problemleri olduğunu anlattım. İslam'ın bir bütün olduğunu, bir bütün olarak bakmamız gerektiğini ve aynı zamanda bugünkü gençlerin toplumun hoş karşılamadığı bir takım olayları işlediğini, zina suçu, bunların yanında tecavüz olayları falan bunları ele alırken orada şunları söylemiştim; 'Genç, hayatın baharındayken iffetini kaybedebiliyor. Bir sınır yoksa hiçbir sınır yoktur. 18 yaşındaki bir delikanlının zinasını hoş karşılıyor da, ona karşı çıkmıyor da, 17 aylık bebeğe tecavüz edildiği zaman karşı çıkıyorsak bu bir timsahın gözyaşları demektir' diye bir cümlem de oldu. Bazı basın mensubu arkadaşların, bazı gazetelerin de bu sözlerimi manşet yaptıklarını gördüm. Ama sadece '17 aylık bebeğe tecavüz etmek timsahın gözyaşlarıdır' cümlesi olarak cımbızlanarak alınmış bir cümle ve kasıt olduğu ortaya çıkıyor."

Buradaki ciddi hata "18 yaşındakinin zinasına karşı çıkamıyorsanız, 17 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır". "17 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır" tabiri son derece hatalı bir çıkıştır. Müftü bey'in art niyetinin olmadığını bütün okurlarımız bilmekle beraber Diyanet'te çok iyi biliyor. Kontrolsüz bir çıkış sergileyen müftü Öztürk, cümlenin sonunun nereye varacağını tahmin edemedi. Tabi medya ise üzerine düşeni yaptı ve cımbızlama yaparak hedef gösterdi.

İşte bu sırada Diyanet devreye girdi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Özafşar: "Kastı aşan ifadeler nedeniyle ön inceleme başlattık, Müftümüzü Ankara'ya davet ettik, kendisini dinleyeceğiz" dedi. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Diyanet, işin aslını müftü bey'in ağzından dinleyecek. Okurlarımız ise bunu farklı algılayarak Diyanet'i sert bir dille eleştirme konusuna odaklandı. Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki Diyanet soruşturma açmak isterse Teftiş Kurulu var. Müfettişlerini   görevlendirir  gereken neyse onu yapar.

Özafşar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Müftü Öztürk'ün Camiler ve  Din Görevlileri Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmanın,  "kastını aştığını ve içinde muğlak ifadeler barındırdığını" söyledi.  Yerinde ve doğru bir karardır. 

Müftü Öztürk,  özel günlerde bu tür çıkışları neden sergiliyor?

Okurlarımız hatırlayacağı üzre Müftü Öztürk,
geçen yıl bu zamanları buna benzer bir çıkış yapmış Diyanet'in tepkisini almıştı. Yani bu ilk değil. Neydi o çıkış;

Samsun Müftüsü Hayrettin Öztürk, “Aileler çocuklarına Sanem ismi çocuğa verilmemeli, Sanem, put demektir. Aleyna sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı üstümüze bela, sıkıntı demektir” demişti. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in cevabı gecikmedi. Görmez “Doğrusu kastını aşan ciddi bir yanlış anlama ile karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.


Diyanet'in belirlemiş olduğu Türkiye gündeminde "Cami ve Gençlik" varken, şimdi gündem değişti ve her yerde "17 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır" konuşuluyor. Müftü bey'e içimizi açıtan yorumlar yapılıyor.

Bundan sonra neler mi olur?

1: Diyanet, Müftü beyle özel istişare ederek ve olayın gerçeğini öğrenecek.
2: Diyanet, müftü bey'i de rencide etmeden olay kapanabilir!
3: Diyanet, müftü bey'in istifasını da isteyebilir.


Tabi bunlar birer iddiadır. Amacımız ne müftü beyi sanık kürsüsüne oturtmak ne de yargılamak. Sadece haber sitemizin dikkatini çeken önemli bilgileri siz değerli okurlarımıza sunmak.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
işiniz yokmu 2 yıl önce

___Adminin Yorumu____Sayın okurumuz, önce siz adam gibi bir rumuz yazın ki sizi muhatap alalım. Yorum yazıyorsunuz emek veriyorsunuz, iç dünyanızı aydınlatan yorumuzu kullandığınız rumuz yüzünden yayımlayamıyoruz.

Avatar
Müftü 2 yıl önce

Bir birine namahrem olan erkek ile kadının nikahsız birlikteliği zinadır, haramdır, dinimizdeki cezası bellidir. Peki 7 yaşındaki bebeğe tecavüz ile, karşılıklı rıza ile yapılan ve kesin haram olan zina aynı şey midir? Zina eden zani mücrim(günahkar)dır 7 Yaşındaki bebeğe tecavüz edene zani+ cani+ sapık= en adi mahluk demek bile kifayet etmiyor. Hayreddin bey'i sever sayarım. Onun yerinde olsam bu şekilde gündeme gelmez istemezdim.

Avatar
imam 2 yıl önce

belki ak partiden milletvekili olmak istiyordur, ne yani olamaz mi?

Avatar
Selef 2 yıl önce

Ne var bunda gerçekleri,doğruyu,hakkı söylemiş emrolunduğun gibi dosdoğru ol....

Avatar
sadık durgut 2 yıl önce

ağzınıza yüreğinize sağlık hocam sizi anlıyan anlıyor hocamın söylediğini iyi anlayın kelimeleri cımbızla çekip işinize geldiği gibi yorumlamayın

Avatar
Adalet ve Samimiyet 2 yıl önce

Diyanette adalet ve samimiyet kayboldu. Varmıydı ki diyenler olabilir. Önceki dönemlerde nisbeten sınavlar daha adildi. Nasıl yani diyeceksiniz. Örnek Müftülük sınavlarına davet edilmek için İhtisas, hafızlık, hizmet yılı dikkate alınırdı. Sınava giriş şartları daha adildi. 8 yıl diyanette görev yapma bunun 2 yılını vaiz olarak geçirme şartı vardı. Şimdi ise 5 yıl görev yapma yeterli. Hafızlık hiç dikkate alınmıyor. Şartlar böyle olunca 750 kişi sınava giriyor, jüridekiler malum alacaklarını alıyorlar ve aldılar. Kimisi girer girmez sınava , dosyasında referansı güçlü ise aaaa sen zaten kazandın gibi tavırlar, okuyacağın yeri kendin aç vb. Ancak referansı yoksa açtığım yeri oku, zamir nereye gidiyor, olmadı şimdi gibi imtihan oldun kazanamadın ayakları. Şimdi ise sınav hem yazılı hem sözlü. Madem doğrusu bu idi niye önceki sınav sadece sözlü oldu. Bu sadece bir örnek diğer sınavları siz tahmin edin. Siz hiç falanca vali profesör, savcılar doçent, kaymakamlar dr. diye bir şeyler duydunuz mu. Neye bakılıyor, liyakate, ehliyete. Diyanette akademik kariyer modası çıktı. Hafızlık, liyakat hiç dikkate alınmıyor. Herkes sahip olduğunu değerli görüyor. Dr. , doç., Prof., oldu mu birisi diyanette her şey olabiliyor. Yahu kimse de çıkıp demiyor ki bu ne tuhaf şey. Akademik ünvan yeterlilik demek mi? Üniversitede tamam alanında uzman olabilirler ama diyanette asla. Problemleri tespit edince sorunları çözmüş mü oluyoruz. Diyanetin başarılı olamayışının sebebi de bu. Ben bu memlekette Kur'an okumasını bilmeyen müftüler, ataşeler , daire başkanları biliyorum. Sınavlarda referansçılar, paralelciler hak yiyerek müftü oldular, şübe müdürü oldular. Haram yolla göreve gelenlerden Allah rızası için çalışması da ne demek. Haram para ile hayır da olmaz hac da yapılmaz. Hacca gönderilenler bile adalete göre gönderilmiyor. Sonra niye bu gençler camiye gelmiyor, niye bu kötülükler bitmiyor deniyor. Hayrettin Öztürk müftümüz imamlık yapmış, hafız, liyakat sahibi bir hocamız. Belki de en ehil olanlardan, kur'ana göre hizmet sunanlardan. Ankara'ya çağırdık diyen Özafşar ise üniversite hocası, o kadar. Tamam Hayrettin hocanın söylediği yanlış anlamaya müsait ama kastı asla o değil.

Avatar
ahmet 2 yıl önce

müftü bey mantalite olarak ikisininde yanlış olduğunu ancak 18 yaşındakilerin yaptığı zinayı kimse karşı çıkmıyor diyor doğrudur müftünün sözleri. millet sokaklarda zina ediyor,kimsenin gıkı çıkmıyor.ülkede zina almış başını gidiyor arkadaşlık adına flört adına birlikte çıkma adına.zaten akp de zinayı suç olmaktan çıkarmıştır.sıkıntı Allahın emrini direk söylediğindendir.tabi bunu çarpıtanlar oldu idarecilerin hoşuna gitmedi.Müftüyü bi sigaya çekecekler.ama ALLAH a nasıl hesap verirler bilmem.bir müftü Allahın emirlerini ne zaman söyler onu anlamadım onun işi o zaten ben müftü beye katılıyor ve destek veriyorum varsın idareciler koltuk sevdası için müftüyü sigaya çeksinler.

Avatar
adem tamcı 2 yıl önce

hocamızın birkaç defa konferansına katıldım kitabını okudum hocamızın yanlış anlaşıldığına inanıyorum memleketimizde büyük soruna dikkat çekmek için bu benzetmeyi yapmış olduğu inancındayım herkese selam