Müftülere de söz sahibi olma hakkı verilsin‏
Madem ki her biri bir kanaat önderi o halde yönetimlerde onlara da yer verilmeli.

Birkaç yazımda müftülüklerde köklü değişimlere gidilmesi konusuna değinmiştim.

Hatta atıl halde bulunan ilçe müftülüklerin kaldırılıp daha işlevsel müftülükler bünyesine alınması gerekir, demiştim

“Masrafı çok hizmeti yok” olan müftülüklerin kapatılmasının yararlı olacaklarını dile getirmiştim.

Camilerin daha çok hizmete yönelik çalışmasının yerindeliğini yıllarca savunduğumuz gibi…

Müftülüklerin de toplumla iç içe kaynaşmasının gerekliliğini vurgulamıştım.

Müftülüklerin, vatandaşın imamları şikâyet noktası olmaması gerektiğini;

Müftülüklerin, hac ve umre zamanı kayıt için gidilen yer olmamasını;

İmamların dahi korkarak, çekinerek, istemeyerek gittikleri yer olarak gördüğünü söylemiştik.

Hatta torpil, müsamaha, tarafçılık, kayırma, israf yeri olduğunu söyledik.

Ve sendikaların müftülükleri borularını öttürdüğü mekanlar olarak dile getirmiştik.

Müftülerin kabuklarını kırarak cami –cemaat-müftülük ilişkilerinin pekişmesi gerektiğini vurguladık.

Müftülüklerin daha sıcak, daha çok gidilen, sevilen, sığınılan, arayış içinde bulunanın çözüm bulacağı yer olmasını istedik.

Ve hatta uyku modundan çıkması gereken, böyle gelmiş böyle gider anlayışlı yaşlıların emekli olmalarını dahi istedik.

Hamdolsun, son yıllarda ayakta duran bir başkan ve ekibinin kararlı, istikrarlı, düzenli kararları ışığında müftülerin ve müftülüklerin daha işlevsel, daha dinamik, daha canlı olmalarını görmeye başladık.

Müftülüklerin çalışmalarını, faaliyetlerini aktif hale getirdiklerini gördükçe daha çok sevinir olduk.

Gelişen ve büyüyen Türkiye’ye böyleleri yakışır dediğimiz pek çok müftülüğümüzle gurur duymaya başladık.

Ve şimdi müftülerin kendi camialarının dışında toplumda söz sahibi olması için bir önerimizi daha dile getiriyoruz.

Son da söyleyeceğimizi başta söylüyoruz.

İl ve İlçe İdare Kurullarında Müftülerin de Yer Alması

İllerin idaresi yetki genişli esasına dayanır. İllerin genel idari teşkilatı il, ilçe ve( işlevselliği kalmasa da ) bucak bölümlerine uygun olarak düzenlenir. Belli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile birden çok ili içine alan çevrede bu hizmetler için yetki genişliğine sahip kuruluşlar meydana getirilebilir

Bu konuda daha geniş bilgi isteyen araştırsın bulsun.

İşte bu görevlendirme 18.06.1949 tarihli 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu adı altında çerçeveye alınmıştır.

Bu kanunun 57.maddesinde ise “İl idare kurulu, valinin başkanlığı altında hukuk işleri müdürü, defterdar, milli eğitim, bayındırlık, sağlık ve sosyal yardım, tarım ve veteriner müdürlerinden teşekkül eder.”


İl idare kurulunun başında Vali bulunur. Yani ilin en büyük amiri, şehrin başı.. Ve bu kurulda yasanın ilgili maddesince de Hukuk işleri müdürü, Defterdar, Milli Eğitim, Bayındırlık, Sağlık ve sosyal yardım, Tarım ve Veteriner müdürleri bulunur.

Yani toplumun kanat önderi olarak bakacağımız müftü yani Din ve Diyanetin temsilcisi burada yer almaz.

Kanunun tarihine dikkat edin. 1949 yılı... CHP dönemleri... Yani yenilenmesi gereken bir kanun.

Bunun , CHP zihniyetli eski başbakanlardan Şemsettin Günaltay döneminde çıkartılan kanun olduğunu söylersek beni daha iyi anlamış olursunuz.

O dönemin kanun koyucusu bunu yaparken nedense din adamının toplumun nefesi olduğunu kasten ya da sehven (!) unutmuştur.

Ve yanlış yapmıştır.

Mademki din vardır, mademki bir kanaat öderi vardır il genel kurulundan neden uzak tutulmuştur. Halkı en iyi bilen bize göre din görevlisi müftülerdir.


İlk meclisin açılışında müftüler varken sonra ki yıllarda neden müftüler cemiyetlerde yer almamıştır, neden ilin, ilçenin hatta mahalle ya da köyün yönetiminden uzaklaştırılmıştır.

O dönemleri bilen bilir.

Şimdi diyoruz ki müftüler toplumun yüreğidir.

İl ilçe genel kurullarında hatta ihtiyar meclislerinde bunlara yer verilmelidir.

İllerde il müftüsü, ilçelerde ilçe müftüsü, mahalle ihtiyar heyetlerinde daimi üye olarak o mahallenin en saygın, en olgun cami imamı söz sahibi olmalıdır.

Müftüler şimdi koltuklarından kalkıp bulundukları il ve ilçelerde yönetimde söz sahibi olmalıdır.

Sayın Mehmet Görmez ne dedi “Yeni bir müftülük yapılanması şart”

O halde toplum içinde müftülüklerin yeri de canlandırılmalıdır.

Müftüler de canlanmalıdır.


Bunun için Bakanlar Kurulundan bunu beklemekteyiz.

****

Bir konuda birkaç kelime etmek istiyorum.

Camiler genelgesi yayınlandı ve yürürlüğe girdi.

Cami görevlilerinin bu konuda destek olması ve bu genelgenin tüm canlılığı ile yerine getirilmesi gerekir.

Bundan dönüş asla düşünülmemektedir

Cemaate anlatmalı, cami giriş yerlerine görülür şekilde asılmalı.

Her yeni tepki alır.

Bu tepkileri olumlu kılmak siz cami görevlilerine düşer.

Belki yorulacaksınız, eskisinden çok çaba göstereceksiniz ancak birkaç yıl sonra göreceksiniz ki imam cemaat kaynaşmasından çok mutlu olacaksınız.

Katırları ürkmüş fincancılara da şunu söylemek isterim.

İşte hendek işte deve…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol