Ah! Değer mi?
Bir anlık şeytani bir zevk için körpecik bir cana kıymaya değer mi?
Kıyılır mı o cana? Kıyılır mı? Ey cani!
Ne yaptın sen? Ah! Ne yaptın?
Nedir bu vahşet tablosu?
Nedir bu sapkınlık?
Daha hayatının baharında tazecik bir candan ne istedin sen?
Bir ana kuzusu, bir tazecik fidandı, nasıl kıydın, nasıl?
Neydi alıp veremediğin?
Yaptığın hiç insanlığa, Müslümanlığa sığar mı?
Senin eşine, kızına bu işkencelerin biri yapılsaydı acaba ne yapardın?
O kaskatı kesilmiş olan yüreğin ne hale gelirdi?
Katil damgasını yemek güzel mi? Sen artık yaftalandın ne yapsan nafile…
Ve hata üzerine hata yaparak hayatını cehenneme çevireceksin. Artık hayat sana zindan olacak.
Hz. Peygamber; kadınlar sizin emanetiniz, onlara iyi bakın demişti. Demişti de sen onu dahi dinlemedin. Belki de hayatında bu kıymetli sözü hiç duymadın.
Eğer tecavüz ederek emeline ulaşsaydın o yavru yine ölecekti hem de her gün.
Senin öyle gözün dönmüş ki kaç acıyı birden yaşattın o masuma…
Gözün dönmüş adeta vampirleşmişsin baban ve arkadaşın da senin yaltakçıların.
Sizi ancak teneşir paklar.
Yüreğinizden merhamet sökülüp alınmışsa artık kimse bir şey yapamaz.
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
 Buyuruyor; Rasulullah ( sav)
“Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum;
Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum.”
Demişti üstat gerçekten hepimiz, tüm Türkiye yüreğinde hissetti o acıyı. Birden binlerce annesi, babası, kardeşi oldu Özge Can’ın.
En acı olan ise şu yaşadığımız dünyada insanlığın ölmesi. Ölmek zaten insanların mukadderatı ya öldürmek?
İşte onu yapmak, insanlıktan çıkıp hayvandan daha da aşağı olmanın işareti.
Üzülüyorum, insan neslinin değil, insanlığın neslinin yok oluşuna, sudan bahanelerle insanlığın katledilmesine üzülüyorum.
Canilerin, katillerin, arsızların, hırsızların bir-iki yıl yatıp çıkmalarına ve hala suç makinelerini çalıştırmalarına üzülüyorum.
Kısasa kısas diyor Rabbim. İşte ayetler, buyurun okuyun.
178.   Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.
179.   Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.
BAKARA SURESİ
45.   Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

MAİDE SURESİ
Senin gibileri zindanlarda beslemek binlerce Özge Can’ı öldürmektir. Bizler tartışmalarda empati yapmayı öneriyoruz. Buyurun burada da empati kuralım. O caniyi özge Can’ın yerine koyalım. Onun hissettiklerini o da hissetsin. Çektiği acıları o da çeksin. Acı çeksin ki elleri bir daha haksız yere havaya kalkıp namuslara ve canlara uzanmasın.
Caniler acıyı tatmalı, korkmalı, canları yanmalı ki yaptıkları yanlarına kar kalmasın.
Ah!
Özge Can ne yapmalıydı bu katilin elinden kurtulmak için.
Ne yapabilirdi ki diyorum sonra kendi kendime, ıssız bir yerde, tek başına…
Karşısında gözü dönmüş, şeytanla işbirliği yapmış kelimelerin dahi ifade etmekte zorluk çektiği birine karşı. Ancak tırnaklarıyla karşı koyabilmiş.
Edep ya hu, illa edep!
Her şey ölmeliydi ama insanlık asla…
Kadın kutsaldır. Kutsal olarak da kalmalıdır. Kendi zarafetinde bırakılmayan kadınlar, Özge Canlar ve daha nice canlar ya bakışlarla ya da ona uzanan ellerle öldürülüyor.
Anlatılan bir hikâye geliyor aklıma.
Zamanın birinde bir deliyi bir memlekete padişah yaparlar. Deli bu ya…
Zindanda ki tüm tutukluları serbest bırakır, hapishaneleri de yıktırır. Aradan biraz zaman geçer ve bir cinayet haberi gelir. Padişah hemen emir verir, şehrin meydanına tek kişilik hapishane yaptırılsın, küçük bir pencere, bir de def-i hacet yeri. Dediği yapılır katil o tek kişilik hapishaneye konur. Aradan bir müddet daha geçer ki bir cinayet haberi yine alınır.
Padişah ikinci bir emir verir. Şehrin meydanına darağacını kurun birinci katili asın ikinciyi ise onun yerine koyun. Üçüncü bir cinayet haberi gelene kadar meydanda asılı kalsın.
Emir yerine getirilir. Bu arada ikinci katil hapishanenin penceresinden asılanı görmekte ve her gün dua etmekte; ya rab ne olur üçüncü cinayet haberi gelmesin ve darağacını boylamayım diye…
Bakmayın siz katillerin adam öldürdüklerine. Kendi canlarına gelince ödlek olurlar. Ayakları titrer, ifade değiştirirler. Suçu da ölen zavallıya yüklemeye çalışarak bir daha girerler zavallının hakkına.
Mehmet Akif ne güzel söylemiş;
Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük 
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük! 

Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp 
Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp 

Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var. 
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var! 

Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza! 
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza! 

 Haydi Türkiye sahip çık Özge Can’a ve daha nice canlara….
Sariye DEMİR
Not: Mersin Barolar Başkanının şahsında tüm Mersinli avukatlara şükranlarımı sunarım.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol