Fethullah Gülen Örgütü'nün 1980’li yıllardan itibaren devlet içinde sözü geçen gayr-ı resmi bir güç olmaya çalıştığı biliniyordu. F.Gülen, kurmaylarıyla yaptığı üst düzey bir toplantıda, kendilerine bağlı elemanların çok dikkatli hareket ederek devletin önemli kademelerine sızmaları istiyordu. Bu tembihatın yapıldığı kasetler devletin elinde mevcuttur.

Paralel yapının hedefe ulaşmak için takip ettiği yöntemlerin başında Makyavelizm geliyordu. Yani, hedefe ulaşmak için her yolu mübah görüyorlardı. Bunun dışında takip ettikleri ve uyguladıkları diğer yöntemleri tespit edebildiğim kadarı ile şunlardır:

1-Örgütlenme: Her şehirde ve kurumda örgütlenmişlerdir. Her şehirdeki ve kurumdaki örgütlenmenin başı, imam olarak nitelendirilir. Onlara göre, şehir imamı, o cemaat nezdinde şehrin mülki amiridir, kurum imamı da müdürüdür. Eğer kurum tamamen ele geçirilmişse kanunlar formalite cemaatin prensipleri asli kanun hükmündedir. Eğer kurumu ele geçirememişseler, yöneticilerini asılsız şikayetlerle yıpratmaya ve itibarsızlaştırmaya çalışırlar. Devlet bu yapılanmayı bu sebeple paralel yapı olarak adlandırmıştır.

2-Tedbir: Her abi/abla ve eleman ( eleman tabirini kendileri yeni kazanılanlar için kullanıyorlar) üst düzey tedbir uygularlar. Bu bağlamda önce cemaat içindeki adları ve meslekleri değiştirilir. Kendi üzerilerine kayıtlı olmayan bir telefon kullanırlar.

3-Kamuflaj: Bulundukları yeri/ coğrafyayı, sosyal yapıyı analiz ettikten sonra o yere uygun bir pozisyon geliştirirler. O yörenin dilini, esprilerini, kültürünü ve isimlerini kullanırlar. Eğer sızmaya çalıştıkları yerler üniversite, askeri tesis, adliye vb yerler ise o kurumda kabul görmek için ne gerekiyorsa yapılır. Sızma işini yapan kişi, eşinin başı kapalı ise açtırır, kokteyllere katılır, dans eder, likör bile içer.

4-Yemleme: Şehrin belli başlı şahsiyetlerine hediyelerle ziyarete giderler, yemeğe davet ederler, İkram ve iltifatlarla hatır gönül bağı kurmaya çalışırlar. Ardından kendi istedikleri bir personelin kurum içinde iyi bir konuma gelmesini ve o kurumun cemaate hizmet etmesini temin etmeye çalışırlar.

5-Reklam: Cemaatin lokal başarıları abartarak ve olaylara manevi, deruni anlamlar yükleyerek tanıtırlar. Her işi millet için karşılıksız profesyonelce yapan bir imaj oluşturmaya çalışırlar. Seçilmiş süper zekalı bir çocuğun Türkiye derecesi yapması sağlanarak, bütün öğrencilerin bu başarıyı elde edebileceği algısı oluşturulur.

Paralel Yapının Kurumları:

1-Dershane, etüt salonları ve öğrenci yurtları, özel okullar, kolejler, üniversiteler vb eğitim kurumları: Bu kurumlar cemaate eleman yetiştirmek için birer araçtır. Öğrenciler, yeteneklerine göre değil, cemaatin yurt içi ve yurt dışındaki öğretmen vd kurumlardaki personel ihtiyacına göre yönlendirilir.

2-Sivil Toplum Kuruluşları: Her yerde mevcut STK’lara paralel kendi STK’larını kurarlar ve alternatif olmaya çalışırlar. STK’larla memur ve öğrenciler dışında sivil vatandaşa ulaşırlar. STK’lar, para toplamak için de bir yasal zemin oluşturur.

3-Medya Kuruluşları: Zaman Gazetesi, Samanyolu TV, SHaber, Mehtap TV, Yumurcak vb kanallarla kendi adamlarını, kurumlarını ve hizmetlerini tanıtarak kitleselleşmeye, toplumda elde ettikleri zemini genişletmeye ve tahkim etmeye çalışırlar.

4-Holdingler ve Finans Kurumları: Cemaate mensup yada yakın işadamları tarafından kurulan holdingler hem cemaate kazanç sağlar hem de istihdam oluşturur. Asya Finansı önce katılım bankası olarak kurdular, sonra bankacılığa çevirdiler. Kendi kurumları arası para trafiğini sevk ve idare etmek için bu banka kullanılır.

5-Hayır Kuruluşları: Ülke genelinde “Kimse yok mu derneği” mahallinde çeşitli vakıf ve derneklerle cemaat yüzyılın en büyük iyilik hareketi olarak tanıtılır, böylece parası olanın parasal desteği, parası olmayanın dolaylı desteği sağlanır.

Bu tür oluşumları her cemaat ve sivil toplum kuruluşu yapıyor ne var bunda? denilebilir. Elbette sadece kamu yararı düşünülerek yapılan bu tür çalışmalar takdire şayandır. Ancak bu tür işler tek bir hedefi gerçekleştirmek, devleti ele geçirerek bir Fethullah Devleti kurmaya çalışırsanız;

a) Sizin bu işlerde hiç de samimi olmadığınız, başka siyasi hesaplar yaptığınız anlaşılır.

b) İnsanın iyi niyetli desteğini sadakasını ve hayırlarını amacı dışında başka yerler kullanarak çok büyük bir vebale girmiş olursunuz. Eğer fakirin hakkı olan zekat, fakire ulaştırılmıyorsa, bir okulun inşaatında kullanılıyorsa bu vebaldir.

Paralel Yapının Mühimmatı:

1-Yasa dışı dinlemeler: Paralel yapı bu işi o kadar abarttı ki, bir bakanın kendi eşi ile birlikte kaldığı otel odasına dahi kamera koydular ve bunu şantaj aracı olarak kullandılar. Ahlaki zaafı olan kişilerin açıkları tespit edildi yada onlara tuzak kuruldu elde edilen bulgular da şantaj aracı olarak kullanıldı ve bunlardan cemaat lehine kazançlar elde edildi. Yasa dışı dinlemelerle elde ettikleri istihbari bilgileri, uluslar arası istihbarat örgütleri ile paylaşarak ajanlık yaptılar.

2-HSYK, Yargıtay, Emniyet vd kurumların kilit noktalarına yerleştirdiği adamları.

3-Teknolojik aygıtlarla muhalif gördükleri kişi ve kurumlarla ilgili ürettikleri suçlar.

4-Kendilerine bağlı yayın organları,

5-Yabancı istihbarat örgütlerinin dolaylı destekleri.

Demokrasilerde her sivil oluşum, parti kurarak iktidara talip olabilir yada iktidarı denetleyebilir. Peki paralel yapı iktidar olmak için neden böyle bir yolu seçti?

1-Siyasi iktidar geçicidir, bunlar bir süreliğine geçici iktidar olmak yerine devlet içine kök salarak kalıcı olmak istedi.

2-Parti belli bir görüşü temsil eder ve onun muhalifleri olur. Bunlar ise bütün toplumu dönüştürerek kendileri gibi olmasını temin etmeye çalıştılar.

3-Ülkemizde yakın zamana kadar laiklik bahane edilerek dini oluşumların faaliyetleri engelleniyordu. Bunlar da üzerlerine gelen basıları azaltmak için bir yandan her devrin hükümeti ile uyumlu çalıştılar ve de illegal yapılanmaya devam ettiler.

Paralel Yapı neden 7 Şubat’ta savaş ilan etti ve 17 ve 25 Aralık 2013’te topyekun taarruza geçti?

1-Cemaat 40 yıllık bir çalışmanın sonucunda devlet olabilecek bir güce ulaştığını düşündü. Hatta belli yerlerde ve kurumlarda devlet olmanın şımarıklığı görülmeye başlanmıştı. Özel toplantılarda “Ağabeyler, Allaha şükür MİT hariç artık devlete biz hakimiz” sözünü açıkça dillendiriyorlardı. Cemaatin daha fazla beklemeye tahammülü yoktu. Fethullah Gülen’in yaşı ilerliyordu, biraz daha gecikilmesi halinde devletin ruhani lideri olma şansını kaybedebilirdi.

2-2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bu iş bitirilmeliydi. Zira R.Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra devlete hakim olmak imkansız hale gelecekti.

3-Savaş 2 Şubat 2012’de başladı fakat hükümet bu işi sessiz sedasız bertaraf edeceğini düşündü. Taarruz 2013’ün Haziran aylarında yapılacaktı fakat bu günlerde gezi olaylarının patlak vermesi, taarruzun 17 Aralık’a sarkmasına yol açtı. Yerel seçimler öncesinde bu iş bitirilmeliydi. Algı operasyonu ile yerel seçimlerde büyük bir hizmete uğrayan Ak Parti’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de başarısız olması planlanıyordu. Her şey istedikleri gibi olsaydı, tuzluğu koysalar vekil seçilecek, tuzluk vekillerle de hükümet kurup devleti idare edeceklerdir.

Gelinen noktada denilebilir ki Fethullah Gülen örgütü, 40 yıldır sinsice ulaşmaya çalıştığı hedefe varamamış, hiç bir stratejik derinliği olmayan hamlelerle yürüttükleri savaşı kaybetmişlerdir. 17 ve 25 Aralık’ta yapmak istedikleri altın vuruşlar, cemaatin intiharı ile sonuçlanmıştır.

Cemaat mensupları şimdilerde çözülmeyi engellemek için birbirlerine, “Cemaat kaybedeceği hiçbir savaşa girmez.” “Her şey zamanla daha iyi anlaşılacak.” Hoca Efendi, Peygamberimizle anlık görüşmeler yapıyor, biraz daha zaman var, bir ağabey rüyasında görmüş AKP’liler helak olmuş, Zaman okurları kurtulmuş vb şeyler söylüyorlar. Bu nasıl bir inanıştır ki, ülkemizde Kuran Kursunda Kur’an okuyan binlerde kişi, hafızlık öğrencisi bile helak oluyor ama sadece Zaman okuru kurtuluyor? Bu son hurafe bile cemaatin hurafecilikte geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.

Diyorlar ki, hükümetler geçicidir, cemaat ise her daim var olacaktır. Ben de diyorum ki hepimiz geçiciyiz, Baki olan Allah’tır. Gayretullaha dokunanlar helak olurlar. Paralel Yapı da tecessüs yaparak, iftira atarak gayretullaha dokunmuş, Allah da onları devletin gücü ile cezalandırmıştır. Bundan böyle iflah olmaları imkansızdır.

Gelecek Yazı Dizisi: Paralelin Günah Galerisi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.