Alaca'da 18 Mart Çanakkale Zaferi Programı
Grup Sayfamız için

Çorum'un Alaca ilçesi ALİMDER, Yunus Emre Camii ve Kız İmam Hatip Lisesi tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi 100. Yılı ve Şehitleri anma Günü nedeniyle program düzenlendi.

Belediye Kültür Salonu’nda saat 14.00’da gerçekleştirilen programa Kaymakam Ramazan Kurtyemez, AK Parti İlçe Başkanı Ümit Tokgöz, Emniyet Müdür Vekili Mustafa Var, Milli Eğitim Müdürü Hürrem Dursun, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda Kur’an-ı Kerim Tilaveti okundu. Daha sonra ise ALİMDER Başkanı Sami Arslan tarafından açılış konuşması yapıldı.

Konuşmanın ardından Yunus Emre Camii Kuran Kursu öğrencileri ve Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan program sunuldu. İlahilerin, şiirlerin ve kahramanlık türkülerinin seslendirildiği program beğeniyle izlendi.

Programın sonunda ise Kaymakam Ramazan Kurtyemez, programı hazırlayan öğrencileri tebrik etti.

Programın açılış konuşmasında Sami Arslan, Çanakkale Zaferi ile ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Zaruret-i hamse denilen İslâm’ın ve daha sonrada insan hakları evrensel beyannamesinin ana konusu olan; can, mal, din, dil, ırz ve namusun korunması sınavının verilmesidir Çanakkale. İslâmi kimlik içinde yeni destanlara imza atmaktır Çanakkale. Türkiye coğrafyasının havasını teneffüs edenlerin ve ben Türk’üm diyenlerin, birlikteliğinin kanlı fakat en bariz canlı örneğidir Çanakkale. Çanakkale’yi bu çerçevede anlama gayreti içerisinde olmalıyız. Çanakkale, tığ gibi 18-20 yaşında ki, Anadolu Delikanlısı Ali’nin, Mustafa’nın 17-18 yaşında, Emine’yi, Zehra’yı 2 tane yavrusuyla geride bıraktığı fedakârlıktır. Kucağında 2 tane çocuğuyla eşini muharebeye gönderirken gözün arkada kalmasın, iffetini de, çocuklarını da senin bıraktığın değerler çerçevesinde koruyacak bir eşin var bunu bil diyecek kadar basiretli, metanetli, gerçek Anadolu Kadınının düşmana meydan okuyuşudur Çanakkale. Belki genç yaşında dul kalacak, yetim yavrusunun hem ekmeğini kazanacak, hem de iffet ve namusunu koruyacak. İşte o kadına 18 yaşında ki, Anadolu annesine 20 yaşında ki, Mehmetçiğe bu ruhu veren Muhammedî aşk ve imanı soluklamaktır Çanakkale. Ülke dört yerden düşmanla sarılmış, Çanakkale’den acı haberler Anadolu’ya yayıldıkça askerlik şubelerinin olduğu yerlerde uzun sıralar olur sabahlara kadar. Başta Galatasaray Lisesi olmak üzere tüm liseler bomboş. Önceden gönüllü olarak giden eğer şehâdet rütbesine yükselmek varsa Rabbim, mahalle arkadaşlarımdan, sınıfta ki, dostlarımdan önce bana nasip eder mi diye sırada bekleyen göz bebeği lise talebelerini anlamalı Çanakkale’den. Her türlü olumsuzluğa rağmen; Mehmetçik şöyle haykırıyordu, ’’Canı verir cananı vermez Türkler, Ya Muhammed’’ bu milletin içerisine giren Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Laz’ı, Çerkez’i de La ilahe illallah Muhammedün Resulüllah diyen herkes, senin adını yüceltebilmek, emrine amade olabilmek için tamamı sana canını feda edebilecek. Öldükten sonra da seni ve davanı koruyacağımıza dair sana söz verdiğimiz gibi, Çanakkale’yi de o şekilde koruyacağız. Çanakkale’yi bu iklimde soluklamamız gerekmektedir. Dünyayı hayrete bırakan o büyük kahramanlığı anlayabilmek için üç beş tane resme bakmak kifayet etmeyecektir. O zaman sadece nakillerde bulunmuş, geçmişimizle övünmüş oluruz. Çanakkale ruhunu hayatımıza nakşetmeli, her daim o ruhla yaşamalıyız. Seyit Onbaşıları Binbaşı Lütfileri 51. Alayın Kumandanı Hüseyin Albayları, binlerce Mehmetçikleri ve onları yetiştiren anneleri anlamalı ve öyle anneler yetiştirmeliyiz. O anneler belki ahlâk doktoru, ahlâk profesörü değillerdi. Lâkin, insanlık tarihi onlar gibi ahlâkı anlayan ve yaşayan kadınları görmedi. Ya biz nasıl anne yetiştiriyoruz?

Tekrar bu milleti ayağa kaldırabilir miyiz? Bunun umutsuzluğu içerisindeyken,  Mehmet Akif; Ulusun korkma nasıl böyle bir imanı boğar, Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Sen ayağa kalkacak, yürüyeceksin, Niğbolu, Yavuz olacak, düşeceksin yollara millet senin arkandan gelecek, yine Ulubatlı’lar çıkacak surlara, Allahü Ekber sesinin altında. Yine sancaklar dikilecek İstanbul semalarında. Fetih destanları yazılacak. Fakat, bunu söylediği camide ihtiyarların başları önde. Cepheden devamlı şehâdet haberleri, Mehmetçiğin kanlı elbiseleri geliyor geriye. Ahmet Hamdi derki, şairler vardır fakat Anadolu da fazla şairler göremezsiniz. Peki Anadolu kadınları gençliğinin baharında eşlerini asker ettiler. O acılarla türküler söylemediler mi? Söylediler. Onların acılarına bir yürekleri birde kâinatın sahibi şahit oldu.

Dön gel ağam, dön gel dayanemirem

Uyku gaflet basmış uyanemirem,

Her al beyaz bayrağı gelin mi sandın,

Yemene gideni, gelir mi sandın,

Dön gel ağam, dön gel dayanemirem dediler. Fakat, bu sesler namahremdir diye sadece evlerinin içinde ağladılar. O kadınları görmeden Binbaşı Lütfileri okumadan Çanakkale’yi anlayamayız. Tam yıkıldık dediğimiz anda, Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisi ile boğaz mayın döşediler. Seyit Onbaşının Allah’ü Ekber nidasıyla 253 kiloluk top mermisini atarak düşmanı bozguna uğratması Muhammedi aşkın sonucudur.

Çanakkale de çarpışanlarda ve ülkenin her yerinde tek bir hedef vardı, zaferi kazanmak ve bunu dünyaya ispatlamak. 18 Mart 1915 bağımsızlığın sembolü olarak Türk Milletine yeni bir milât oldu Çanakkale Zaferi.  Şunu asla unutmayalım ki, inananlar her daim güçlüdür. Onlar inandılar ve inancın gereği olan, ölürsek şehit, kalırsak gazi düşüncesiyle canlarıyla, mallarıyla çarpıştılar ve kazandılar. Çanakkale iman, birlik ve beraberlik ruhunun özetidir. Çanakkale de her türlü zorluklara rağmen İstiklal Marşını yazdıran, Başta Atatürk olmak üzere, bütün Mehmetçiklerimizi ve onların kazanmasında maddi ve manevi desteği veren tüm şehit, gazi ve ecdadımızı rahmet ve hürmetle anıyor, sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.