Fatsa Beyceli Mahallesi'nde ''Kutlu Doğum' programı
Beyceli Merkez Camii yanında düzenlenen program, Fatsa Sahil Camii Müezzin Kayyımı Ahmet ÖZAY ‘ın Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Ardından Beyceli muhtarı Selami DURGUN selamlama konuşması yaparak çevre mahallelerden gelen misafirlere ve destek verenlere teşekkür ederek mahallesinde böyle güzel proğramlar yapılmasından memnuniyet duyduğunu ve bu tür proğramların devamının sağlanacağını söyledi.

Ardından Beyceli mahallesinde 32 yıl görev yapmış olan ve şu an Küçükkoç mahallesinde görevine devam eden Mustafa KEPELİ “40 yaşındasın” isimli nât okudu. Proğram Fatsa Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosunun sunmuş olduğu ilahiler, semazen gösterileri ve Tasavvuf Musikisiyle devam etti. Ordu Altaş Tv ‘nin Canlı Yayınladığı Proğramda Fatsa İlçe Müftüsü Hüseyin CAN “Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı” temalı konuşmasını yaparak, misafirlere şöyle seslendi. ''Diyanet İşleri Başkanlığı Hz.Peygamber (s.a.s.)’i anmaktan anlamaya kutlu Doğum haftasını Programları 1989 yılından itibaren kutlamaktayız. Bu yıl peygamberimizin doğumunun 1444. Yılını anmaktayız. DEĞERLİ KONUKLAR 21. Yüzyılda bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir şekilde geliştiğini görüyoruz. Bu gelişmeler kimi zaman insanlığın hizmetine sunulurken, kimi zaman da insanlığı yok etmek için kullanılmaktadır. İnternet, televizyon, telefon arabalar ve iş makinaları gibi iletişim araçları alabildiğine gelişme göstererek insanlığın hizmetine sunularak huzur ve refahı sağlanmaya çalışılmaktadır.Maalesef bu imkanlar, fertleri ve toplumları bir birine yaklaştırma yerine aksine bir birinden uzaklaştırmakta olduğunu görüyoruz. Aynı apartmanlarda oturan insanlar birbirlerini tanımadan hatta birbirlerine selam vermeden yıllarca yaşamaktadırlar. Anneler babalar, kapı dışarı atılarak Dar’ul Acezelere terkedilmekte. Ceviz kabuğunu doldurmayan sebeplerden dolayı yapılan evliliklerin ¼ boşanmalarla sonuçlanmaktadır. Kimi zaman komşular komşusunun malına, kimi zamanda canına kastetmekte. Kedi,tavuk,köpek yüzünden bir birlerine düşman kesilmekte.Diğer taraftan yine insanlar, ötekileştirdiklerini yok etmek için toplar, tüfekler, varil bombaları, atom bombaları, kimyasal silahlar icat etmekteler. İnsanlar, bu silahları kimi zaman kavmiyet kabile, ırkçılık adına kullandığını; kimi zaman da dünya hâkimiyetini ele geçirip, petrol ve altın gibi değerli yer altı kaynaklarına sahip olmak için kullandığı, kimi zaman da din mezhep ve ideoloji uğruna kullandığı görülmektedir.

Sonra savaşlar!!! Yüzbinlerce masumun öldürülmesi çocukların yeti ve öksüz kalması, açlığın önüne geçilemez hal alması, milyonlarca insanın yurtlarında yuvalarında, evlerinden barklarından kovulması, techir edilmesi veya mümin kardeşlerinin ölümünden kurtulmak için denizleri aşarak başka kıtalara giderken Ak denizin derinliklerinde kucağın de yavrularıyla beraber hayata gözlerini kapadıklarını balinalara yem olduklarını görüyoruz. Ve yine görüyoruz ki, Bu savaşları yönetenler insanlıklarını unutmuşlar, dinden diyanetten uzaklaşmışlar, sadece kendi kavmiyetlerini, inançlarını, mezheplerini ve meşreplerini öne çıkararak övünmektelerdir. Tüm insanlığın Hz. Adem ve Havva’ın çocukları olduklarını Mezhebin ve meşrebin din olmadığını, Allah’ın gönderdiği dinin İslam olduğunu unutmuşlar veya görmezden gelmişlerdir. Böylece düşmanlıklar hep gündemde tutulmuş; tefrikalar, bölünmeler başlamış, ve bölük pörçük bir İslam alemi!!! Sonunda Suriye’de, Irakta ta, yemende olduğu gibi, karşılıklı tekbirler acımasızca, hunharca, alçakça kadın erkek demeden, günahkâr masum ayrımı yapmadan, yaşlı çocuk gözetmeden ölüm saçmaya, yüz binlerin canına kıymaya devam etmektedirler. Çünkü bunlar gözleri dönmüş, parçalayıp öldürmede sırtlanları geçmiş, kudurmuş biçarelerdir.

KARDEŞLERİM!! Şimdi bir hatırlatma yapmak istiyorum. Hani insandık, ünsiyet içinde yaşayacaktık, Hanı Allah’ımız birdi. Birlikte beraberce yaşayacaktık. Hani Allaha inanıyorduk, hani kardeştik, Hani kardeşler arasında bir kavga olursa biz halledecektik. Müslüman kardeşimizi bizden olmayanlara şikâyet etmeyecektik. Hani ırkçılığı kavmiyetçiliği ayaklar altına alan peygambere veda haccı günü söz vermiştik, kavmiyetçilik ve Irkçılık için savaşmayacaktık. Hani bir bedenin uzuvları gibiydik. Hani bir binanın yapı taşları gibiydik. Hani “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini şiar edinmiştik Heyhaaattt çok uzaklaştık bu ilkelerden. Çok uzaklaştık affetme erdemliliğinden, Çok uzaklaştık birlikte yaşama ahlakı ve hukukundan. Çok uzaklaştık, bir birimizi sevmekten, saymaktan. Çok uzaklaştık merhametten, hoşgörüden, Çok uzaklaştık düşenin elinden tutup ayağa kaldırmaktan.

Birlikte yaşama ahlakını tesis etmek için ne yapmalıyız. 1.Allahın sınırlarını (kurallarını) aşmamak. 2. Asrı saadet devrini yeniden gözden geçirmeliyiz. 3. Bir birimizi sevmeliyiz. 4.Affedici olmalıyız. 5.Hoçgörü sahibi olmalıyız. 6. Bencil ve egoist olmamalıyız. 7.merhamet ve şefkat sahibi olmalıyız. 8.Adalet ve haktan yana tavır almalıyız. 9. Yakın akrabayı gözetmeliyiz. 10. Cömert olup paylaşmayı öne çıkarmalıyız. 11.Komşu haklarına riayet etmeliyiz. 12.Kendi nefsimizle barışık halde olmalıyız. Asrı saadet devrini yeniden gözden geçirmeliyiz:Hz. Peygamber (s.a.s), ensar ile muhacirler arasında kardeşlik tesis etmişti. Hiç bir kan bağı olmayan ashabın bir birleriyle evlerini barkalarını, ekmeklerini-aşlarını paylaşmışlardı. Bazen bir hurmayı bile bir birlerine takdim ederek Müslüman kardeşini kendisine tercih ederlerdi. Bunun islam tarihinde örneklerini görmek mümkündür. Bir birimizi sevmeliyiz:Kardeşlerim bir birimizi sevmeden birlikte barış içinde yaşayamayız.Hz. Peygamber (s.a.s), hadislerinde İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız (Müslim, Îmân,) Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun Bir Müslümana üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz (Buhârî, Edeb, 57, 58) Kardeşlerim: Peygamberimiz inanan, inanmayan herkese merhametle yaklaşır onların affedilmesini Allah’ dan niyaz ederdi. Peygamberimiz(s.a.s.) Müslümanlığın ilk yıllarında Mekke'de İslam’ı tebliğ ederken, bilindiği üzere Mekke müşrikleri O'na çok eziyet ve kötülük ettiler. Neticede Müslümanların önce Habeşistan’a sonrada Medine'ye hicret etmelerine sebep oldular. Peygamberimiz 630 yılında Mekke'yi fethettiğinde, canına kastedenleri, kendisini ve Müslümanları Mekke’den çıkaranları, Yusuf (a s)’ın kardeşlerini affettiği gibi bağışladı. Kâbe de toplanan halka şöyle dedi: "Ey Kureyş topluluğu! Bu gün Benden ne bekliyorsunuz? Size nasıl davranacağımı sanıyorsunuz?" Onlar da iyilik bekliyoruz dediler. -Bunun üzerine Peygamberimiz: "Bugün ben size Yusuf Peygamberin kardeşlerine dediğini diyeceğim. Size hesap sormak yok, hepiniz serbestsiniz, evlerinize gidebilirsiniz." dedi ve Mekkelilerin hepsini affetti. Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşiyi bile affetti Hoçgörü sahibi olmalıyız.“Gerçek Müslüman, elinden dilinde Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir. Hakiki muhacir de, Allah’ın yasak ettiği şeylerden uzaklaşıp onları terk edendir" Hoşgörülü ol ki hoş görülesin." Hz. Muhammed (s.a.s.) diğer din mensuplarına da hoşgörülü davranmıştır. Bir gün Necran Hristiyanları O'nu ziyarete geldiler. Tam ziyaret saatinde Müslümanlar ikindi namazına yöneldiler. Bu sırada Hıristiyanlar da mescidin doğu tarafına yönelerek kendi ibadetlerini yapmaya başladılar. Bunu gören bazı sahabeler Hıristiyanlara engel olmak istediler ama Peygamberimiz engin hoşgörüsüyle onların da kendi ibadetlerini yapmalarına izin verilmesini sağladı. On bir yaşından itibaren Peygamberimizin yanında kalan Enes bin Malik'in anlattığına göre "Resulüllah (s.a.s.) bir gün Enes'i bir iş için gönderir. Enes, sokakta oynayan çocukları görünce onlara katılır ve oyuna dalar. Aradan hayli zaman geçip de Enes gelmeyince Peygamberimiz onu aramaya çıkar. Çocuklarla oynadığını görünce arkasından yavaşça gelir ve ensesinden tutar. Enes irkilerek dönünce karşısında gülümseyen Peygamberi görür. Peygamberimiz "Enesciğim. sana söylediğim yere gittin mi?" diye sorunca Enes de "Hemen gidiyorum Yâ resulallah!" diye cevap verir. Bencil ve egoist olmamalıyız. “Müminin mümin karşısındaki konumu,parçaları birbiriyle sımsıkı kenetlenmiş bir binanın durumu gibidir”“Sizden birisi kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe kamil manada iman etmiş sayılmaz” Merhamet ve şefkati ifade eden Rahman ve Rahim Allah’ın 99 isminde ikisidir. Allah kullarına acır, kullarının da bir birlerine merhamet etmesini ister. Hz. Peygamberimizin müminlere karşı çok merhametli olduğunu Allah Tövbe suresi 128.ayette ifade eder. şöyleki "Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.O size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” Peygamber efendimizde“İnsanlara merhamet etmeyene, Allah da merhamet etmez.” Buyurur.Birlikte yaşamanın faktörlerinde biriside insanın diğer insanlara hatta diğer canlılara karşı merhametli olması ve acımasıdır. Peygamberimiz(s.a.s.)değil insanlara karşı, hayvanlara bile merhametle yaklaşırdı.Adalet ve haktan yana tavır almalıyız "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. ﴾90﴿"Adalet eşitliği gerçekleştirmek için her hak sahibine hak ettiğini vermektir. İslam da adalet önünde herkes eşittir. Hz. Peygamber (s.a.s.), müsamahayı teşvik ederken zulüm ve haksızlıktan da şiddetle sakındırmıştır. Çünkü zulüm adalet duygusunu ortadan kaldırır, insanları helak eder. Zulümden sakının çünkü zulüm kıyamet günü karanlıklar olacaklardır.(müslim)Yakın akrabayı gözetmeliyiz: Allah Nahl suresi 90. Ayette “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. "Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. ﴾23﴿ Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." ﴾isra -24﴿" İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır." ﴾14﴿ "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin.(Lokman suresi14-15) Yakın akrabayı koruyup gözetmek onlara kol kanat germek, anaya babaya rahmet kanatlarını açmak, akrabalarla ilişkiyi kesmemek. Allah resulü buyurdu ki; “ sözü güzel yap, selamı yay, yakınları ziyaret et, insanlar uykuda iken gece namazı kıl, selametle cennete gir.” (Beyhekî) 10. Cömert olup paylaşmayı öne çıkarmalıyız “Komşusu açken tok yatan bizden değildir Allah’ın bize verdiği nimetlerden bizde Allah için vermedikçe toplumda huzur sağlanamayacaktır. İslam’ın beş temel esasından biride zekat vermektir. Allah’ın verdiklerinden Allah için onun kullarına infak etmenin alt sınırları, Altın ve gümüş için 1/40, Sığır için 1/30 gibi zekat ölçüsü olarak belirlemiştir. Bu paylaşmanın olmazsa olmaz sınırıdır. İnsanlar açlıktan ölürken ben zekâtımı verdim, gerisinden mesul değilim diyemez Müslüman.Kendi nefsimizle barışık halde olmalıyız. KARDEŞLERİM: Şimdi ağzımın dolusunca haykırmak istiyorum, ey insanlık âlemi ! Ey Müslümanlar! ey Allah’ın kulları! ey Muhammed Ümmeti !!! Akan kanı ne zaman durduracaksınız? Gözlerinizi bürüyen gaflet uykusundan ne zaman uyanacaksınız? Çocukların yetim ve öksüz kalmasına, ne zaman son vereceksiniz? Allah’ın koyduğu sınırlara (kurallara) ne zaman döneceksiniz? Ey Allah’ı bir, dini bir, kitabı bir, kıblesi bir, Müslümanlar; mezhep, meşrep, parti kavgası ve çekişmelerini bırakıp, Allah’ın kitabına Resulün sünnetine ne zaman toptan sarılıp tek yürek, tek yumruk olacaksınız?Ey Allah’ın verdiği nimetlerle donanmış, nimetin kadrini bilmeyerek şımarıp, eşlerine anlayış göstermeyerek çözümü mahkeme kapılarında boşanmakta arayan kardeşlerim, analar babalar ne zaman bir birlerinize tahammül ederek,anlayış gösterip, âile yuvasını dağıtmayarak çocukları sokakta bırakmayacaksınız? Asrı- saadet’e dönüp, peygamberimiz(s.a.s.)e ve onun ashabına, Ensar ile Muhacirinin uhuvvet anlayışına bir bakmaz mısınız? Ey seni karnında dokuz ay taşıyıp, sonra iki sene helal sütünden emziren, gece uyumayıp beşiğini sallayan, yemeyip yediren, giymeyip giydiren anasını babasını kapı dışarı atan evlat !!!Hatırlamaz mısın? Allah’ın rızası ana-babanın rızasında, gazabı da ana-babanın gazabında ve Cennet anaların ayağının altındadır.Ey Müslümanlar bilmez misiniz ki, birlikte rahmet var, ayrılıkta azap vardır. Sözlerime son verirken külliyyen tefrikaların, tamamen ayrılıkların ayaklar altına alındığı ve birlikte yaşamanın öne çıktığı bir Dünya ümit ve arzusuyla kıymetli katılımcıları saygı ve hürmetlerimle selamlarım. Allaha emanet olunuz” diyerek sözlerini tamamladı.


Proğram sonunda Ordu İl müftüsü Mustafa KOLUKISAOĞLU kısa bir konuşma yaptı ve sunları söyledi “ Bu yıl ki “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen Ordu genelindeki 79. Programa katılıyorum.Her katıldığım proğram birbirinden güzel oldu.emeği geçenlerden Allah razı olsun. Bu yıl ki Kutlu Doğum teması olan Hz peygamber ve birlikte yaşama ahlakı temalı proğramların, bizleri kaynaştırdığına inanıyorum. Rabbim birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin'' diyerek sözlerini tamamladı.

Ordu İl müftüsü Mustafa KOLUKISAOĞLU’ nnun yapmış olduğu dua ile proğram sona erdi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.