Kitap, tükenmez bir hazine; okumak şerefli bir faaliyettir

İnsanı diğer yaratıklardan farklı kılan üstün özellikleri vardır. Bunların başında  öğrenme ve öğrendiklerini depolayarak gerektiği zamanda yararlanma kabiliyeti gelir.

İnsan tabiatı gereği her zaman bilme ve öğrenme ihtiyacı için­dedir. Bu ihtiyacı gidermenin en etkili ve kolay yolu ise okumak­tır.
Gençlerin sosyal uyumsuzluk­larına, insani ve ahlaki değerlerin kaybolmasına ve nemelazımcılığa karşı en iyi rehberdir okumak.
Yoksulluk, işsizlik gibi hayat şartlarının ağırlığı karşısında, tepkisiz kalma, umursamaz davranma sonucu şahsiyet oluşturamama tehlikesi ile karşı kar­şıya kalan gençliği, azim ve inanç yoluna yönlendirebilecek bir psikologdur okumak.
Kişiye fikri ve ruhi sağlam bir karakter kazandırarak, insanlar arasındaki münasebetlerin, sevgi ve saygı ortamında gelişmesine yön verecek kılavuzdur oku­mak.

Okumak; Yüce Allah’ın son Peygamberine yönelttiği ilk emirdir. Ayrıca, Allah’ın yeryüzündeki halifesine bahşettiği müstesna bir kabiliyetidir ki, insan zihni ancak okumakla kemale erişir.
Bir toplumun her yönüyle inkişafı, o toplumda yaşayan aydın sayısının artmasına bağlı olduğuna göre, okuma alışkanlığının her ferde kazandırılmasına olan ihtiyaç ortadadır. Çünkü aydınlanma­nın bundan başka yolu yoktur. Bu noktada okuma aracı olan kitabın önemi de ortaya çıkmaktadır.

Okuma ve öğrenme isteği, insanın fıtratında var olan bir duygudur. Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği büyük bilgin İbn-i Sina, çok küçük yaşta okuma ve öğ­renme faaliyetlerine başlamış gece-gündüz sürekli okumuştu. Kendisi hakkında şöyle der: “Uyku bastıracak olsa bir bardak bir şey içerek açılı­yor, yeniden çalışmaya ko­yuluyordum. Uyku da bile zihnim okuduğum şeylerle meşgul oluyordu.” Yazdığı el Kanun fi’t-Tıp isimli kitabı 600 sene batı dünyasında ders kitabı olarak okutulduğu tarihi bir ha­kikattir.

Kitap, Tükenmez Hazine
İnsanoğlu kitap kavramını, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’le duymuş ve tanımıştır. Daha sonra Yüce Kudret tarafın­dan, bazı peygamberlere sahife­ler, bazılarına da büyük kitaplar verilmiştir. Dolayı­sıyla Yaratıcımız, kullarına mesajı­nı kitaplar vasıtasıyla göndermiş­tir. İlk günden bu yana, kitaplar; inanç, bilgi, sanat, kültür ve tek­nik yönünden çok büyük fonksi­yonlar icra eden bir iletişim işlevi görmüşlerdir.
Senaca: “Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz yaşamak­tır. “derken, Goethe de: “Oku­mayı öğrenmek en güç sanattır” diye haykırır. On Harsal de: “Evren okuyan için yara­tılmıştır. Okuma zevkini öğ­renen mutlu bir insandır” di­yerek mutluluğun yolunun oku­madan geçtiğine işaret etmekte­dir.

Kitaplar, binlerce yıllık geçmi­şin olaylarını bugünün gelişmeleri ile geleceğin yorumlarını bizlere ulaştıran vasıtalardır.
Kitaplar, günlük hayatın bir parçası olduğu kadar, fertlerin ve milletlerin yaşayışını değiştiren geliştiren ve yenileştiren hayat ik­sirleridir.
Kitaplar, istikbalimizin temi­natı olan gençliğimizi, sigara, al­kol, kumar, uyuşturucu ve benze­ri, kötü alışkanlıklardan koruyan kalkandır.
Kitaplar, zengin kültür ve me­deniyetlerin kaynağı, bilgi hazi­nelerinin ve yüce ideallerin anah­tarıdır.
Kendi iç dünyamızda ve dünya coğrafyasında, iyiyi, güzeli, sevgi ve hoşgörüyü hakim kılmak isti­yorsak; her zaman, her yerde ve her fırsatta kitabı elden bırakma­malıyız. Manevi hazların şahikaya erişmesi de, gönlümüzde huzurun taht kurması da ancak kitap sev­gisi ve okuma ile gerçekleşebilir.

Merhum Necip FazıI aşağıdaki mısralarla bunu ne güzel ifade eder:
Hasta olsam, ilacım,
Çorbam, sütüm o kitap…
Suda mantarım, gökte
Paraşütüm, o kitap…
Toplumları ‘fertler’ bazında etkileyen birçok faktörler vardır. Bu faktörlerin en güçlüsü ise, eğitim­dir. Zira, dünyada kurulan tüm medeniyetler kültür zenginliğin­den doğarlar. Medeniyetin kay­nağı kültür, kültürün kaynağı bilgi, bilginin kaynağı da kitaptır.
Tarihe şöyle bir göz atacak olursak; ecdadımızın kitaplara büyük önem ver­diğini, yeni fethettikleri yerlerde kütüphaneler açtıklarını görürüz. Büyük Türk hükümdarı Yavuz Sultan Selim, savaş meydanlarına giderken katırlarla kütüphanesini de götürürdü. Çok okurdu.

Eski İran hükümdarlarının, âlim bir ki­şiyi cezalandırmak istediklerinde, cahillerle aynı odaya hapsettikle­rini görüyoruz. Samanoğulları devletinde de, suçlu bir kişi kü­tüphaneye hapsedilir, belirli ki­tapları okuması karşılığında ceza­sı kaldırılırdı.
Fransızların bu konuda çok meşhur bir sözü vardır: “Hiçbir şey okumayanlar hiçbir şey değiller­dir.”
Asrımızda dünyanın birçok ülkelerinde milletlerin medeniyet seviyesi her yıl o ülkede basılan kitaplardan adam başına kaç tane düştüğü ile okuma nispeti ölçülmektedir.
Bugün ülkemizde, kitap oku­ma alışkanlığının çok düşük bir düzeyde olması sebebi ile, isteni­len bilgi ve kültür birikimi hedefi­ne ulaşma yolunda, daha büyük çabalar sarf etmemiz gerektiği, vakit ge­çirmeden köklü ve sağlıklı tedbir­ler almanın lüzumu ortadadır.
Kütüphane Haftası münasebetiyle Yüce Mevla’dan,“Beşikten Mezara Kadar”  ilim tahsili emreden bir inancın bütün mensuplarına kitap “Oku”yarak kazanılmış huzurlu bir ömür temenni ediyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol