İskeçe Müftüsü Ahmet Mete’yi hedef tahtasında!
HABERANALiZ


“Bu Hristiyanlarda akıl yok da bizim kompleksli Müslümanlar da hiç yok”
demeden edemiyor insan.

Ahmet Mete’nin Müslümanların her faaliyetinin önünde takoz olarak bulunan Yahudilere böyle bir sitemde bulunmasını bir yere kadar makul karşılamak mümkün. Makul olmayan dünyaya “Holocaust-Yahudi Soykırımı” olarak pompalanan efsaneye trakyanın sözcülüğüne soyunan bir Türk Gazetesi’nin ön ayak olması ve tren vagonlarına bindirilmiş Yahudilerin resmiyle Yahudi ajitasyonu yapması. 

Halokost’a inanan insanlara öncelikle şunu sormak gerek, “2. Dünya Savaşı’nda 60 milyon Hıristiyan bir şekilde ölürken neden tüm dünya hem de Almayan’ya ihanet içinde olan sözde katledilen Yahudi’nin yasını tutar. 6 milyon Yahudi insan da 54 milyon Avrupalı insan değil mi?”

GERÇEKTE SOYKIRIM YAPILMADI

İşte Yahudi medya algısı burada devreye giriyor. İşin arka planına bakıldığında Hitler’in gerçekte Yahudileri katletmediği, ırkçı yaklaşımı nedeniyle sağlam ırk ortaya çıkarmak ve Almanlara masraf ettirmemek için halkın kamburu gördüğü sakat, hasta, ruh hastası gördüğü kimseleri telef ettirdiği gerçeğidir. Yahudi soykırımından söz edenler ırkçı Hitler’in Öjeni Teorisi’ni nedense görmezden gelirler. Aslında olan bu teori gereği sağlam ırk çalışması faaliyetidir. Yahudi medya Öjeni Teorisi’nin kurbanlarını ustalıkla Yahudi soykırımı yapıldığı iddiasıyla dünyaya servis etmişlerdi. 

Güya Hitler, babasını tedavi etmekte ihmalkar olan Yahudi doktor ile savaş anında silah sanayini elinde bulunduran Yahudilerin yersiz grevi nedeniyle Almanya, Fransa karşısında mağlup olmuş ve Versay Anlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştı. Bu anlaşmayla tarım ve maden arazilerinden mahrum olan Almanya 132 milyar altın tazminata mahkum olmuş ordusu da 100 bin ile sınırlandırılmıştı. 

Bu ortamda iktidara gelen Hitler’in bunun intikamı olarak Yahudilerden 6 milyon kişiyi gaz odaları ve sabun fabrikalarında katletmişti. 




HİTLER’İN PROPAGANDA DESTEKÇİLERİNİN TAMAMI YAHUDİ İDİ

Oysa Hitlerin “Kavgam” adlı kitabı ve Yahudi iş adamlarının hatıralarına bakıldığında Hitlerin en büyük destekçilerinin Yahudi iş adamları olduğu görülecektir.

Hitler’in propaganda destekçilerinin Almanya’ da sanayi devleri olan Thysen, Krupp, Kirdoff ve Rotchilds ailesinin Amerika’ da bulunan uzantısı olan General Motors, Du Pond, Ford’ un yanı sıra Yahudi petrol şirketi Standard Oil ( Rockefeller Ailesi’ nin şirketi ) Hitler’ e mali açıdan destek veren isimlerdi. 

Batık Alman ekonomisi ortada iken kalkınma için yine Yahudilerin mali desteğine ihtiyaç vardı. Ve bu destek, Dünya Siyonist Örgütü (WZO)’dan geldi. Bu desteğin delili ise 2. Dünya Savaşı boyunca Almanların kullandığı topların üretimini bir Yahudi şirketi olan SKF’nin üstlenmesidir. Jacob Wallenberg şirketin sahibidir. Standard Oil de Nazilere ait askeri araçların petrol ihtiyacını karşılamıştır. Üstelik toplama kamplarında kullanılan gazların üretimi bile Yahudi kimya firması olan Farben şirketince karşılanacaktır.

Savaş öncesinde üretilen 500 ton kurşunun ödemesini gerçekleştiren Brown Bros Harriman’ dır. O da bir Yahudi’ dir. Versay Anlaşmasının ilk taksidinin ödenmesinde Yahudi ailelerinde Samuel ailesi Hitler’ e 30 milyon pound mali destek sağladı. Royal Dutch Shell adlı petrol firması bu aileye aitti. 

Bu desteklerin tek nedeni ise ağırlıklı Almanya’da olmak üzere Avusturya, Polonya, Romanya ve Macaristan’da bulunan Yahudilerin Filistin’e göç etmesini sağlamaktı. 

SOYKIRIM SÖYLENTİSİ İLE YAHUDİLER FİLİSTİN’E GÖÇ ETTİRİLDİ

Hitler ile Yahudiler arasında yapılan gizli anlaşma gereği oluşturulan kamuoyu ile Hitlerin Yahudileri soykırımdan geçirdiği haberi piyasaya pompalanarak rahatından taviz vermeyen Yahudilerin Filisten’e göç etmesinin önünü açılıyordu. Hitlerin savaşta Fransa dururken en çok Yahudi nüfusun bulunduğu Balkan ülkelerine saldırması da bu soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. 

Zengin Yahudi ailelere gözdağı vermek amaçlarıydı. Bu yüzden de toplama kamplarına sadece sakat, engelli, yoksul Yahudiler getiriliyordu. Bunların yanında Romanlar ve Çingeneler de vardı. Bu korkutma ve baskıyla varlıklı Yahudiler satın alınan topraklara göçe zorlanmış oluyordu. Üstelik Hitler, devlet politikası olarak Yahudilere göçün önünü açıyordu. Soykırım amacı olan bir diktatör niçin böyle bir göçe izin versin? Üstelik neden devlet politikasıyla da desteklesin? Göç etmek isteyen Yahudilerin göç organizasyonunu da Siyonistlerle birlikte yürütmüş ve sadece Filistin’ e göçe izin vermişlerdir. Nazi subaylarından olan Adolf Eichmann bu göç organizasyonunun başında yer almış ve Macaristan, Çekoslovakya ve Avusturya’ da göç büroları kurdurmuştur. 1941′ e kadar bu bürolar aracılığıyla Eichmann yasalar çerçevesinde Yahudi göçünü yürütmüş ve 250 bini aşkın Yahudi’ nin Filistin’e göçünü gerçekleştirmişti.


İskeçe'nin yeni seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, 1965 yılında İskeçe'ye bağlı Yassıören köyünde dünyaya geldi. İlköğrenimini Türkiye'de İstanbul Gaziosmanpaşa Bekirsami Dede İlkokulunda tamamlayan Mete, Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesini bitirdi. Bir dönem Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde eğitim gördükten sonra, Suudi Arabistan'daki Medine İslam Üniversitesinin Dava Fakültesine kaydını yaptıran Ahmet Mete, 1991 yılında bu fakülteden mezun oldu. Yüksek öğrenimini Suudi Arabistan'da tamamlamasından sonra Batı Trakya'ya dönerek, İskeçe Müftülüğü çatısı altında Vaizlik ve Kuran kursu öğretmenliği görevlerinde bulunan Ahmet Mete, 2000 yılından bu yana kendi köyü olan Yassıören'de imamlık görevinde bulundu. Türk Azınlığı Vaaz ve İrşat Heyeti Asbaşkanı da olan ve Azınlık basınında dini konularda çeşitli çalışmaları bulunan Mete, evli ve üç çocuk babası.
 

Kaynak: Dinihaberler.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.