Selahaddin Eyyubi'nin ruhunu taşıyan imam!
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

Korkusuz Gazetesi yazarı Can Ataklı, bir İngilizce öğretmeninin cenazesinde Atatürk'e dua edilmesini vasiyet ettiğini, ancak cenaze namazını kıldıran imamın bu son isteği yerine getirmek istemeyerek “Bu günahtır” dediğini aktardı.

Ailenin ısrarı üzerine imamın cemaate dönerek “Bu merhum bir vasiyette bulunmuş. Aile bana intikal ettirdi. Onlar da bilmiyorlar bunun günah olduğunu. Ben bu sorumluluğu almak istemiyorum. Ancak bir defaya mahsus isteği yerine getireceğim. Ama bir daha öyle bir şey istemeyin, çünkü yol olur” dediğini belirten Ataklı, bu sözler üzerine cemaatin alkışlarla imamı protesto ettiğini söyledi.

Ataklı, durumu kendisine aktaran kişinin de “Ne hale geldik. İnsanların son arzusu olan duayı bile çok görüyorlar." dediğini ifade etti.

Toplumu kutuplaştırmaktan başka bir fonksiyonu olmayan İngilizce öğretmeninin vasiyeti ile Ataklı'nın bu yazısının akıl, iz'an ve İslam ile uzaktan yakından bir alakası bulunmuyor. 

Can Ataklı gibi Laikçilerin bu tutumunun Emevi zihniyetinden farkı yoktur. Emevilerde mescitlerde kendi siyasi arzuları doğrultusunda yapılan toplu dualara ve hutbelere müdahale ederdi.

Kendi hanedanlarına övgü yapılmasını; hanedanlıkları için tehlike gördükleri Ehli Beyt için ise lanet okunmasını, beddua edilmesini isterlerdi.

Laikçi Atatürkçülerin "Atatürk'e dua" gibi istekleri, İslam'a en büyük zararı veren Emevilerle aynı...

Dua şahsa özgü manevi bir andır. Müslümanlar siyasetin ibadete müdahil olmasından dolayı verdikleri acı kayıp ve edindikleri tecrübeler sonucunda ümmetin üzerinde ittifa ettiği kahramanları toplu dualarında dile getirme tecrübesini edinmişlerdir. 

Atatürk dini bir kisveye sahip olmadığı gibi siyasi bir figürdür. Laikçiler, "Atatürk'ün yurdu kurtarması ve sayesinde ezanların okunduğu" gibi sıradan bir anlayışla adının dualarda anılmasını istiyorsa da aynı mantıkla sıraya konulacak olsa kendisine minnet duyulacak tarihi şahsiyetlerin isminin sıralmasından milletin Rabbinden isteklerine yer kalmayacağı muhakkak.

Bu durumda Atatürk'e veya başkasına yapılacak duanın vasiyet edilmesi onun vasiyetinin yerine getirilmesini haklı kılmaz. Zaten İslam'da vasiyet sadece geride bıraktığı terekesiyle (bıraktığı mülk ve varislerle ki o da tamamı değil malın belli bir kısmı ile) sınırlıdır. 

Hristiyan kültürüne sahip olan Laikçiler ile Atatürk severler maalesef burada büyük hata yapıp "vasiyeti" Hritiyanlar gibi kutsallaştırmaktadırlar. İslam'ın vasiyet anlayışından haberdar olan bir müslüman geride kalanları bağlayıcı vasiyet etmez. İslam'da kişisel özgürlükler vasiyetle veya başka bir şekilde sınırlandırılamaz.

Müslüman vefat ettiğinde bu tür saçma vasiyetlerde bulunmaz. Atatürkçüler milletin fikir hürriyetine saygısı olmadığından vefat ederken bile başkalarının fikrine müdahale etmeyi kendilerine görev biliyorlar. Fakat bu istekleri kendilerini bağlar geride kalanları asla...

Ve insanların istemediği, benimsemediği bir duayı yapmak manevi atmosferi bozacağı ve ihlası gidereceği için bu tür istekleri yerine getirmek günahtır. 

Can Ataklı ve Atatürkçüler çok istiyorlarsa camiler herkese açık. Yeryüzüde iman edenler için bir mescit hükmünde olduğuna göre diledikleri yerde diledikleri duayı yapmakta özgürdürler. 


Bu konuda daha önce yayınladığımız "Atatürk'e dua edin" demek inanç hürriyetine müdahale ve suçtur!" yazımızda ayrıntılı bir şekilde belirttiğimiz gibi duaya müdahale insanlık ve anayasal bir suçtur.

Atatürkçüler aynı talebi başka dinlerden istememeleri art niyetlerinin en açık göstergesidir.

Anayasal olarak elleri kolları bağlı olan Atatürkçüler bu günlerde şehitler, vatan millet sakarya ve vasiyet gibi duygullıkların ardına saklanarak akıllarınca duygu sömürü yaparak yol almayı düşünüyorlarsa kusura bakmasınlar.

Siz, milletin hassasiyetlerine ne derece saygılı oldunuz ki millet sizin hassasiyetlerinize saygı duysun!...



İşte Ataklı'nın yazısının ilgili bölümü:

"ÜZÜLDÜM ATATÜRK İÇİN DUA EDİLMESİ VASİYET EDİLEMEZMİŞ

Çok değerli bir büyüğüm olan bir dostumun kızkardeşinin eşi vefat etti geçen hafta.

İngilizce öğretmeni olan merhum, eşine “cenazemde Atatürk için de dua edilmesini mutlaka sağla” demiş.

Aile cenaze namazının kılınacağı Güzelyalı Hakim Efendi Camii'ne vardığında, imama “Namazdan sonraki dua sırasında lütfen Atatürk'ün de adını anın, merhumun son isteği idi” demişler.

İmam efendi bu talebe karşı çıkmış. “Bu günahtır” demiş.

Ancak ailenin ısrarı üzerine sıra dua etmeye gelince cemaate dönüp “Bu merhum bir vasiyette bulunmuş. Aile bana intikal ettirdi. Onlar da bilmiyorlar bunun günah olduğunu. Ben bu sorumluluğu almak istemiyorum. Ancak bir defaya mahsus isteği yerine getireceğim. Ama bir daha öyle bir şey istemeyin, çünkü yol olur” demiş.
Bunun üzerine cenaze namazı kılan ve cenazeye gelenler imamı alkışlarla protesto etmişler.

Durumu bana aktaran büyüğüm “Ne hale geldik. İnsanların son arzusu olan duayı bile çok görüyorlar. Fatiha okurken Atatürk'ün adını anmak bile bunlara zul gelmeye başladı. İnsanı dininden de memleketinden de soğutuyorlar” dedi.

Sessizce dinledim. Yüreğim öfke doldu ama belli etmemeye çalıştım."

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.