Ailede Kadının Yeri

Evlilikle ilgili yazılarıma devam ederken, aldığım sorular ve anlatmam istenen konuların en başında eşler arası iletişim bozukluğu geldi.

Ben de yaşanmış dertlerle devam etmemeye, yazmaya, bir nebze olsun belki çare olmaya karar verdim.

Evlenene kadar, saatlerce ayna karşısında süslenen, onun gözünde en güzel ben olmalıyım, diyen kadın, sonraları nasıl oluyorsa, ben olmak istemez yâda neydi istemediği? Evliliklerde bugün en büyük yaşanan problemlerin başında, eşlerin özel hayatlarının soğuk kış gecelerini aratmaması, yatak odalarına karların yağması!

Bu arada suçlu aramıyoruz ama neden ve niçinlere cevap bulmalıyız ki yapılan yanlışlar artık yapılmasın. Belki bu yazıyı yazmak da çok zor! Benim gibi tesettürlü, örf ve adetlerle yetiştirilmiş bir bayanın böyle bir konuyu eğilim göstermesi, dile getirmesi, toplumun bazı kesimlerinden tepki alacağımı, yanlış karşılanacağını bile bile yazıyorum ki belki bu yazıyı okuyunca kendimizin yanlış bir parçasını bulur, mutluluk tablosunun eksik parçasını yerine koyarak huzur resmini çekebiliriz.

Hep yanlış hep günah deyip sustuk sustuk, ve simdi belki boşanmayla sonuçlanan belki de evlatlar hatırına çekilen evlilikler yaşadık yaşıyoruz.

Özellikle kız evlatlarımızı yetiştirirken edep, hayâ, günah üçlemiyle yetiştirmeye özen gösteririz, anne anlatmaz evlendikten sonraki özel hayati, mahremdir ayıptır, olmaz, kendisine göre!

O nasıl yaşayıp öğrenmişse, kızı da öğrenebilir der. Şimdiki gençler her şeyi bilir zaten deyip birden sıyrılır işin içinden ama unuttuğu evcilik oynamayacaktı kızı, gerçek bir hayatın temel ilkesini yaşayacaktı. Bu konu hakkında sorular yönelttiğim eşlerden, aldığım cevaplar çok vahim, hala cahiliye dönemi yaşıyoruz… Erkekler Kadınları suçluyor! Kadınlar da erkekleri suçluyor! Aslında sorun ortak olduğundan beraber aşılmalı, İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa dememiş mi büyüklerimiz?

Evlilik öncesi, flört, nişanlılık ve evliliğin cicim aylarında en güzel biz olmak için uğraşırız, korkular, makyajlar, süslenmelere zamanımızı ayırırız, sırf ona güzel olmak için! Sonradan ne oluyorsa, cazibelik mi bitiyor, yoksa artık elinin altında bencilliğimi su yüzüne çıkıyor zamanla? Eşimiz için kendimize ayırdığımız zaman da kalmıyor. Kadın haklıdır, bütün gün çalışır ya dışarıda ya da iş hayatı veya evde temizlik, yemek derken akşam günün yorgunluğu çöker üzerine, bir de yarının telaşı vardır.

Of ki ne off… Zordur kadın olmak der, çalış çalış, haa birde sanki işim yokmuş gibi süslenecek miyim? Erkek de yorgundur, günün bütün yorgunluğuyla gelir evine, beklediği bir tutam güler yüz, bir hatır sorulmasıdır, eve gelen eş, eşini temizlik kıyafetleriyle, üzerine yemek kokusu sinmiş bir şekilde bulur, nasıl geçti günün demesiyle, canı burnuna gelmiş kadın, acar ağzını, başlar söylenmeye. Eş(erkek ) yemeğini yer, alır kumandayı, geçer televizyon karşısına.

Her gün rutin iş gibi devam eder erkek, eşinin her kadından daha güzel, daha bakımlı olmasını ister, kendine özel süslenmesini bekler, beraber yaşanılan ömür sadece gündüz değildir aslında… Eşinin yorgunluğunu anlar ama! Eşini özel hayatında daha çok ister. Helalidir, hayatında başka kadınlar olmamalıdır, gecelik sevdalara düşmemelidir, nefsi adına… Eşinden bekler hepsini, kadının yorgunluğu, bakımsızlığı da eklenince, artık soğuk geçmeye başlar geceler… Birbirlerini anlama yerine suçlamalar başlar kendilerince rahatlayacaklardır. Ve bir gün olan olacaktır, kadının aklına gelmez, eşi asla aldatmaz kendisini… Çocukları da varsa kadın güçlü hisseder kendini, evlilikleri de ilerlemişse daha da güvenir bencilliğine, suçu hiç kendinde aramadan .. Eş aldatmak istemez aslında, amalar üst üste gelince yığınla sorunlar olur kendince bahaneler bulur aldatma kılıfına… Artık istemeden yönelmeye başlamıştır ya parayla satılan gecelere, yâda bir tatlı sözle gelecek felaketlere… Kadında aradığını bulamamıştır. Eşinden şikâyetçidir, ben sadece kadın mıyım aklına geldiği zaman? Benimde ruhum var, benimde saçlarımın okşanmaya ihtiyacı var, yüreğimi anlamalı der der… Ve böyle mutsuz eşler dışarıda aramaya başlar yalancı mutluluğu farkına varmadan, kadın yâda erkek demeden, mutluluk onların da hakkıydı, vicdanlarını rahatlatarak… Evlilik hayatının gündüzünün güneşli geçmesi için, gecenin de ay ışığını yakalaması lâzım, bırakın evinizi her gün dezenfekte etmeyi yada ailelere çokça zaman ayırmayı. Çok çalışsanız da birbirinizi ihmal etmemeyi bilin! Gel yemek ye, Tv seyret, yat uyu, kalk kahvaltı yap, işe git gel… Bunlara dur diyelim her zaman olmasa da arasıra… Ortak sevgiler unutulmamalı, fanteziler, romantizimler serpilmeli hayatın içine, her şeyi karşı taratan beklememeli! Eğer erkek yapmıyorsa, kadın yapmalı sürprizleri, çiçek almalı eşine, kim bilir belki de ona unuttuğunu hatırlatmanın en güzel bir yoludur kırmadan anlatmanın.

YAĞAN KARLAR,ANCAK GÜNEŞ IŞIĞIYLA ERİR!”

Soğuk bir yatakta iki ayrı yorgana sarılmak, daha da üşütür eşleri. Cinsellik konuşulmamalı mıydı? Bu kadar mı gizliydi Yaratan, kitabında bize anlatmıştı eşler arasındaki ilişkiyi de neden bizler kapattık bu konuları? Çok şükür kendini bilen üstadlar var kitaplar yazıp anlatan, haram nedir? Helal nedir? Eşim tamamen mi bana helal? Ya da bir sürü soruya cevaplar yazdılar. İslâm da utanma var mı? Haya var elbet ama öğrenmek ilimdir. Cahillik en büyük düşman değil mi? Kadınlara asla siz suçlusunuz demiyorum, kadın annedir! Kadındır erkeği dünyaya getiren, büyüten, yetiştiren. Kadın olmak yüceliktir, ayrıcalıktır. Kadınlar; eşlerinizin ellerini bırakmayın, çünkü kadınlar daha güçlüdür erkeklerden!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) buyuruyor; “Sizin dünyanızdan bana 3 şey sevdirildi, güzel koku, kadın ve gözümüzün nuru namaz” (Müslim)
 
Sevgi ve Saygılar…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Ahmet Özdemir 3 yıl önce

Cok dogru yazi !!!