Asım’ın Nesli Bozacak Şeytanın Tuzaklarını
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER-    Gerçekleri görmek için, acaba hangi acıların kapımızı çalması gerekiyor? Evlerimizden başlayarak en yakınımızdan, en uzağımıza kadar,tüm sınırlarımız ateş çemberi ile çevrilmişken, bizler bunu sadece günü birlik haberlerle takip ediyoruz. Acaba bunun farkına varmamız için, daha nasıl kayıplar vermemiz gerekiyor. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, çizilen senaryolar o kadar fazla ki millet olarak gözümüzü açıp uykudan uyanabilmeliyiz. Sadece bu günü yaşayarak geleceği kurtaramayız.  Yıllardır aile kurumumuzun üzerinde oynanan oyunlar, onlar için istedikleri sonucu vermeye başladı. İnsanlar artık tahammülsüz ve sabırsız hale geldi. Sanki adeta insanlar her an cinnet durumundalar. Annenin bile çocuğuna tahammülü ve sabrı kalmadı.  Evet, annenin bile diyorum çünkü anne için çocukları her şeyden değerli ve kıymetli olması gerekirken anneler annelik duygusunu kaybetti. Peki, neden bunun sebebini kendimize sormuyoruz. Niye bu hale geldik sorgulamıyoruz, sorgulayamıyoruz.Beynimizi uyuşturan benliğimizi kaybettiren nedir nelerdir.

Kabul etsekte etmesekteacı bir gerçekle karşı karşıya bulunmaktayız. Zehirlendik, hemde öz benliğimize, iliklerimize kadar zehirlendik, ruhumuzu, kimliğimizi çaldılar bizden. Özgürlük, rahatlık, konfor diye girdi, bu zehirler hayatımıza.Hedeflerimize fedakârlık yapmadan, rahatımızdan vazgeçmeden ulaşmak istedik. Oturduğumuz yerden, yorulmadan ve asla uykumuzdan vazgeçmeden, kahramanlığa soyunduk, ülkelerfethettik sanal dünyalarda. Rahatımızdan feragat etmeden hiçbir şey olmayacağını anlamak istemedik. Hâlbuki bu yolun kutlu yolcuları, onurlu mücahidlerizaferlerini, yoklukla, uykusuzlukla tüm zorluklarla mücadele ederek sabırla elde ettiler. Ömürlerinin son nefeslerine kadar,  zalimlerle ve batılla savaştılar ama asla haktan, adaletten ve özgürlüklerinden vazgeçmediler. Ya Hak, ya batıl.Ya Kurtuluş, ya hüsran diyerek mücadelelerine devam ettiler. O mücahitler ki,  zaferlerin ve yarınların,  yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerin olacağını anlattılar bize.  Âlem-i İslam ateş çemberi ile çepe çevre kuşatılmış yanarken uyku ve rahatlık bizlere batmalı canımız yanabilmeli bir an bile keyif almayı, eğlenebilmeyi kendimize zulüm saymalıyız. Sadıklarla birlikte olmalı, nefsimize ağır gelen bu zorlu yoldahakkın rızası için mücadele edebilmeliyiz.

Yüce Allah ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır:  “Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve sâdıklarla beraber olunuz!”(1)

Evet, tekrar özümüze dönmeli, iyiliklerimizi Allah rızası için yapmayı, bu yolda mücadele ederek çocuklarımızı geleceğin, Hasan el - Benna’ları, Seyyidkutup’ları, Şeyh Ahmet Yasin’leriolarakyetiştirmeliyiz. Çevremizi saran masum ve dost görünümlü düşmanları tanıyıp, anlayabilecek ve onlardan gelecek kötülüğü hakka olan teslimiyeti sayesinde, bertaraf edebilecek kadar imana sahip,feraset sahibi bir nesil, iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış; karakterli ahlaklı, kişilikli vatanına milletine ve dinine sahip çıkabilen, dahası bunları yüceltmek için, hiçbir fedakârlıktan kaçmayacak olan,  Asım’ın neslini yetiştirerek o kutlu nesille bu dünyanın düzenini yeniden kurmalıyız. Hani Mehmet Akif’te şöyle övüyor dizelerinde;O nesli:

“Asım’ın nesli… Diyordum ya… Nesilmiş gerçek: / İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.”

Bu ahir zaman ümmeti büyük bir sınavla karşı karşıya bulunmaktadır, bu sınavı geçebilmek için, kalplerimizi,imanlarımızı yeniden dirilterek mücadelemizi sürdürmeli, şeytanın yolumuza kurduğu, çeşit çeşit tuzakları, her ne olursa olsun Allahın rızasını düşünerek ve tam bir teslimiyet ve imanla bozabilmeli; Rahmanın has kullarının yolundan gidebilmeliyiz.

Yüce Allah ayeti kerimede şöyle tarif eder has kullarını: “Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa ‘selametle!’ derler.”(2)

Dindar ve salih bir adam bir gün avlanmaya çıkar. Bir de bakar ki korku içinde kıvranan bir yılan görür. Yılan kendisine: "Ey adam, peşimdeki beni öldürecek olan düşmanımdan beni kurtar. Allah da seni kurtarsın" der.     Bunun üzerine adam, yılanı elbisesiyle örtmek ister. Yılan: "Düşmanım beni görür" der. Adam, yılana: "Ne yapmalıyım?" diye sorar. Yılan şöyle der: "Eğer iyilik yapmak istiyorsan, bana ağzını aç, karnına gireyim" der. Adam: "Ben senden korkarım" der. Yılan, adama eziyet vermeyeceğine dair söz verir ve ona kendisinin, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden olduğunu bildirir. Adam ağzını açar, yılan da adamın karnına girer. Bu sırada yanından elinde kılıcı bulunan bir adam geçer ve kendisine yılanı sorar. Adam görmediğini söyler. Sonra iyilik için söylediği yalanından ötürü defalarca istiğfarda bulunur. Yılan, başını çıkarıp düşmana bakıyormuş yapar. Adam, yılana düşmanının geçtiğini ve karnından çıkmasını söyler. Yılan da adama şöyle der: "Ey adam, şimdi sen iki ölümden birini seç. Ya ciğerini parçalarım veyahut kalbini delerim."Adam: "Sübhanellah! Aramızda olan antlaşma nerde kaldı?" diye sorar. Yılan şöyle cevap verir: "Senden daha aptal kimse görmedim. Atan Âdem Aleyhisselam’a olan düşmanlığımı unuttun mu? Ben onu cennetten çıkarmıştım. Ehli olmayana iyilik yapmanı sana kim söyledi?" der. Adam, yılana der ki: "Eğer muhakkak beni öldürmen gerekiyorsa bırak şu dağın eteğinde kendime bir mezar kazayım." Yılan: "Ne istersen, onu yap" der. Adam, ellerini göğe doğru açarak: "Ey Latif ve Kadir olan Allah’ım! Bana gizli lütfunla lütfet. Ey Hâkim, ey Âlim, ey Yüce büyük olan Allah’ım! Ya Hayyü ya Kayyüm, ya Allah. Beni bu yılandan kurtarmayacak mısın? Beni bu melundan kurtar!" diye Cenabı Hakk’a niyazda bulunur ve dağa doğru yürür.

Adam şöyle anlatıyor: "Dağa doğru giderken parlak yüzlü, güzel kokulu ve temiz elbiseli bir ihtiyara rastladım. Bana yeşil bir yaprak verdi ve: "Bu yaprağı ye" dedi. Ben de yaprağı yedim. Yılan parça parça düştü ve sancım geçti. Ben o adama: "Sen kimsin, ey kendisini Allah’ın bana ihsan ettiği kimse?” dedim. Adam bana şöyle cevap verdi: "Sen bu dua ile Allah’a niyazda bulunduğun vakit, yedi kat gökteki tüm melekler Allah’a yalvardılar. Allahû Teâlâ: "izzetim ve celalim hakkı için o yılanın kuluma yaptığının hepsini biliyorum”  buyurdu ve bana cennete gidip Tuba ağacından bir yaprak koparıp sana yetişmemi emretti. Ben o kimseyim ki, bana Maruf ( yani iyilik) denir. Benim yerim göklerdir. Sen yine iyilik yapmaktan geri kalma. Çünkü iyilik, kötülükten gelecek olan zararı önler. İyilik, kendisine iyilik yapılan tarafından zayi edilirse de, Allah katında zayi olmaz.

Resulûllah (s.a.v) hadisinde şöyle buyurmuştur: “Hiçbiriniz; Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparlarsa bende iyilik yaparım, kötü davranırlarsa bende kötü davranırım. Diyen şahsiyetsiz kimselerden olmasın! Aksine insanlar iyilik yaparlarsa iyilik yapmak, kötü davranırlarsa haksızlık etmemek için nefsinizi terbiye edin.”(3)

Hz. Ali (r.a) “Karşılığında kötülük göreceğinizi hiç aklınıza getirmeden, iyilik yapınız.”buyurmaktadır.

İnsanoğlu fıtraten; Rabbine teslim olduğu zaman, huzur duyacak şekilde yaratılmıştır. İnsan nefsi zayıf yaratıldığı için, dünyadaki acizlikleri, sorunları kaldıramaz, hemen hüzne kapılır ve kendini güçsüz hisseder. Ama Rabbine teslim olmuş bir kalp ise, daima Allah’ı andığı için, O’nun bir lütfu olarak çok büyük bir güven ve huzur yaşar.

Elbette ki müminler de zor anlar yaşarlar. Aç kalır, iftiraya uğrar, hapsedilebilir, canlarından olabilirler. Ancak Allah’a olan teslimiyetlerinden dolayı bu zorlukların üstesinden kolay gelirler. Yüce Allah müminlere zorluklarla beraber kolaylıklar da yaratmıştır. Yüce Allah, Kur’anda Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır."(4)  Ayetinde Kendisine güvenen, samimi bir iman ve teslimiyete sahip müminlere haber vermektedir.

Ey Rabbimiz; Kalbimize Yasin serinliği ve teslimiyeti getiren dualar diliyoruz senden.Gönül kelepçemizin zincirlerine, Lâ İlâhe İllallah Muhammed’ünResulûllah! aşkının anahtarını vurarak. Ve TevekkeltüAlallah diyerek yürüyoruz kader denilen çizdiğin yolda...


1-Tevbe- 119                                                                                                                                                 Nuriye EYCAN
2-Furkan, 63
3-Tirmizi, Birr, 63
4-İnşirah Suresi, 5-6

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.