Baltayı Taşa Vurmaya Devam Etmek

İnsan noksandır, eksiktir, kusurludur. İnsan hata yapma potansiyeliyle yaşar. İnsanın her an ayağı sürçebilir. Bu durum tabi ki insanoğlu için bir bahane olmamalıdır. Nasıl olsa insan hata yapar diyerek lakayt davranmamalıdır. İnsan hataya düşmemek için elinden gelen tüm gayretini ve sa’yını ortaya koymalıdır. Hataya düşmemek için ve günaha girmemek için tüm tedbirlerini almalıdır. Savaşa giden asker gibi tüm önlemlerini almalı, zırhını giymelidir. Gene de bir yara alırsa bu yarasını tedavi etme yoluna gitmelidir. İnsan da hata yaptıktan sonra durup tefekkür etmelidir. Pişman olmalı ve tövbe etmelidir. İnsan aslında hata yaptıktan sonra göstereceği tavırla imtihan edilmektedir. İş hata yaptıktan sonra başlamaktadır.
 
“Baltayı taşa vurmayı” deyim anlamının sınırlarını zorlayarak daha geniş bir anlamda kullanmaya çalışacağım. Burada baltayı taşa vurmadaki kastım deyim anlamından ziyade hata yapmayı ve günah işlemeyi kastediyorum. Burada baltayı taşa vurmaya devam etmekteki kastım hatada ısrar etmektir.
 
Hz. Âdem yüce Allah’ın yasakladığı meyveden yiyerek hata yapmıştır. Şeytan da Allah’ın, Hz. Âdem’e saygı gösterip önünde eğilin emrine karşı gelerek hata etmiştir. Ortada iki emir bulunmaktadır. Bu iki emir de çiğnenmiştir. Ortada iki günah vardır. İkisi de bu emirlere muhalefet ettikleri için ayakları sürçmüştür.  Şeytan emre ben “üstün yaratığım” diyerek karşı gelmiştir. Kibir ve gururla hareket etmiştir. Böbürlenmiştir. Onu topraktan yarattın beni ise ateşten yarattın, ateş topraktan üstündür diyerek secde etmemiştir. Hatayı kendinde görmedi ve hatayı kabullenmedi. Pişmanlık duymadı ve tövbe etmedi. Sonra da hırs ve intikamla “Ey Rabbim ben de onu ve evlatlarını azdıracağım” dedi. Âdemoğullarını doğru yoldan çıkaracağım dedi” şeytan bu şekilde hayfını ve intikamını alacaktı. Şeytanın hatadan sonraki her adımı baltayı tekrar tekrar taşa vurması gibidir. Şeytan bu şekilde baltayı taşa vurmaya devam ettiği gibi kıyamet gününe kadar da mühlet isteyerek aynı çizgide gayret göstermeye devam edeceğine yemin etmiştir. Bu şeytanın son nefesine kadar baltayı taşa vurmaya devam edeceğidir.
 
Karşı cenaha göz atalım. Hz. Âdem ve eşi Havva cenneteyken yüce Allah “cennette dilediğinizden yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. Şeytan da sizin apaçık düşmanınızdır, sakın şeytana uymayın” diye emir buyurdular. Evet, bu da bir imtihandı. Bu da bir emirdi, tıpkı melekler ve iblise Âdem’e secde edin gibi bir sınavdı. Birer insan olan Âdem ve Havva bir gün bu emri çiğneyerek hata ettiler. Bundan sonraki tavır çok önemliydi. Fırtına dindikten sonraki tavır çok önemlidir. Hz Âdem hata yaptığını kabullendi. Pişman olarak ve samimi bir gönülle rabbinden af, mağfiret ve bağışlanma dileyerek tövbe etti. Araf suresi 23. ayetinde yüce rabbimiz Hz. Âdem’in nasıl pişman olduğunu ve hangi kelimeleri kullanarak nasıl samimi bir dille af dilediğini bize bildirmektedir. Taha suresi 22. ayette ise Hak Teâlâ bu samimi yakarış ve tövbeyi kabul ettiğini bize bildirmektedir. Hata yapan insan mantık yürütme ve felsefe yapma yerine yumurtadan çıkan ördek yavrusunun suyu araması gibi hemen tövbe kelimelerini aramalıdır.
 
İnsan ı helake götüren hata yapması değil, hatada ısrar etmesidir. Hata yapmak ve günah işlemek aslında güm diye baltayı taşa indirmektir. Bunu bilerek yapmak aslında hata değildir. Hatanın bir adım ötesidir ki biz buna kasıt diyoruz. Baltayı bile bile taşa vurmak, baltayı taşa vurmaya devam etmek aslında basiretsizliktir. Burada kişi hem kendine hem baltaya hem de baltanın sapına zarar vermektedir. Bu noktaya gelmiş kişi taşı kırayım derken çoğu zaman kolu, sapı ve baltayı kırmaktadır. Bu duruma kadar alçalmış kişi artık, baltayı, sapı ve kendisini düşünmekten ziyade taştan ne aşındırabilirsem kardır psikolojisiyle hareket etmektedir.
 
Firavun Musa’nın gelişini engellemek için Mısır’da yeni doğan çocukları tek tek öldürttü. Sonra Musa’ya ve inananları öldürmek için peşlerine düştü. Suyun Musa’nın önünde açılıp yol olduğunu, asanın yılan olup sihirbazların sihirlerini yutmasını görmesine rağmen iman etmeyerek baltayı taşa vurmaya devam etti. Taki su onu boğuncaya kadar baltayı taşa vurmaya devam etti. Boğulduğunu görünce, baltanın küt diye sert zemine indiğini görerek “Musa’nın rabbine iman ettim” dediğinde Yüce Allah bu imanı kabul etmeyerek şöyle cevap vermişti: ““Şimdi mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.