Öne Çıkanlar diyanet Balıkesir İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu diyanetten duyurular dinihaberler Hac Kuraları Çekildi
banner222

Belâya Hamd, Nimete Şükür
banner221
Hamd; İyilik, güzellik, üstünlük ve erdemlilikle niteleme, övme ve şükür anlamlarında kullanılır. Bütün övgü türlerini ihtiva etmekle birlikte hamd, şükürden ve her türlü övgü manası ifade eden kelimelerden daha kapsamlıdır. Bildiğiniz gibi Kur’an-ı Kerîm’in ilk âyetini, “el-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn” (Kâinatın yaratıcısı ve geliştiricisi olan Allah’a hamdolsun) cümlesi oluşturmakta ve bu hamd cümlesi pek çok ayet-i kerimede tekrar edilmektedir. Hamdin Allah’a izâfe edildiği kırk üç ayet-i kerimenin yirmi üçünde “el-hamdü lillâh” (Allah’a hamdolsun veya hamd Allah’a mahsustur) ifadesi içinde geçmektedir. Dört âyette “lehü’l-hamd” (hamd O’na mahsustur), bir âyette “fe lillâhi’l-hamd” (hamd Allah’a mahsustur) terkibi yer almıştır.

Hamd kavramı hadis-i şeriflerde çeşitli kelimelerle Allah’a nisbet edilmiştir. Bazı hadisler, Resûl-i Ekrem’in kıyamet gününde “livâü’l-hamd”i (hamd sancağı) taşıyacağını, kendisine ‘Makam-ı Mahmud’un ihsan edileceğini ifade eder.

Kur’an-ı Kerimde belirtildiği üzere nimet de belâ da insan için birer imtihan vesilesidir. İlâhî nimete nâil olduğunda rabbinin kendisine ikramda bulunduğunu söyleyerek şükreden insan, bir sıkıntıyla karşılaştığında ise rabbinin kendisine ihanet ettiğini düşünmektedir.

Bakınız  (el-Fecr 89/15-16). Şükür'den daha umumi olması sebebiyle; bollukta da darlıkta da, sağlıkta da hastalıkta da, hüzünde de sevinçte de hamd edilir. Belâya hamd etmeyen insan nankör, haris ve gafil olarak nitelendirilmiştir. Bunun için İslam kültüründe “Belâya hamd, nimete şükür” anlayışı geliştirilmiştir.

İslam alimlerinin çoğunluğu her hamd’in bir şükür olduğunu, ancak her şükrün hamdin yerini tutmadığını söylemişlerdir. Zikir, şükür ve dolayısıyla dua unsurlarını ihtiva eden hamd, tıpkı besmele gibi müslümanların hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Her gün kılınan beş vakit namazda kırk defa tekrarlanan Fâtiha sûresi hamd ile başladığı gibi ilk iki âyeti besmeleyi de içermektedir. Namazın girişinde okunan Sübhâneke’de, rükû’dan kalkınca okunan tahmidde (Rabbena lekel hamd),  Salli ve Bârik dualarında, Kunut’ta, namazdan sonra çekilen tesbihlerde ve ardından okunan tevhid cümlesinde, bayramlarda ve diğer bazı dinî merasimlerde getirilen tekbirlerde senâ ve şükür mânalarıyla birlikte hamd kavramı da tekrarlanmaktadır.

Hac ibadetinin ifası sırasında her fırsatta tekrar edilmesi istenen telbiyede de hamd yer almaktadır. Konuşmalara zikir, dualara hamd cümlesiyle başlamak, yemeğe besmele ile başlayıp hamd ile bitirmek, aksırdıktan sonra hamdetmek sünnettir. Cuma hutbesinin her iki bölümü de hamd cümleleriyle başlar.

Kur’ân-ı Kerîm hamd ile başlayıp Allah’a övgü, tâzim ve sığınma ifade eden cümlelerle biter. Kur’an-ı kerimde Cennet ehlinin dualarının da “el-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn” cümlesiyle son bulacağı haber verilmektedir. (Bak.Yûnus Suresi 10/10). Meleklerin (Bakara, 2/30), müminlerin (Secde, 32/15) ve kâinatta bulunan her şeyin (İsrâ, 17/44) hamd ile Allah'ı tesbih ettikleri bildirilmiştir. Yüce Allah, "Rabbini hamd ile tesbih et." (Hicr, 15/98) âyetinde insanlara hamd etmeyi emretmektedir. Müminler, hem namazlarında hem de hayatlarının her fırsatında Allah'a hamd ederler. Hamd görevini yapan müminler, Kur'ân'da "el-hâmidûn" olarak nitelenmiştir (Tevbe, 9/112).

Müslümanlar kendilerini yarattığı (Bakara, 2/21), yeri, göğü, geceyi, gündüzü, ayı, güneşi kısaca her şeyi hizmetlerine sunduğu (Bakara, 2/29) ve sayısız nimetler verdiği için (İbrâhim, 14/32-34) Allah'a hamd ettikleri gibi bela, hastalık, üzüntü, zülüm vb bir musibetten kurtuldukları (Mü'minûn, 23/28) ve bir nimet elde ettikleri zaman da Allah'a hamd etmeleri gerekir.                               
                                                                                                   
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, "Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamd etmeyen O'na şükretmemiş olur." buyurmuştur. Peygamberimiz, bir şey yiyip içtiği zaman; “Bizi yediren, içiren ve bizi Müslümanlardan yapan Allah’a hamd olsun!” diye dua etmiş  ve “Bir şey yiyip içip de o nimet sebebiyle Allah’a hamd eden kuldan Allah hoşnut olur.” buyurmuştur.

Makalemi Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır hocamızın bir duası ile bitiriyorum. ‘İlahi! Hamdini sözüme sertac ettim. Zikrini kalbime mi'rac ettim. Kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin. Varlığından haberdar ettin. Aşkınla gönlümü bîkarar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım lütfuna geldim. Kulluk edemedim afvına geldim. Şaşırtma beni doğruyu söylet. Neşeni duyur hakikatı öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam. Sen söyletmezsen ben söyleyemem. Sen sevdirmezsen ben sevdiremem. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdiklerini. Yar et bize erdirdiklerini. Sevdin habibini, kâinata sevdirdin. Sevdin de hilat-i risaleti giydirdin. Makam-ı İbrahim'den makam-ı Mahmuda erdirdin. Server-i asfiya kıldın. Hatem-i enbiya kıldın. Muhammed Mustafa kıldın. Salât-ü selam, tahiyyat-ü ikram, her türlü ihtiram ona, Onun Al-ü Ashab-u etbaına ya Rab!’


 
                                                                                                Fahri SAĞLIK
                                                                                   Balıkesir İli Karesi İlçe Müftüsü

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hamdeden 4 ay önce

belaya hamd mi , sığınma mı? tekeri patlayan Allaha hamdmi etmeli yoksa sğınmalı mı?

Avatar
Mehmet biniciog 4 ay önce

Belaya sabır olsaydı daha dogru daha isabetli daha faydalı olmazmiydi.?

banner220