Camilere 'C' Kütüphane
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER
Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından her yıl ekim ayının ilk haftası; Cami ve Din Görevlileri Haftası olarak değerlendirilmekte ve bir konu tema olarak belirlenmekte. Bu yıl ise haftanın konusu, cami ve kitap.

Cami ve kitap bağlamı kişisel hikayemde önemli bir yere sahip. Son çocukluk dönemimde çoğunlukla cami ve civarında hayatım geçti. Yazın Kur’an Kursu’na gitmem, her mevsimde camide müezzinlik yapmam beni cami cemaatinin bir bireyi haline getirmişti. Cami hocası/imamı cemaatle ilgili bir kişiydi. Özellikle çocuklarla sıcak temas halindeydi. Bizlere kitap okur, okuturdu. Cami de kitaplık düzeyinde olmasa da birkaç kitap vardı. Zaman zaman alır okurdum. Hatta bir dönem cemaate sesli kitap okurdum koca koca amcalar can kulağıyla dinler, soru sorarlardı. Ben ise yeni şeyler öğrenmenin hazzını,  düzgün okumanın heyecanını ve büyüklerin içinde bulunmanın ayrıcalığını yaşardım. Kitapların benim için cazibesi kalın ve ağır olmamaları, ince ve taşınabilir olmasıydı. Okuma hızımın gelişmesi, yeni şeyler öğrenmenin merak duygumu kamçılaması kitapla aramı hep canlı tuttu. Farkında olarak ya da olmayarak kişisel gelişimimi, dini ve ahlaki gelişmemi besledi.
           
Son gençlik dönemimde ise ilk yaptığım görev, imam-hatiplikti. Cami hizmetlerinde  kitabı caminin ana figürlerinden biri yapmıştım. Kisve dolaplarını tasarlarken kitaplı yaptırmış ve çok sayıda kitap temin etmiştim. Zaten bu konuda diyanet işleri görevlilerinin yanındaydı ve talep edildiğinde destekliyordu. Ayrıca ben de ihtiyaç olan ve ilgi çeken kitapları raflara dizmiştim. Düzenli okuyan, namaz öncesi ve sonrası kitapları inceleyen kişiler oluyordu. Bir arkadaşın başka bir camide gördüğü “Al Götür-Oku Getir” sloganını belirgin bir şekilde kitaplıklara iliştirmiştim. Şu şekilde bir uygulama da ilgi çekmişti. Kitabı verdiğim kişi getirince, kitabın son sayfasına “Bu kitabı kimler okudu?” başlığını atıyor ve isimleri yazıyordum. Bu ise gençlerin elinde kitabın dolaşması için ayrı bir motivasyon oluyordu. Öyle gençler vardı ki, cilt cilt kitapları okuyorlardı.

Son Cuma hutbesinde: Cami ve Kitap. Geliniz! Camilerimizi yeniden kitapla buluşturalım. Okuyalım! Kerim Kitabımızı, kâinatı ve insanı okuyalım. Zira İslam medeniyeti, bir kitap medeniyetidir. Bu medeniyet, Kerim Kitabımızın “oku!” emriyle hayat bulmuştur. Bugün İslam dünyası olarak içinden geçtiğimiz,tarihimizin en zorlu sürecinin temelinde bilgisizlik, cehalet ve taassubun olduğu açıktır. Kitapla aralarına mesafe koyanlar, hakikati insanların elinde görmeye başlamakta, şahısları hakikatin yerine ikame etmektedirler.

Oysa bizlere düşen, insan, medeniyet, kâinat ve düşünce merkezli okumalar yapmaktır. Kitaptan doğruyu, adaleti, ahlakı, fazileti öğrenmektir. Kitabın bilgisiyle donanmaktır. Kitap vasıtasıyla var oluşumuzun gaye ve hikmetini kavramaktır.”
Cümleleri ise cumamızı süsleyen ifadelerdi.

Cami ve kitap, esasında kadim bir gelenekti. Hatta diyebiliriz ki camiden kitap, kitaptan cami koptuğunda; camiler misyonunu, bizler de medeniyet damarımızı kaybettik. Suffa ashabı döneminde, mescidin içi ve ilişiği vahyin tilavet ve tedris edildiği mekânlardı. Sonrasında medrese geleneği camiyi de içinde barındıran kampustu. Bu Endülüs’te de böyleydi, İstanbul’da da.
 
Diyanet İşleri iyi işlerin peşinde hep. Bu haftayı vesile edip, camilerin bünyesinde ya da müştemilatında kütüphane oluşturulması, önce din görevlisine sonra da cemaate faydalı olacak bir çalışma olur. Kitaplık ve kütüphane oluştururken temel kitapların yanı sıra, çocukların ilgisini çekecek görseli ağır, cümleleri kolay anlaşılır ve az sayfalı; gençlerin de ilgi duyacağı belki biraz popüler, kişişel gelişimi destekleyecek kitaplar olmalı. Ücretsiz üyelik sistemi işletilmeli. Mutlaka süreli verilmeli, bir hafta ya da on günlüğüne. Diyanet  Aylık Dergisi eski ve yeni sayılar kitaplık/kütüphanede bulundurulmalı. Özellikle Diyanet Çocuk dergisi düzenli gelmeli. Cemaatten çocukları olanlar abone yapılmalı, çocukları okuduktan sonra cami kütüphanesine hibe etmeli önerilmeli ve bu dergilerde kitap okuyan çocuklara hediye olarak verilmelidir. Aylık ya da yıllık cemaatten en çok kitap okuyan ilan panosunda “Ayın Kitap Dostu” veya benzeri bir ifadeyle afişe edilmeli ve bir kitap hediye edilmeli. İşte bu durumda kitaplar sadece rafları süslemeyecek, cemaati de bilgiyle/kültürle süsleyecektir.

Toplum olarak kitap okumuyoruz. Toplu taşımalarda bakın, en küçüğümüzden en büyüğümüze ne elimizde kitap var ne de gazete. Bu manzarayı üniversite otobüslerinde de tramvaylarında da görebilirsiniz. İstisnasız herkesin elinde cep telefonu. Esasında çocukları  ve gençleri bu anlamda kuşatamıyoruz. Ev eşyasında ve dekorasyonunda her şeyi gerekli görüyor, mutlaka alıyor ama kitaplığı ise en son-tabii bir miktar varsa-kerhen alıyoruz. Oysa çocuk ev içi dizaynında kitaplığı gerekli bir malzeme olarak algılar, ebeveyni de kitap okuyan büyükler olarak görür; okul da müsait zamanlarda kitap okuyan öğretmenlere şahit olur; cami de ise namaz öncesi kişisel ya da cemaate bir vakit Kur’an-ı Kerim, bir vakit bir kitaptan pasajlar okuyan imamları görürse kitap konusunda farkındalık oluşur. Bu tablonun sonucunda, sadece oku diyen bir kitaba sahip olmakla övünen bir toplum değil, aynı zamanda bu emri yerine getiren ve okuyan toplum oluruz.

Bu projeyi haftaya hapsetmek yerine hayata geçirmek adına; maddi durumu iyi olanlar kitaplık/ya da kütüphaneye destek verirlerse ya da Diyanet İşleri başkanlığımız bu konuda bir çalışma yapıp, uygun camilerde Z Kütüphane; il müftülüklerimizde C kütüphane kütüphane yapılabilir. C kütüphanenin açılımı; cami, cemaat, kitapların toplandığı yer anlamında yorumlanabilir.   Ayrıca her ay merkez camilerden birinde bir yazara vaaz/sohbet verdirirse sanırım cami ve kitap buluşması hızlanacak ve amacına ulaşacaktır.

Tam da burada bir yayınevinin sloganını hatırlama zamanı:
“Bütün kitaplar bir kitabı anlamak için okunur.''

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol