Deve muhabbeti

Yıllar yılı bizleri bazı süslü kelamlarla oyalayanlara bir hikâyem var. Yıllarca bizi tarihimize düşman edenlere bir hikâyem var. Yıllarca bir Türk Dünya’ya bedeldir sözü ile avutanlara bir hikâyem var. Bilhassa bu söz(Bir Türk Dünyaya Bedeldir) aklıma geldikçe eskiden hep kendi kendime çok sevinirdim. Vay be biz nasıl bir milletmişiz ki sayımızla dünya nüfusunu kıyaslasak dünya nüfusunu on katlıyoruz. Vay be…..
 Ancak burada durmamız ve bir “da” dememiz mi lazım? Yıllar içinde daha yeni yeni emekleme devresine gelmiş ve dün denecek bir vakti zaman da, bizi 70 cente muhtaç edenler yok muydu?
Başını kapatmak isteyen Arabistan’a gitsin deyip de vatanı, vatansızlar sahiplen miyorlarmıydı?
1 Mayıs İşçi bayramı öyle mi? Halkının sisteme ayaklanmasını empoze edebilecek marjinal grupların gövde gösteri bayramı mı? Ben anlayamadım?
İşçi bayramı da neyin nesi? O zaman memurların bayramı da olsun? Ev hanımları bayramı, köylülerin bayramı, öğrencilerin bayramı vs. İnanın 365 güne birer uyduruk bayramlar üretelim. Fabrikaları kapatalım. Okulları kapatalım. Devletin kuruluşlarını kapatalım. Tatil,tatil oh be ne güzel?
Tamam, da güya işçi bayramı varmış da, işçi bayramında, işçinin bayramında okullar niye kapanıyor. Bankalar niye kapanıyor?
Böyle bozuk zihniyetler peşinde koşan gerici zihniyetlerin olduğu ülkede bana cevap verecek aklıselim bir insan varsa bana değil de hikâyemdeki şu küçük deveye cevap versin. Biz hala gelişmekte olan ülke kategorisinden bir türlü çıkamıyoruz?
Şimdi sizleri hikâyemizle düşünmeye davetimi arz ederim.
 Yavru deve, uzun süredir kafasını kurcalayan soruları birbiri ardına annesi deveye sormaya başladı:
“Bizim neden üç tırnaklı ayaklarımız var, anne?”
Anne deve yavrusuna şöyle yanıt verdi:
“Çünkü çölde ayaklarımız daha geniş bir alana bassınlar ve böylelikle kuma gömülmesinler diye” dedi.
Yavru deve bir soru daha sordu:
“Peki bizim kirpiklerimiz neden çok uzun?”
Anne deve, yavrusunun bu sorusunu da sabırla yanıtladı:
“Çölde kum fırtınaları olduğunda gözlerimize kum taneleri kaçmasın diye bizim kirpiklerimiz böyle çok uzundur” dedi.
Yavru devenin merakı bitmemişti. Bir soru daha sordu:
“Neden bizim sırtımızda hörgüçler vardır, anne?”
Anne deve yavrusunun bu sorusunu da sabırla yanıtladı:
“Çölde günlerce yürümemiz gerektiğinde içecek su bulamayabiliriz... Hörgüçlerimize  bu nedenle su  doldururuz ve çöldeki uzun yolculuklarımızda bu sudan yararlarınız.”
Yavru deve annesinin yanıtlarını büyük bir dikkatle dinledikten sora, son bir soru daha sordu:
“Peki o halde biz neden buradayız?”, “Yani neden, Hayvanat Bahçesindeyiz?......
Peki neden hala sözü geçen G…….diyen başlayan ülkeler listesinde değiliz? Dünyayı titreten Osmanlının torunlarıyız öyle mi? O zaman bir daha düşünmeye sizleri davetimi arz ederim efendim. Saygılarımla.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.