Diyanet'in toplumsal ahlâktaki rolü
DiNiHABERLER.COM / öZEL


DİYÂNET'İN TOPLUMSAL AHLÂKTAKİ ROLÜ
 
Ahlâk, Cenâb-ı Hakk’ın insanın varlığına nakşettiği ve bu şekliyle insanlık çizgisine çektiği bir sırdır. Bu açıdan bakıldığında âdemoğlu için alâmeti fârika sayılabilecek yegâne kavramdır. İnsanlık, tarih boyunca her dönem bu sırra vakıf olmak ve  ahlâkın zirvesine ulaşmak için hikmet ve erdem yolculuğunda arayışlar içerisine girmiş ve her toplum kendine özgü bir ahlâkî yapı tesis etmeye çalışmıştır. Yüce dinimiz, bu hakikati efendimizin diliyle “en güzel ahlâkı tamamlamak" adına insanlığın bu arayışına bir çözüm sunmuştur. Şu kabul edilebilir bir gerçek ki, huzurlu ve mutlu bir toplum inşa etmek ancak ahlâk sahibi, erdemli kişilerin toplumda yer almasıyla mümkündür. Dolayısıyla bireysel ahlâk, toplumsal ahlâka ışık tutan çekirdek bir role sahiptir.
 
Günümüz toplumlarının toplumsal bazda karşılaştıkları ahlâkî çöküntüler, yine toplumun fertlerinin sahip olduğu ahlâkî bozulmaların sonucudur. Batı toplumları, toplumsal ahlâkı tesis etmede görev bilinci oluşturmayla hareket etmektedirler. Bunu da toplumun bireylerinde “toplumun düzenini bozmayacak şekilde sınırsız özgürlük” düşüncesiyle sağlamaya çalışmaktadırlar. İnsanın fıtratı dikkate alınmadan toplumun bireylerine verilmek istenen sınırsız özgürlük düşüncesi, bireysel mutluluk ve manevî huzur sunmadığı için toplumsal görev bilincini zedelediği muhakkaktır. Bu yüzden batı düşüncesiyle erdemli bir toplum elde edebilmek teorik olarak mümkün değildir. 
 
İslam toplumlarında ise kişilerin bireysel ahlâkı, topluma yön veren cemaat ve kanaat önderlerinin toplumun en üst tabakasından en alt tabakasına kadar hiyerarşik olarak toplumu ahlâk eğitiminden geçirmesi ile tesis edilir. Bu eğitim temel seviyede aile ile başlayıp toplumsal olarak cemaatleşme şeklinde devam eder. Birbirlerinin tamamlayıcısı olan bu eğitimlerin temel dayanağı, insanın fıtratına saygı gösteren ve kişinin mutluluğunun ön planda tutulmasına dayalı ilâhî sistemdir. Günümüzde aile yapılarının yozlaşması elbette ki toplumsal ahlâkımızın bozulmasına katkı sağladığı muhakkaktır. Ancak topluma yön veren cemaatleşme sistemimizin aksaklıklar göstermesi de bir o kadar önem arz etmektedir. İslam’ın şanlı dönemlerinin vücut bulduğu kutlu zamanlardaki cemaatleşme ve bunların toplumsal ahlâka etkilerine göz atacak olursak mükemmel bir uyumun tesis edildiği görülecektir. Günümüz İslam toplumlarının cemaatleşme sorunları ve cemaatlerin topluma yön vermedeki zâfiyetleri toplumsal ahlâka sahip çıkmada alternatif çözümleri akla getirmektedir. Bu noktada son zamanlarda yıpratılma gâyelerinin hedefi ve bir çok kesimin gündeminde olan Diyânet kurumuna çok iş düşmektedir.
 
İslam toplumlarında, âyet ve hadislerin rehberliğinde rahmet ve bereket sebebi olduğu düşüncesinden hareketle cemaatleşmeye kuşkusuz büyük bir önem verilmiştir. İslam itikâdı ve vahiy sınırları içerisinde çeşitli cemaatlerin var olmasının İslam’ın düşünce zenginliğini yansıtan birer rahmet kaynağı olduğu kabul görmüştür. İslam düşüncesinin ürettiği bu zenginlikten, tarih boyunca İslam toplumları üzerinde bireysel ve toplumsal ahlâk tesis etmede istifade edilmiştir.  Her ne kadar cemaatleşmedeki çeşitlilik ilâhî rahmete mazhar ve bereket kaynağı olsa da ilâhî denge gözetilmeden yapılan cemaatleşme İslam’a faydadan ziyâde zarar verebilmektedir. Günümüzde çeşitli örneklerini gördüğümüz bu türden cemaatleşmeler İslam’ın fertleri arasında uhuvvet ve muhabbet oluşturmadan ziyade kin ve nefret şeklinde fitneye sebebiyet verdikleri ve özünde İslam’la çelişen düşünceler barındırdıkları bir gerçektir. Burada aslolan her bir cemaatin aynı denize dökülen ve onu besleyen birer kaynak olduğunun bilinmesi gerektiğidir. Cemaatler ancak İslam’a hizmet ettikleri ölçüde değer kazanırlar, İslam’dan hizmet aldıkları ölçüde değil! 
 
Sunduğumuz argümandan anlaşıldığı üzere Hak yolda olup Hakk’a hizmet eden cemaatler ile Hak yolunda görünüp aslında Hak’tan uzak cemaatlerin varlığı insanların kafalarında şüpheler oluşmasına ve hakikati nerede aramaları gerektiği konusunda soru işaretleri bulundurmasına sebebiyet vermektedirler. Bu noktada cemaatlerin fırkalaşmasındaki rahmeti, cemaatlerin vahdeti düşüncesiyle kat kat katlayacak bir formül bulmak zarûrî hale gelmektedir. Ekserî (Hak yolda bulunan) cemaatlerin saygı gösterip ortak zeminde buluştuğu bir arena olan Diyânet câmiası bu rahmete ortak olup topluma genel ahlâkî ölçüleri sunabilecek yegâne aday olarak ön plana çıkmaktadır. Hak yolunda oldukları şüphe götüren çeşitli kişi, kurum ve yapılaşmaların, bu minvalde Diyânetle uğraşıp Diyânet kurumunu karşılarına alması özellikle dikkat edilmesi gereken anlamlı çıkışlardır. Bu noktada Diyânet câmiasına düşen görev, Cenâb-ı Hakk’ın ilâhî rahmetine ve nûruna vesile olabilecek bu kutlu vazifenin temsilcileri ve hizmetçileri oldukları bilinciyle hareket ederek önlerine çekilen bu setleri güneş önüne konulan buzlar gibi eritip topluma ilâhî nûrun sunduğu ahlâkî ölçüleri en güzel şekilde ulaştırmaya çalışması ve toplumumuzun sahip olduğu ahlâkî çöküntüye İslam dairesinde çözüm üretmesidir. Bunun yolu da câmiamızın; halkın ihtiyacı olan hakkı, hakikati, ahlâkî tebliği, sahip olduğu değeri, hali, duruşu ve kavliyle temsil ederek birer ahlâk elçileri olmasından geçmektedir. Bu şekilde gereken hassasiyeti göstererek toplumsal ahlâka yön verebilmemiz için öncelikle ahlâk-ı hamîde’ye câmiamızın sahip çıkarak,  İslam’ın öngördüğü samimiyet ve ihlas ile gönüllere huzur, kalplere feyz ve nûr saçabilmeliyiz. Değerli başkanımız sayın Prof. Dr. Mehmet Görmez’in tabiriyle “din görevlisi değil, din gönüllüsü” olabilmeliyiz.  Diyânet câmiasının, kendisine karşı yükselen çirkin seslere vereceği en güzel cevapta bu olacaktır: toplumsal ahlâka sahip çıkarak, güzel ahlâk sahibi bir neslin yetişmesine katkıda bulunmak.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
meseleler 2 yıl önce

Herkes kendi kendini sisiriyor.övünüyor.ekmek teknesini kaybetmek istemiyor.hele diyanet.c.baskani iyi niyetli.gercekleri duysa belki kapatir diyaneti.

Avatar
elif 2 yıl önce

Nuriye hocam tebrik ederim. Fevkalade dusunulmus ve emek verilerek akildaki dusunceler son derece guzel bir edebi dil ile vucuda gelerek olusturulmus hikmet dolu bir yazi. İnsallah İslam'a hizmet exen gonulluler oldugumuzun bilincinde oluruz. İslam'dan yarar saglamaya calisanlardan olmayiz.

Avatar
Selami Şahin 2 yıl önce

45. .... Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.