Doğduğun yer mi vatan doyduğun yer mi?
Kimse çıkamadı, bu kelimelerin içinden herkes farklı yorumladı kah yüreğiyle kah diliyle cevap aradı, sonucuna ulaşılmayan bir felsefe sorusu gibi hep yanıtsız kaldı…

Kimselerin bir tarafı olmadı, sanki bölündü yürekler ikiye: kimi, "doğduğum" yer dedi. Kimi "doyduğum" yer dedi.  Gerçekten hangisi doğruydu?

Gurbet miydi vatan? Yoksa geldiğin yer miydi vatan?  Ya da "vatan" neydi?

Bir fani sevda uğruna doğduğum yeri bırakıp gurbete el diye hitap edilen ülkeye geldim. Çocuk yaşım da sevda uğruna, sevdamı terk ettim, hangi sevda daha ağırdı, daha doğruydu, düşünmeden. Belki de bir oyuna başlamıştım kendimce, sonunu bilmediğim bir oyun, adı göz yumma "hasretliğe" adı arama "kavuşmaya" adı sobeleme "hayatı" yakılabilirsem, saklambaç oynamaya başladım, ben yumdum gözlerimi başladım saymaya 1,2,3…10,16 …21..30 sene olmuş hala sayıyorum, saklanan yok mu daha! Yoksa ben mi yumuyorum gözlerimi, ülkeme, sevdiklerime hasret...
 
Yaşam nefesini, nerede alıp, nerede verdiğim çok mu önemli, hayat imtihan ise her yer de çekmeyecek miyim, dertlerimi, sıkıntılarımı, yaşamayacak mıyım sevinçlerimi, mutluluklarımı, önemli olan hayat sorularıma doğru cevaplarla yaşamak ise hayatı, ölümün olmadığı yer yoksa yeryüzünde her yerdedir yaşam! Gurbette hayat farklıdır elbet yüreklerde taşınır sevdalar, hasretle beklenir kavuşmalar, paha biçilmez iç çekişlerle sarılır kollar birbirlerine, gurbette vatan sevdası bitmez, hele hele o sınır kapısında, görürsün ya dalgalanan şanlı bayrağını tüm tüylerin diken diken olur, gözler hiç sormadan boşaltır taşıdığı hasret yaşlarını bu sefer ki kavuşma sevinçtendir.  Vatanında yaşayan, bilmez bu sevdayı kıymetler hep kaybedilince anlaşılır ya,  o misal bizim hayatımız, mutlaka kaybetmeliyiz, ya ölümle ya uzak kalarak o zaman gözler yaşarır, yürekler, hasretle anar ismini sevdiklerinin, ne tuhaf değeri bilinmeyen sevdalar taşırız yüreklerimizde...

Gurbette yaşayanın vatanı olmaz, en acı kelimeyi duyar özlemle gelip kavuştuğu vatanında "Almancı "derler onlara!
Bir şey alırken çekinir, fiyatlar yükselir bir anda Almancıya, eurolar, dolarlar, sokakta toplanıp gelinmiştir sanki vatana, öyle düşünürler o gözle bakanlar...

Acı vurur yüreğini, hasretin yerini derin bir sızı alır, “biz nereye aitiz" Çünkü Almanya'da da "yabancı" dır lakapları, Almanlarda kabullenemezler isterlerse bir ömrü yaşasınlar beraber, yalancı gülümsemeyle bakarlar vatanlarındaki misafir gurbetçilere.

Peki, biz kimiz?
Nerede bizim vatanımız yâda nerede bizi, biz olduğumuz gibi kabul edecekler nerelerdesiniz?İki vatan arasında vatansız yaşamak sadece gurbetçilerin hayatıdır.
  
Bir gün yüreğim hasretle doldu ağladım, hasret şiiri yazıp dostuma yolladım, dostum şöyle dedi:
"biz gurbette değil efendimiz gibi hicretteyiz amacımız müslümanca yaşamak ve insanlığı anlatmak"
 “Evet dedim, evet o gün den sonra hicretteyim…”

Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer radıyallahu anh, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi:"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Resülü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resülü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir."

Ben de niyetimi eyledim:
"Rabbim niyetim kullarına senin rızan için hizmet etmek gerçek ve sonsuz ikametgâhım olacak, cennet yurdum için çalışmak yeryüzü senin değil mi? Rabbim, o zaman ha doğduğum yer ha doyduğum yer, ben bir misafir isem evinde, gideceksem, yakında evime ben hicretteyim yeryüzü misafirhanesinde sevip sevilmeyi koydum yüreğime...

Aşk ile sevda ile kalın sağlıcakla…

Anahtar Kelimeler:
DiyanetDinihaberler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol