Dünyamızın Ramazan olması
Bir telaşe ile sürdürdüğümüz şu dünya hayatında her insanın bir meşguliyeti vardır. Tüccarından çiftçisine, işçisinden patronuna, kadınından erkeğine, çocuğundan büyüğüne herkesin uğraştığı meşgaleye göre özel bir amacı vardır ki sırf o amaç için o işle meşgul olur. Herkesin uğraşı alanına göre özel bir amacı olduğu gibi tüm insanlığında farkında olsa da olmasa da bir ortak amacı vardır ki o da Yaratanına kul olmaktır.

Yoktan yarattı yaratmakla kalmayıp bir sorumluluk  verdi insana…Bu sorumluluk kapsamında nice peygamberler, kitaplar ve şeriatler gönderdi ki “ İnsanları ve cinleri bize kulluk etsinler diye yarattık.”(Zariyat:56) mesajını yeniden hatırlatmak için bizlere…

Nefis ve Şeytanın heva ve heveslerine uyup dünyada varoluş amacını unutan insanlara ise, trafikte kurallarının dışına çıkanlara uyarı niteliğinde olan radarlar ve levhalar misali  “Dur!” demek için bizlere mübarek zaman dilimleri tayin etti. Bu zamanlarda insanların bir gün olup bu dünya hayatının sona ereceğini baki olacak olanın Salih amel olacağını vurguladı Rabbimiz bizlere…

İşte o zaman dilimlerinden biriside içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayıdır. Ramazan ayı Rabbimizin biz kullarına lütfettiği mübarek zaman dilimlerinin en üstünüdür. Zira Kur’an’ı Kerimde hiçbir ayın ismini zikretmezken, “Ramazan ayı ki kendisinde insanları hidayete erdiren,apaçık delil olan ve hakkı batıldan ayıran Kur’ana’ı Kerim indirilmiştir…”( Bakara 2/185) buyurarak sadece bu ayın ismini zikretmiştir.  Ne mutlu ki Müslümanlarımız bu ayı,  mukabeleler okuyarak,nefsi terbiye eden oruç tutarak, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini idrak ederek, kadını erkeği ve çocuğuyla camilerde teravih namazlarıyla, sosyal dengeyi sağlayan sadaka ve zekatıyla en güzel şekilde değerlendirmektedir. Rabbime hamt ederek söylüyorum ki bu ayda Müslümanlar Efendimiz(s.a.v.)in tabiriyle tek bir vücüd gibi kardeşlik içerisinde ihya edip hep beraber bayrama kavuşmaktadırlar.  Ama…

Evet üzülerek söylüyorum ki birde aması var… Ya Ramazan sonrası...
Ramazan ayı bittiğinde biz Müslümanlar başlarız kaldırmaya okuduğumuz Kur’an’ı Kerimleri…
Oruç tutarak terbiye ettiğimiz nefislerimiz tekrar günahlara dalmaya başlar…
Zekat  ve sadaka ile sağladığımız sosyal denge yeniden başlar bozulmaya…
Ben kendi nefsime soruyorum bazen sadece Ramazan da mı kulluk için yaşıyorum şu dünyada…
Yarın huzuru ilahide Rabbim bana Ramazan ayında ne yaptın?  Diye mi yoksa dünya hayatında ne yaptın?  Diye mi?....
Kur’an’ı Kerim bana cevap veriyor “ Sana ölüm gelesiye kadar Rabbine kulluk et.” (Hicr:99) diyerek…
Değerli Dostlarım! Bizler bir ay boyunca oruç tutarak tüm aylarda nefsimizin heva ve heveslerine hakim olamıyorsak, Ramazan ayında hatimler inerek tüm aylarda Kur’an’ı Kerimin çizdiği yol üzerinden gidemiyorsak, bu ayda teravih namazlarına giderek tüm aylarda cami ve cemaat alışkanlığı kazanamıyorsak, sadaka ve zekat vererek pekiştirdiğimiz kardeşlik duygusunu tüm aylarda  hissedemiyorsak  Ramazan ayını gerçek manada yaşamıyoruz demektir…
Ramazan ayında  ibadet etmenin yanında tüm seneyi kulluk şuuruyla idrak etmedikçe gerçek bayramı yaşamayacağız demektir bu. Yazımı Konya İl Müftülüğümüzün web sitesinde görmüş olduğum  “Dünyası Ramazan olanın Ahireti Bayram Olur” sözü gereğince Dünyamızın Ramazan Ahiretimizin bayram olması duasıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol