Eğer eşini ağırlık olarak görürsen, gül olsa bile ağır gelir!
Evlilik ile ilgili yazılarımı, sohbet havasında yazmaya dikkat ediyorum. Yazıların herkes tarafından rahat anlaşılabilmesini önemsiyorum. Bu satırları okuyanlar, sanki bir sohbeti dinliyormuş gibi okumalarında faydalı olacağını düşünüyorum.  İyi evlilikler, iyi toplumların birinci şartıdır.

Evlilik Hayatın Güçlü Sesi

Merhaba biz evlendik. Bitmeyen bir hayata, tüm zorluklara, merhabaya evlenerek, ama daha güçlü bir sesle ‘merhaba’ dedik.

Ey hayat, bak biz güçlüyüz artık, bir elin nesi varsa, iki elin sesi var, demesini büyüklerimizden öğrendik. İşte bizde bu yola bu güçle çıkıyoruz. Tüm zorluklara, hastalıklara,  dertlere, sevgiyle,  saygıyla, güvenle, el ele tutup bu yola çıktık.

Hayatımıza yeni bir sayfa açtık artık. Yeni bir gülüş, yeni sorumluluklar, sanki birden değiştik, birden büyüdük, oysa daha dün ailelerimizin kanatları altında, sorunlardan sanki uzak yâda kaçarak vardık.
Artık bir eş, artık bir anne ve baba adayı olduk. Ha artık bizde komşu olduk. Ne kadar da değişikmiş buradan bakınca her şey…

Evlilik, hayatın kış ayları ile yaz aylarını, aynı beraber yaşamak gibi bir şey… Bahar değil, bazen dört mevsim olmak!

Kızların En Büyük Çeyizi Terbiyesidir

Evlenirken en büyük getirdiğimiz çeyiz aslında aile terbiyemiz, geçmiş hayatımızdaki tüm olumsuz ve olumlu anılarımızdır. Çeyiz sandığımız çok doludur aslında, anlamadan çıkarır çıkarır kullanırız bir ömür boyu… Hayat çeyizimizi sandığımızdan evlenince her şey değişmez, ama daha, güzel bir pencere açarsın hayat sokağına bakan evinden hayat yoluna….

Evlilik, hayatında birbirinizin ellerini sımsıkı tutun ey gençler! Hatta ellerinizi gemici halatıyla gemici düğümü yapın ki, ayrılmasın ne rüzgârlarda ne soğuk karlar da, nede yazın sıcağında, terlemesin elleriniz, o koskoca gemiler nasıl rıhtıma yanaşırken o halat nasılda uzar çeker ama gemiyi bırakmaz o ağırlığa rağmen ve sonunda başarır yanaştırır gemiyi rıhtıma.

İşte bu misal olsun, elleriniz kenetlenerek birbirinize…

Her yağan karda donsaydı mevsimler, asla yazı göremezdik bizler…

Zorluklar, hastalıklar, maddi, manevi sıkıntılar nedir bilir misiniz? sıkı durun açın kulaklarınızı, daha da güçlü olmaktır bir bir kıymetini anlamaktır, her rüzgarda yıkılsaydı fidanlar, ağaçlar ağlardı yalnızlıklardan şimdiki gençlik, ben çekemem diyor, neyi çekemeyeceksin, ey gençler, arkanıza halatla ağırlık mı? Bağladılar ki çekeceksin, eğer eşini ağırlık olarak görürsen, gül olsa bile ağır gelir, dikeni bahanesiyle batar eline… Bakın ana-babalarınıza nasıl geçirmişler bu hayatı, gül bahçesinde bile olsan bülbül sesi yorar kulaklarını zamanla…

Anne Baba Olma Sorumluluğu

İşte şimdi aile, anne –baba ne kadar da önem taşıdığını, hiç düşünmemiştin aslında o gözle de bakmamıştın. Anne-baba olma sorumluluğunu anlarsın o anda belki de…

Ben örnek olacağım evladıma, onların  yanlışlarını  yapmam hayat da, demeye başlarsın,önceden toz kondurmadığın belki de ailene ,bilmeden sitemle…

Anne-baba evlatların en büyük ve güçlü öğretmenidir.

Evlatlar farkına varmasalar da, önlerinde yaşanan hayati tıpkı bir dizi seyreder gibi takip ederler, beyin bilgisayarlarına kayıt edecektir.

Bilinçaltına yerleşen portreler zamanla kendini gösterir.  Şunu unutmayalım ki, elma ağacından armut beklenmez!
Ben babam gibi olmayacağım, ben annem gibi kuralcı olup evlatlarıma hayatı zehir etmeyeceğim demek sadece filimin bir sahnesiydi. Beyninde olan gerçek hayat, kayıt yaptığındı beynine…

Bunları göz önünde bulundurup, anneler –babalar evlatlarına hayat okulunda her şeyin başında sevgiyle güvenle nasıl iyi bir kul, iyi bir aile olunurun dersini vermelidirler.

Annem, babam iflas edince ona hep destek oldu, yılmadı hatta babamı ayağa kaldırdı, ona hayat da en önemli zenginliğin gözlerine bakıp da sen benim en büyük mal varlığımsın ve hala benimsin bu bana yeter, demesiydi…
Evet, şimdi sıra bende, ben de diyeceğim babam, annem amansız bir hastalığa yakalanınca babam sanki ölümü kendi bekledi, ama anneme öyle bir sevgi verdi ki asılması zor günlerimizde onlara özellikle babamın sevgisine bakıp, her şeyi kaybetmek tek bir şeyde saklıymış, aşk ile sevmek de annem ne kadar şanslı, benim eşimde şanslı olmalı, olacak bende gözlerimde resmini, kalbimde kendini taşıyacağım.

Böyle huzur dolu bir ailede yetişecek, bireylerin topluma faydalı bir insan olarak lanse edilecektir.

Ailelerin Yanlış Öğütlerine Dikkat

Şimdi bazı aileler çocuklarına şöyle öğüt vermektedir; ben çektim kızım sen çekme, bak sinir sahibi oldum, aman boş ver gitsin senin elinde maddi imkânın var, bende yoktu. Eloğlunu niye çekeceksin, ya da elkızıyla mı uğraşacaksın, boşa eşini ben sana bir daha düğün yaparım. O da görsün bakalım, seni bekarlar alır, boş ver çekme oğlum, olmamalı elbette!..

 Oysa aileler yapıcı olmalı, kendi hırs ve ihtiraslarıyla değil, onların birer birey olduğunu birbirlerini anlayıp hayat da her güçlüğün yenilebileceğini anlatmalılar. Aile çocuklarına, evlilik hayatlarını Kur’an ve Sünnet ölçüsüyle ölçülendirmeli hatırlatmasını asla ihmal etmemelidirler.

Ailelerin aslında en büyük yanlışı, çok çalışıp evlatlarına; iyi bir hayat vermek için, sevgiyi, ilgiyi ve manevi birikimi verememeleridir.  Bunu onlara dünyada rahat konforlu bir hayat sunduklarında yaptıklarını zan ediyorlar.

Sizin için çalışıp, didindik, yorulduk, kıymet bilmiyorsunuz yerine, onlarla beraber çokça zaman geçirip, eşinizle huzuru sevgiyi zorlukları nasıl aşılmalı, filminde iyi bir rol almalıydınız ki, en büyük mal varlığını bırakmış olurdunuz!

Hz. Muhammed (s.a.s.) Tavsiyesi

Hayat örnek ve önderimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Çocuğu terbiye etmek, torunlara sadaka vermek den daha sevaptır”

Çocukken öğrenilen her şey, taş üzerine kazılan nakış gibi kalıcıdır.

Şunlar saadet alametidir; Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş…

Mutlu evliliğin ilk formülü; Çıkarsız sevgi, çıkarsız fedakârlıktır.

Evlilikte, Kim hangi alanda güçlü ise o taşımalı evliliğin o bölümlerini. Erkek ya da kadın bazen ters yönlerde güçlüdürler.  Bu senin görevin denmemeli, o zaman her şey daha kolay olacaktır. Hayat hem kadın için, hem de erkek için rahatlamış olacaktır.

Görev paylaşımı, yerine görev taşınabilinecekse, üstlenmeli sen ya da ben, değil biz olarak yapılmalıdır.
Yazımı bir şiir ile bitiriyorum:

Ben birdim şenle biz olduk
Sonradan anne-baba olduk
Komşu olduk
Gelin oldum; damat oldun
Ama hep el ele biz olduk
Tüm zorluklarda bırakmadık ellerimizi
Tüm sevinçlere beraber kaldırdık ellerimizi
Şimdi ahret dede istiyoruz birbirimizi
Riyasız çıkarsız Allah için sevdik birbirimizi!


--------

Tülay Demircan Koyuncu kimdir?

Aslen Rize’li olup, 1970 İstanbul Kasımpaşa doğumludur.  Haftalık ders sohbetleri vermektedir. Aile üzerine,  yazılar kaleme almaktadır. Şuan Avrupa’da yaşamaktadır. Ayrıca hayır işleriyle uğraşmakla birlikte şiirlerde yazmaktadır. Evli ve beş çocuk annesidir.  En büyük arzusu, Müslüman olarak yaşayıp, Müslüman olarak ölmektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol