Eski Türkiye'nin Diyânet'ini savun, Yeni Türkiye'nin Diyânet'ine savaş aç!
Fıkıh ilmi, tam anlamıyla mot a mot karşılığı olmasa da kısmen “İslam Hukuku” için kullanılabilir. Fıkıh, Şâri yani şeriat koyucu Allah'ın ve Allah'ın müsaadesi ve müdahalesi dâhilinde Rasûl'ünün koyduğu hukuk ve haklar alanıdır.

Bilindiği üzere, Türklerin İslâm'ı kabulü akabinde, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde hukuk, şer'i hukuk üzerinden bir düzene tabi tutulmuştu. Bu sürecin sonrasında Türkiye Cumhuriyeti kurulunca “medeni hukuk”a geçildi. Hiçbir şekilde özgün olmayan, ithal bir hukuk sistemi içerisinde hem hukuki boyutu -insanların birbirleriyle ilişkisini- hem de diyânî boyutu -Allah ile kullarının ilişkisini- kapsayan İslam hukuku uygulamadan kaldırıldı.

Diyânet kurumu, 1924'te kuruldu. Allah ile kulları arasındaki ilişkiyi bir tasnife tabi tutan Şer'i Hukuk ise “medeni kanuna” geçilerek 1926'da tedavülden kaldırıldı. 1920 tarihinde oluşturulan hükümette, Osmanlı dönemindeki Şeyhülislamlık ve Evkaf Nezaretinin hizmetlerini deruhte etmek üzere Şer'iye ve Evkaf Vekâleti adı altında bir bakanlık yer aldı, 1924'te Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluncaya kadar ülkede din hizmetlerini yürüttü.

Bir kurum olarak Diyânet İşleri Başkanlığı hiçbir yaptırımda bulunmadan dinin, resmi ideoloji elince şekillenmesinde, sınırlanmasında rol oynayan, aynı zamanda pasifize bir kurum olarak iş görmeye başladı, zira bu amaç için kurulmuştu, bu rolü uzun uzun yıllar böyle devam etti.

Bunlar olurken, halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu Türkiye'de insanlar Kur'ân-ı Kerimlerini ahırlarda saklamak zorunda kaldı, gözyaşları içerisinde Türkçe ezanlar dinlediler, bu ülkede İlâhiyat Fakülteleri/Yüksek İslam Enstitüleri 1924 yılında kuruldu, ancak 1936'da kapatıldı. 1936'dan sonra 1949'a kadar Türkiye'de din eğitimi veren hiç bir müessese yoktu. İmam hatipler ve ilahiyatlar yoktu. Allah rahmet eylesin, Tayyib Okiç Hoca, 1950'lerde Türkiye'ye geldi. Ülkemize geldiği dönemde dini ilimler veren bir müessese bulunmuyordu. Türkiye'de 1949 yılında İlahiyat fakültesi kurulmasına karar verildi, ancak bu fakültede ders verecek hiç kimse bulunamıyordu. Çünkü Osmanlı geleneği kesilmişti. İlahiyat fakültelerinde, alanın dışından hocalar çağrılıyor ve dersler onlara anlattırılıyordu. Bir öğretici hoca bile yetişmemişti, son 25 yıl kayıp yıllardı, kayıp bir nesildi.

Dahası bu ülkede bir dönem, hocalar imha edildiğinden, İslami ilim engellendiğinden bir cenaze namazı kıldıracak insan bulunamadığı utanç içinde bir şehir efsanesi olarak anlatılır durur.

İşte bu kıyımın yaşandığı ülkede bir kurum olarak Diyânet devlet tekelinde ve saksıdan az farklı bir kurumdu, ve çok net ifade edeyim ben böyle işlevsiz bir kurumun lağvedilmesini savunuyordum. Ancak…

Yeni Türkiye ile birlikte kurumları da olumlu yönde geliştirme gösterdi, Yeni Türkiye\'nin medeniyet tasavvuru içerisinde kurumlar da bu tasavvurdan nasibini aldı, Diyânet İşleri Başkanlığı da bu hayırdan nasibini aldı, elbet alır almaz da kendilerine savaş açıldı.

Malum olduğu üzere din düşmanlığı itici gücüyle CHP ve HDP; ele geçirip kendi kontrolüne alamadığı için Paralel Örgüt, el ele vererek Yeni Türkiye\'nin Diyanet'ine savaş açtılar. Çünkü Diyânet, ıslah edilmiş, bir hayır kurumuna dönüşmüş, Türkiye'den Afrika'ya kadar birçok alanda faaliyet göstermeye başlamış, Orta Doğu'daki devrimleri devirme sürecinde önemi bir kez daha ortaya çıkmış, bu ülkede ve bu dünyada hayır adına “beklenti olmaksızın” faaliyetlerde bulunmaya başlamıştı.

Eski Türkiye\'nin işlevsiz, emir eri gibi bir kurumu olan, eski Diyanet'e yönelik bir rahatsızlık duymayan HDP, CHP ve Paralel Örgüt, bu kurum ne zaman işlevi olan bir hayır kurumuna dönüştü, işte o zaman bu kuruma ve başkanına savaş açtılar, çünkü onlar bu ülkenin hayrına olan her şeye karşılar, normalde yan yana gelmeleri bile mümkün olmayan CHP, HDP ve Paralel Örgüt'ü buluşturan şey, bu ülkeye olan düşmanlıklarıdır. Ve bu düşmanlık, seçim ve sonrasında bu ülke vatandaşlarınca biiznillâh gereğince cevaplanacaktır, vesselam.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.