Fetih ve İşgal!
انا فتحنا لك فتحا مبينا. وينصرك الله نصرا عزيزا. نصر من الله وفتح قريبب. وبشر المومنين. 
 
لتفتحن القسطنطنيية فلنعم الامير اميرها ولنعم الشيش ذالك الجيش. 
 
Fetih müslümanların, ülke ve şehirleri ila-i kelimetullah gayesi ile islamiyete açmaları ve islam devleti idaresine almalarıdır. 
İslam sancağı altında hz. Peygamberimiz ile sahabiler tarafından gerçekleştirilen zaferlerle dolu sefer ve savaşlar için kaynaklarda sık sık bu terimlere yer verilmiştir. 
 
Ancak bu kelimeyi maddi yönden ve yüzeysel bir şekilde anlamak eksik olur. Fethin asıl ve terim manası;
Kalpleri ve akılları islam gerçeğine açmak, islam mesajının önündeki engelleri kaldırmak ve insanın kalbine ve aklına ulaşmayı mümkün kılacak ortamı hazırlamaktır. Bu yorumu çeşitli ayet ve hadislerde de bulmak mümkündür. Nitekim başlıkta yazdığım fetih süresinin ilk ayetinde de buna işret edilmektedir;
 
Diyanet Meali :
"Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım eder. Allahtan yardım ve yakın bir fetih, müminleri bunlarla müjdele"
 
Ayrıca Peygamberimiz, medinenin savaşsız fethedilmesi konusunda; "ülkeler ve şehirler zorla alınır, medine ise kuranla fethedilmiştir"buyurmuştur. Bundan da anlaşılmaktadır ki, asıl gaye gönülleri islamın eşsiz adaletine ve kuranın engin saygı ve hoşgörüsüne açmaktır. Fetih kelimesi bu yorumuyla bir anlamda bu gün de devam eden sömürü maksatlı işgallere de meydan okumaktadır. 
 
Fetih, bulunduğu yere  adalet, sevgi, saygı ve hoşgörü götürürken, işgaller zulum, kan ve göz yaşından başka bir şey götürememektedir. 
 
Genelde Peygamberimizin fetihlerinde, özelde ise Mekke'nin fethinde olduğu gibi islam ordularına mensüb kimselerin fethedilen yerlerdeki tutum ve davranışları bölge halkının akın akın islamın engin rahmetine koşmalarına sebep olmaktadır. 

Nitekim istanbulun fethinden sonra büyük düka Leon Notaras'ın,
" İstanbulun içinde Latin serpuşunu görmektense Türk sarığını görmeyi tercih ederim" sözü bu iddiayı haklı kılmaktadır. 
Bu sözün ardından bir grup papazın,
" Kardinal şapkası görmektense islamın adaletini  tercih ederiz" diyerek müslüman olmaları da en anlamlı örneklerden biridir. 

Bazı önyargılı Hrıstiyan yazar ve papazlar, her nekadar müslümanları, fethettikleri yerlerin halkını kılıç gücüyle islama zorladıkları iddiasını yaymış ve müslümanları "bir elde kılıç bir elde Kur'an " halde tanıtmaya çalışmışlarsa da, لكم دينكم ولي ديني ( sizin dininiz size benim benim dinim bana), ve لا اكراه في الدين (dinde zorlama yoktur) ayet-i kerimeleri bu iddiayı çürütmektedir. 
 
Bütün bu görüşler ışığında istanbulun fethine dair konuşacak olursak, öncelikle şunu ifade etmk isterim ki, istanbulun fethi ile mekkenin fethi arasında büyük benzerlikler vardır. 
1- Niyyet benzerliği. Fatih fethin niyyetini şöyle açıklamıştır;
İmtisal-i cahidu fillah oluptur niyyetim. Mülkü islamın mücerred gayretidir gayretim. 
2- Fethi hazırlayan sebepler. 
3- Fetih sürecinde islam ordularının takındığı tutum ve davranışlar. 
4- Fethin sonuçları. 

Bu benzerliklerin yanında bir de fetih le işgal arasındaki farkları belirteyim. 
1- Fetih Allah adına yapılan, allahın rızası gözetilen ve ila-i kelimetullah'ı hedefleyen hareketlerdir. İşgal ise, tamamem madde adına yapılan ve daha zengin bir hayat tarzına kavuşmayı hedefleyen bir harekettir. 
2- Fethin en büyük destek ve yardımcısı Allah'tır. İşgalin ise planlayıcıları da, uygulayıcıları da, destekleyicileti de şeytan ve onun yardımcılarıdır. 
3- Fetih her zaman vardığı yere adalet, saadet ve selamet götürmüştür. İşgal ise her gittiği yere kan , zulum ve gözyaşı götürmüştür. 
Bu farklar tarih iyi okunduğunda çok net bir şekildd görülecektir. 
Gayemiz Fatihin gayesi ile aynı oldukça yeni fetihler elbette nasip olacaktır. 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol