Geçmişten Günümüze Cennet Vaadeden Din İstismarcıları

Malatya/Kale Vaizi Hüseyin Vuruşkan, "FETÖ lideri sapkınlıkta Hasan Sabbâh'ın bile çok daha ötesine geçerek kendi müntesiplerine cennet vizesi vermektedir" dedi.

Geçmişten Günümüze Cennet Vaadeden Din İstismarcıları

Malatya/Kale Vaizi Hüseyin Vuruşkan, "FETÖ lideri sapkınlıkta Hasan Sabbâh'ın bile çok daha ötesine geçerek kendi müntesiplerine cennet vizesi vermektedir" dedi.

24 Aralık 2016 Cumartesi 01:54
Geçmişten Günümüze Cennet Vaadeden Din İstismarcıları
banner221
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER-
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de "Sakın şeytan sizi Allah ile aldatmasın" (Fâtır, 35/5) buyrularak din istismarcılarının hile ve tuzaklarına karşı teyakkuzda olunması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak ne hazindir ki büyük orandaki Müslüman kitlenin sürekli ihanete uğradığı cephe ve vurgun yediği deniz bu konuyla ilgili olmuştur. Allah katındaki yegane seçilmişler peygamberler olduğu halde Müslümanların ekserisi bazı sahtekarların sahte kerametlerine kanarak ve aldanarak onların da seçkin olduğuna inanmış ve kendilerini Allah ile aldatan şeytan yardakçılarına alet olmuşlardır. Maalesef bu geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynı şekilde devam etmektedir.

Geçmişten günümüze tarihin değişik dönemlerinde ortaya çıkan din istismarcıları varlık oluşturmak ve varlıklarını korumak için birtakım dini argümanları araç olarak kullanmışlardır. Bu dini araçların en önemlilerinden biri de cennet olmuştur. Din istismarcıları hem kendilerine intisabı arttırmak hem de mensuplarına ümit ve motivasyon sağlamak amacıyla cennet vaadine sarılmışlar ve böylece süfli menfaatlerini ve emellerini gerçekleştirmeye ve sürdürmeye çalışmışlardır.  

Bunun en önemli tarihi vakalarından biri Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbâh olmuştur. Hasan Sabbâh dendiğinde akla ilk gelen "cennet vaadi" olmaktadır. Hasan Sabbâh şeytanın bile aklına gelmeyen bir hile ile insanları kendine çekmiş ve bağlamıştır. Kaynakların aktardığına göre bu hilede, haşhaşla mayıştırılan gençler gözlerini açtıklarında kendilerini, güzel kızların, rengârenk çiçeklerin, dünyanın dört bir yanından getirilmiş hayvanların ve mis gibi kokuların olduğu bir yerde bulmakta ve burası kendilerine "cennet" olarak takdim edilmektedir. Tekrar haşhaşla uyutulan gençler kendilerine geldiklerinde tekrar o gördükleri yere gitmek için Hasan Sabbâh ne derse yapmaya hazır hale gelmekte, cennet hayaliyle, şuursuzca Hasan Sabbâh'a bağlanmaktadırlar.

Hasan Sabbâh bu şekildeki propagandayla taraftar toplamış ve kendisinin zamanın İmam-ı Ma'sum'u olduğunu iddia etmiş ve neticede birçok insanı kendisine inandırmıştı. Hem de öylesine inandırmıştı ki fedâileri hiç düşünmeden Hasan Sabbâh uğrunda canlarını feda edebiliyorlardı. Hasan Sabbâh kendisine bağlı olan bu fedailer vesilesiyle vezir Nizâmü'l-Mülk'ü öldürmüş,  ve yine fedailerine güvenerek Sultan Melikşah'ı  tehdit etmiştir. Rivayetlere göre bir gün Melikşah, Hasan Sabbâh'a bir elçi yollayarak rahat durmasını, yağmacılıktan ve halka eziyet yapmaktan vazgeçmesini ister. Hasan Sabbâh, elçinin huzurunda, adamlarına "Sizden birisine bir vazife vereceğim. Kim ifa etmek ister" der.

Adamlarının hepsi "Senin yolunda canımızı fedaya hazırız" derler. Bunun üzerine Hasan Sabbâh onlardan birini çağırır ve ona intihar etmesini söyler. Fedai derhal bıçağı göğsüne saplayıp intihar eder. Hasan Sabbâh bir diğer fedaiye "Kendini kayadan aşağı at" der. O da kendisini sarp kayadan aşağı atar ve ölür. Bu duruma şaşkın şaşkın bakan elçiye Hasan Sabbâh şöyle der: "Git Melikşah'a söyle, bunlar gibi emrinde 20000 genç vardır. Kendisine cevabım budur."

Görüldüğü üzere Hasan Sabbâh sahte kerametler ve hayali cennet vaatleriyle etrafında sayıca kalabalık bir güruh oluşturmuş ve bu ümmete büyük zararlar vermiştir.

Günümüzde ise FETÖ lideri sapkınlıkta Hasan Sabbâh'ın bile çok daha ötesine geçerek kendi müntesiplerine cennet vizesi vermektedir. Bunun en çarpıcı misali FETÖ liderinin Akın İpek'e hesapsız cennet vaadidir. FETÖ liderinin söz konusu ifadeleri şöyledir: "Akın İpek melek oğlu bir melektir. Şayet Türkiye'de, mizandan geçerken 'Sen geçebilirsin, lüzum yok seni sigaya çekmeye' denilebilecek, adeta kırmızı pasaportlu bin tane insan varsa, biri de odur."

FETÖ liderinin bu cennet vaadi sadece mezkur şahıs hakkında değildir. Özellikle son zamanlarda ceza evlerindeki mensuplarının çözülmesini önlemek için "onların orada cennet kazandıkları" şeklindeki ifadeler bunun diğer bir göstergesidir. Hz. Peygamber'in mübarek ismi yanında cenneti de kendi kirli faaliyetlerine alet eden bu sapık güruh böylece kendilerine meşru bir zemin oluşturmaya çalışmışlardır.

Kim cenneti nasıl vaadederse etsin cennetin yolu bellidir. Cennet ihanetle değil sadakatle kazanılır. Cennet İslam aleyhtarı batıya hizmetle değil İslam'a hizmetle kazanılır. Cennet ehl-i küfre yakınlaşmak için İslami değerlerden taviz vererek değil İslam'a sımsıkı sarılmakla kazanılır. Cennet hedefe ulaşmak için gayr-i meşru hususları mubah görerek değil İslam yolundaki istikametle kazanılır. Cennet, şeytanının görevini bile elinden alan şeytanlaşmış zavallıların peşinden gitmekle değil son peygamber Hz. Muhammed (sav)'in izinden gitmekle kazanılır. Cennet en net ifadesiyle hakiki manada bir mümin olmakla kazanılır.

Öyleyse ey Müslümanlar! Bırakın artık onun bunun vesilesiyle cennet kazanma hayallerini. Elimizde Kur'an ve sünnet gibi eşsiz iki kaynak varken bırakalım ona buna alet olmayı. Allah Rasûlü (sav) Kur'an ve sünneti "sapkınlıktan koruyan ve hidayete erdiren" iki nur olarak bize takdim ederken terk edelim onun bunun peşinde hidayet aramayı.
 Gerçek manadaki ilim ve gönül ehli insanlar bu ifadelerimin dışındadır. Zira gerçek manadaki ilim ve gönül insanları hiçbir zaman kendilerinin yanılmaz ve masum olduklarını iddia etmemiş, dünyevi menfaatler devşirmek için dini argümanları araç olarak kullanmamışlardır. Gerçek manadaki ilim ve gönül ehli insanlar Kur'an ve sünnetin hadimleri olmuşlardır. Burada Müslümanlara da büyük görevler düşmektedir. Şu unutulmamalıdır ki, ilim ve gönül ehli bir insanı sevmek, saymak, ondan istifade etmek başkadır, onun yanılmaz ve masum olduğuna, söylediklerinin mutlak hakikat olduğuna  inanmak başkadır. Birincisi normaldir, ancak ikincisi itikadî bir sapkınlıktır. İslam'a göre yegane seçkin ve masum insanlar Peygamberlerdir. Peygamberler dışındaki insanlara konumu ne olursa olsun bu kanaatle bakmak İslam itikadı ile bağdaşmayan bir husustur. Müslümanların daima bu bilinçte olması gerekmektedir. Müslümanlar, Allah Rasûlü'nün (sav) buyruğuyla ne aldanan ne de aldatan olmalıdır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hatice 2016-12-26 14:26:58

Benim birşey yazmama gerek yok.sadece çok güzel bir makale





Söyleyecek bir şey bırakmamış vaiz bey. Helal olsun size ve sizin gibi insanlara. kendisini takdir ediyor ve tesekkürlerim arz ediyorum.yüreğine sağlık diyorum.