Hac bilinci

Grup Sayfamız için
 

HACCEDEN KİMSENİN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR (HACCIN ADABI)                                                   

En faziletli ibadetlerin başında hac gelir. Arafat'ta vakfe, Kâbe'yi tavaf, Safa ve Merve tepeleri arasında sayetmek birer semboldür aslolan Allah'a (c.c)'a ibadettir. Arafat'taki manzarayı Allah (c.c) meleklere göstererek öğünür. Mescid-i Haram (Kâbe) Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa-'daki ibadetlerin sevabı binlerce belki yüzbin kat daha fazladır.

Peygamberimiz (s.a.v)'ın kabrini ziyaret etmek, kendisini sağlığında ziyaret etmek gibidir. Mebrur (kabul olunmuş) bir haccın karşılığı ancak cennettir. Kişi kötü söz söylemeksizin, çirkin işlerde bulunmaksızın ve tattan ayrılmaksızın haccını ifarederse anasından doğduğu gibi günahsız olarak döner. Bu sebeple de hacceden kimse şu hususlara (adab) dikkat etmelidir.

1 - Önce borcunu ödemelidir.
2 - Helal yoldan kazanılmış mal ile hacca gitmelidir.
3 - Tövbekâr olup Allah'tan af dilemelidir.
4 - Kaza'ya kalmış ibadetlerini kaza etmelidir.
5 - Gösterişten kaçıp mütevazı olmalıdır.
6 - Hac yolculuğu konusunda ehil kişilerle istişare etmelidir.
7 - Yolculuk süresince uyum içerisinde kalabileceği ve yardımlaşacağı arkadaşlarını kendisi seçmelidir.
8 - Bakmakla hükümlü bulunduğu kimselere yeterince nafaka bırakmalı, onların ihtiyacını gidermelidir.
9 - Yola çıkarken ve dönüşte iki rekât namaz kılıp dua etmelidir.
10 - Dua ve zikirlerini arttırmalı, temizlik ve düzene riayet etmelidir.
11 - Yolculuk esnasında sabırlı olmalı, kavgayı, fıskı ve refes (cinsellik)'i terk etmelidir. Hac zamanı boyunca da böyle olmalıdır.
12 - Yaptığı ibadetin idrakinde ve şuurunda olmalıdır.
Çünkü hac mü'minin Rabbi karşısında mütevazı kulluğunu açığa vurmasının en yoğun yaşandığı servet ve sağlık nimetlerinin şükrünün eda edildiği, insan ruhunda kâmil bir kulluk anlayışının ve inancının yerleşmesine vesile olan bir ibadettir.

VEDA HACCI Ve VEDA HUTBESİ                                                                            

"Haccetü'l-belâğ" da denen vedâ haccı, Hz. Peygamberin Medine'ye hicretinin 10. yılında (632) yapmış olduğu ilk ve son haccıdır. Hz. Peygamber, yüz bini aşan sahabiye bu hac sırasında yaptığı konuşma ile vedâ etmiş, İslâm'ın temel ibâdetlerinden biri olan hac ibâdetinin yapılış şeklini öğretmiştir. Hac sırasında Rasûlüllah (a.s.)'ın ashabına yaptığı tarihi konuşmasına vedâ hutbesi denir. Temel hak ve hürriyetler açısından, çok önemli olan bu hutbe, hadis kitaplarında bölümler halinde nakledilmiştir (Buhârî, Hac, 133; Müslim, Hac, 19; Ebû Dâvûd, Menâsik, 23; Tirmizî, zekat, 34, Buyû, 39, Vesâyâ, 5; İbn Mâce, Vesâyâ, 6; Nesâî, Hac, 16; Ahmed ibn Hanbel, V/267). İslâm tarihi kaynakları, hadis kaynaklarından toplanmış şekilde hutbenin bütününü aktarırlar (İbn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye, IV/250-253).

Hz. Peygamber, İslâm'ın özeti olarak sunduğu vedâ hutbesiyle; câhiliye devrine ait bütün kötü adet ve gelenekleri yıkmıştır. Temel hak ve vazifelerle ilgili hükümleri bildirmiştir. Bütün insanların Âdem'in çocukları olduğunu ifade ile, evrensel insan kardeşliğini ortaya koymuştur. Irk, renk ve sınıf üstünlüğünü reddederek, tüm insanlığa rehber olacak örnek bir eşitlik anlayışını tarihe kaydetmiştir. Zinânın ve aile hayatına zarar verecek her şeyin yasaklandığını haber vermiştir. Aile hayatında erkek ve kadının birbirlerine karşı hak ve vazifelerinin bulunduğunu, kadınlara iyilik ve şefkatle muamele edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Ekonomik ve sosyal hayatı felce uğratan fâizin haram kılındığını, her türlü kan davasının kaldırıldığını ilân etmiştir. Vasiyet, borç ve kefâlet, takvim düzeni hakkındaki hükümlerle birlikte; nesebin öz babadan başkasına nispet edilmesinin kötülüğünü ifade etmiştir. Herkesin can, mal ve haysiyetinin her türlü tecâvüzden korunduğunu, her türlü haksızlığın yasaklandığını ve cezaların şahsî olduğunu belirtmiştir. Kısaca, önemli dinî kuralları, temel hak ve görevleri, duygusal, etkili ve veciz bir şekilde orada bulunan insanlara öğütleyerek, kendilerine emanet olarak bıraktığı Kur'ân ve sünnete sarıldıkları müddetçe sapıklığa düşmeyeceklerini müjdelemiştir. En sonunda orada hazır bulunanların, dinlediklerini başkalarına aktarmalarını taleb etmiştir. (A.G.) Kaynak: Dini Kavramlar Sözlüğü
                                                                                                            


****
Hac ibadeti, herhangi bir ülkeye yapılan sıradan bir seyahat olmayıp, bu Allah’ın özel bir çağrısıdır. Yıllarca hasretini çektiğimiz kutsal mekânları ayne’l yakin görüp oradaki ibadet hazzını yaşama davetidir. Mikat mahalline gelindiğinde, büyük randevu, Allah ile buluşma ve kavuşmayı simgeleyen hac başlar. İhrama girmek, yalnızca dünyevi elbiselerden değil, her türlü manevi kir ve paslardan arınıp, kalbine ağırlık veren ne varsa hepsinden soyunup haccın kutsal iklimine girmeyi, Tel biye, emre uyup yüce Allah’a tekmil vermeyi remze der. Kâbe Allah’ın esiri sembolize eder. Yüzünü Kâbe’ye çeviren gönlünü de Allah’tan başka her şeye çevirmelidir.

Çünkü Kâbe ibadetlerimizin merkezidir. Kâbe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kainatın ve yaratılışın özeti teslimiyetin ve ilahi takdire boyun eğişin sembolü sayılır. Hacer-i Esvet’i selamlama; Allah’a vermiş olduğu Ahdi yenileme anlamına gelmektedir. Mültezimde dua hatalarıma rağmen başka bir yere değil senin kapına geldim beni affet. Affetmeden ayrılmam Ya Rabbi, demektedir.

Kâbe’nin inşasında iskele taşı olarak kullanılan makam-ı İbrahim bize ayağımızı sağlam temellere dayanmamızı zemzem, hacdan sonra pak eylediğimiz midemizi ifsad etmemeye, kazancımızı haramla kirletmemeye söz vererek arınmayı, safa – Merve arasındaki Sa’y mümin kardeşlerimizle beraber kutsal ve büyük ideallere beraber koşmanın ne demek olduğunu, Arafat cehaletten kurtulup, günahlardan sıyrılıp marifetullah ile olabilmeyi vakfe mahşeri müzdelife müminden beklenen bilinç düzeyine ermeyi, mina aşkı sembolize eder. Diğer bir deyişle Kâbe de imana zemzeme de takvaya, Arafat’ta bilgiye, meşar de bilince ve mina da sevgiye ulaşır.

Taşlama, bir anlamda şeytana karşı girişilen bir savaş sembolize eder. Kurban Allah yolunda fedakârlığın bir nişanesidir. Tıraş olmak tevazuyu ifade eder. Hira da inzivayı vahyi Sevir de stratejiyi hicreti anlarız.   

HAC İBADETİ VE ÖNEMİ                                                             

Hac sözlükte, kaydetmek, saygı duyulan bir kişiye veya yere yönelmek anlamlarına gelir. Dini bir terim olarak ise hac, belirli vakitte Arafat'ta bulunma ve usulü-ne uygun olarak Kâbe'yi tavaf etme fiillerinden oluşan bir ibadettir. Hacceden kişiye "hac" (hacı) denir. Çoğulu "huccac" dır.

Hicri dokuzuncu senenin sonlarında farz kılınan hac, İslam'ın beş şartından (temel hükmün) dan biridir. "Yoluna gücü yetenlerin o evi, haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. (Al-i İmran-97) anlamındaki Ayet-i Kerime bu farziyetin Kur'andan delilidir. İbn Ömer'in Hz. Peygamber (s.a.v) den rivayet ettiği "İslam beş esas üzerine kurulmuştur… Hac yapmak. (Buhari, Müslim, Tirmizi) hadis-i Şerifede haccın sünnetten delilidir. Yine Rasulullah (s.a.v) "Ey insanlar Allah'ı Teala size haccın farz kıldı, haccediniz." Buyurmuştur. (Müslim) Sahabe dönemin-den beri bütün müctehidler. Gücü yeten kimsenin, ömründe bir kere hac yapma-sının farz-ı ayn olduğu hususunda icma etmişlerdir. Buna göre hac ibadeti, kitap, sünnet ve icma-i ümmet ile sabit olan en kuvvetli farzlardan biridir. Şartları gerçekleştiğinde haccın geciktirilmemesi gerekir.

Haccın farzları ihram (helal olan şeyleri kendine haram kılmak, Arafat'ta vakfeve kabey tavafdan ibarettir. Şu şartları taşıyanlara ise hac farzdır. Müslüman olmak akıllı ve erginlik çağına gelmiş olmak, hür (serbest) olmak, haccın farz olduğunu bilmek, haccı yerine getirecek kadar vakit bulmak, kendisinin yol ihtiyacını karşıladığı gibi hacca gidip gelinceye kadar ailesinin de nafakasını temin etmek.

Hüküm yönüyle Hac üç kısımdır.

1- Farz olan hac: şartlarını taşıyanların ömründe bir defa hac yapmaları farzdır. 
2- Vacip olan hac: Adanan veya başlanmışken bozulan nafile bir haccın yerine getirilmesi vaciptir.
3- Nafile olan hac: mükellef olmayanlar… Farz haccı yerine getirmiş olan kimselerin yaptıkları hacdır.
Yapılış yönüyle de hac: İfrad haccı, Tementü haccı ve Kıran haccı olarak üçe ayrılır. Haccın ferd ve toplum açısından önemine gelince:

1- Hac dolayısıyla Renk, ırk ve dil ayrımı gözetilmeksizin bir araya gelinir ve kardeşlik duyguları gelişir.
2- Müslümanlar birbirleriyle dertleşir ve görüş alış-verişinde bulunurlar.
3- Yolculukta değişik yerler görüldüğünden bilgi ve görgü artar.
4- Bütün hacıların aynı kıyafetle bu ibadeti yerine getirmeleri eşitliğinin fiili eğitimidir ve o durum mahşeri andırır.
5- Maddi ve manevi borçlardan kurtuluşa vesiledir.
6- Büyük bir toplulukla yapıldığı için ruhu coşkunluk verir.
7- Adeta İslam ülkelerinin ve Müslüman toplulukların yıllık dini olağan kongresi gibidir ve öyledir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.