Hergün Aşure, her yer Kerbela
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER
Kerbela faciası Emeviler devrinde Muaviye döneminde 1'ci Yezid'in iktidarı esnasında, Ubeydullah bin Ziyad'ın Kûfe valisi olduğu zaman  işlenmiş büyük bir fitne  cinayetidir.
 
Hicri 61,Miladi 680 yılı Muharrem ayının onuncu Cuma günü Hz. Hüseyin şahadeti ile sona eren tarihi olay meydana gelmiştir. "Kerbela'da Peygamberimiz'in torunu Hz. Hüseyin ile aile fertlerinden 70 kişi şehit edildi. Hz.Peygamber ailesini “âl-i beyti”ni hem de Peygamber ve ehl-i beytini seven mü’minleri üzüntüye boğmuş ve asırlardır Ümmet-i Muhammed’in gönlünde silinmez izler bırakmıştır.

Nitekim Şair, ümmetin bu ortak hüznüne şu dizelerinde tercüman olmuştur:
“Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ’ya
Cibril var haber ver, Sultân-ı enbiyâya…”

Hz. Hüseyin Efendimiz ve arkadaşları, bu acı hâdisedeki asil duruşları ve doğruluk adına samimi yürüyüşleri ile sonsuza dek müminlerin gönüllerinde taht kurmuşlardır. Onlara bu zulmü reva görenler ise Müslümanların ortak vicdanında ebediyen mahkûm olmuşlardır.

Zira Muharrem ayında Kerbelâ çölünde 70 kişinin hunharca katledilerek şehadet şerbetini içtikleri tarihtir. Hz. Hüseyin ki, Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım” dediği, “cennet gençlerinin efendisi” olarak tavsif ettiği,ciğerparesidir.

Dünyanın neresinde olursak olalım, mezhebimiz, meşrebimiz, kültürümüz, coğrafyamız, dünya görüşümüz ne olursa olsun, Kerbelâ, İslâm ümmeti olarak hepimizin ortak hüznü kederi ve acısıdır,

Ancak sadece bunlar yeterli değildir. Kerbelâ’yı doğru anlamak Kerbelâ’dan ayrılık-gayrılık değil; birlik-beraberlik çıkarmaktır. Kerbelâ’dan kin, nefret ve öfke değil; sevgi, muhabbet ve hoşgörü devşirmektir.
Kerbelâlar yaşanmaması için bu acı hadiseden dersler ve ibretler çıkarmaktır. 

Her şeyden önce bu elim hadise, zalim ve zorbaların, heva, heves ve hırsları uğruna, dünyalık çıkar ve menfaatleri için iman, ahlak, fazilet ve insanlıktan nasıl uzaklaşabildiklerini göstermektedir.

Ne yazık ki bugün de İslâm coğrafyasının her tarafında çıkar ve menfaatleri için Müslüman kanı akıtılıyor kerbelalar yaşanıyor nice masum hüseyinler şehit ediliyor.

Halbuki; Kerbelâ’yı anlamak, hakkın yanında, hakikatin yolunda olmak adalet, merhamet, ahlâk, erdem ve fazilete sevdalı olmak.fitne zamanlarında basiret ve ferasetle hakikati görmektir.

Hz. Hüseyin gibi zulme, zalime ve haksızlığa karşı çıkmanın Kur’an’ın yolu olduğunu bilmek demektir. Ancak şu noktayı asla gözden kaçırmamalıyız: Yaratılış gayesine uygun olarak yaşayan insan, sevgi dolu, merhametli, hoş geçimli, güvenilir, içinde yaşadığı toplumla ve bütün insanlıkla barışık olandır.

Yüce dinimiz; birliği, sevgiyi ve  kardeşliği emrederken, haksızlığı, insan hayatına, kişi dokunulmazlığına  ve insanın onur ve haysiyetine zarar verecek her şeyi de kesin bir dille yasaklamıştır. İnsanların  can, din,  mal, nesil ve akıl emniyetini temin etmek İslam’ın temel hedeflerindendir.

Hz.Hüseyin’e reva görülen bu muamele ne kadar haksız ve ne kadar üzücü olursa olsun, Müslümanlar arasında ayrılık ve husumet sebebi olmamalıdır.

Müslümanlara düşen görev, bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak; kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi korumaktır. 

Yüreklerimizi dağlayan yeni Kerbelâların yaşanmaması için ortak bir dile, ortak bir akla ihtiyacımız var. Yüreklerimizi birleştirmeye, gönül kapılarımızı birbirimize açmaya, hak-hakikat vede ibret sofraları kurmalıyız. Aşını ekmeğini sevgisini merhametini dostluğunu birleştirip aşure yapıp toluma çimen eylemeliyiz. Yeşereceksek, solacaksa, çiçek açacaksak birlikte ozaman islam çoğrafyasında her mevsim aynı olur. Hergün aşure, her yer kerbela, hayatsa bayram olur.

Tirmizi, Menâkıb, 30.
İbn Mâce, Sunne, 11/4
Anahtar Kelimeler:
MuaviyeHz. HüseyinKerbela

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol