Hz. Peygamber (s.a.s) ve Kur'an
Facebook Sayfamız için  

Allah Teala insanı yaratmış başıboş bırakmamıştır. İnsana akıl-fikir ihsan etmiş, vahiyle desteklemiştir. İlk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. Peygamberler toplumların maddi-manevi liderleridir. İlk peygamber Hz. Adem (a.s) ile son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) arasında binlerce peygamber gelip geçmiştir. Hepsi de aynı davayı dillendirmişlerdir. Yalnız Allaha kulluk yapılması ve yalnız ondan yardım istenilmesi, onun mülkünde ona isyan edilmemesi, eş koşulmaması, örnek ahlak ve adaletin hâkim kılınması temel mesajları olmuştur.

Nihayet miladi 610 yılında yani bundan tam 1404 sene önce Cenabı Hak son mesajı Kur’an-ı Kerim’i vahyetmiş ve Abdullah’ın oğlu Muhammed’i, Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v) olarak “Alemlere Rahmet” kılmıştır.
 
İlahi vahyin tamamlanması takriben 23 sene sürmüş, bu süre sonunda insanlığın eşini bir daha göremediği ve göremeyeceği “asrısaadet” denen dönem kurulmuş, peygamber (a.s) ın önderliğinde bedevi cahiller dünyanın gördüğü en medeni insanlar haline dönüşmüş, hak gelmiş, batıl zail olmuştur.

Hz. Peygamberin başlatmış olduğu tevhid oluşumu kısa zamanda Arap yarımadasını aşmış, Kuzey Afrika’ya, Orta Asya’ya, Anadolu ve İspanya’ya, daha sonra da bütün dünyaya yayılmıştır.

Elbette bu başarının altındaki sır KU’RAN-I KERİM’ dir. Çünkü İslam’ın yol haritası Kur’an’dır. Kur’an insanlığın kurtuluş gemisidir. Bu gemiye binmeyi başarabilenler tufandan kurtulacaklardır. Binemeyenler ise geçmişte olduğu gibi helak olacaklardır. Bu geminin kaptanlığını ise Allah Resulü yapmaktadır.

Kur’an’ın konusu insandır. Ana fikri hakkın açıklanması, doğru yola davettir. Amacı bütün insanlığı kurtarmaktır. Kurtuluşun şartı ise farkına varmak ve çare aramaktır.

Kur’an; Kitap’tır, Zikir’dir, Mecid’dir, Aziz’dir, Şifa ve Rahmet’tir, Hakim’dir, Ruh ve Nur’dur, Mev’iza’dır, Beyan’dır, Nimet’tir, Burhan’dır, Hak’dır, Hablullah’tır, Kerim’dir…

Kur’anı anlamanın birinci şartı önyargısız okumaktır. Derinlemesine anlayabilmek için ise birçok kez ve her seferinde yeni bir bakış açısıyla okumalı, mesajları pratiğe aktarılmalıdır. Anlamak için iman şarttır.

Allah’ın kitabı insanlığın ve tabiatın kullanma kılavuzudur. Tabiat eğer Allah’ın kitabıyla birlikte okunursa anlaşılır. Batı alemi sadece tabiatı okudular. Reçetesiz okudukları için maddeyi yüceltip insanı alçalttılar. Müslümanlar ise sadece soyut biçimde kitabı özellikle son asırlarda anlamadan okudular. Anlaşılmayan, tatbik edilmeyen kitap pek fayda veremez hale geldi. Neticede muhatapları her alanda zayıflayıp geri kaldılar.

Hâlbuki Kur’an hayatın her yönüyle ilgili sınırlar koyuyordu. Kişilik Kur’anla oluşturulmalıydı. Ahlâk, Kur’an ahlâkı olmalıydı. Çünkü Kur’an bizim imtihan kitabımızdı. Bu kitaptan hesaba çekilecektik. Dersimize bu kitaptan çalışmalıydık.
İnsanlık huzur arıyor. Çeşitli alternatiflere, izm’lere sarılıyor. Beşeri ideolojiler bu güne kadar çare olmadı ve bundan sonra da olamayacaktır. Allah’ın kitabı ve Allah’ın Resulu ile Allah’ın kulları arasındaki uçurum kalkmadıkça maksat hâsıl olmayacaktır.

Kur’an ve sünnet bütünlüğü göz ardı edilmemeli , Kur’an’ı anlamadan Hz. Peygamberi, Hz. Peygamberi anlamadan Kur’an’ı anlamak mümkün değildir. Çünkü O’nun ahlakı Kur’an’dı buyuruyor, Hz. Aişe (r.a).

Hz. Peygamber seçilmiş bir beşerdir. Son Resuldür. Kur’an’ın ilk muhatabı, ilk mübelliği ve ilk mübeyyini’dir. İnsanlık için model bir şahsiyettir. Örnek alma imkânımız olan biridir. Görenler onu ashabından ayırt edemezdi. O sade yaşadı. Lükse düşkün değildi. Hiçbir şey biriktirmezdi. Fakir fukarayı gözetirdi. Ümmetine çok düşkündü. Ümmeti de onun için canını feda etmeye hazırdı. Çocukları çok severdi. Küçücük çocuklara bile selam verirdi. Kadınları Allah’ın emaneti olarak görürdü. Yetimlere, düşkünlere, kimsesizlere ayrı bir önem verirdi. Birbirimizi sevmeyi tavsiye ederdi. Kardeş olun derdi. Cimriliği, tembelliği, yalanı sevmezdi. Aldatan bizden değildir derdi. İbadete çok düşkündü. Gözümün nuru namazı sakın terk etmeyin derdi…

Ve sonunda “Size iki emanet bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldıkça asla sapmazsınız dedi:  Allah’ın kitabı ve benim yolum (sünnetim).

Ona ümmet olmak ve onun emaneti olan kitap ve sünnete varis olmak ne kadar güzel bir duygu. Ne mutlu onu anlayabilenlere. Ne mutlu ona ümmet olanlara. Ve ne mutlu ona komşu olabilecek olanlara. Binlerce selam O’na ve onun Âl ve Ashabına…

Cumamız ve Kandilimiz mübarek olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Şenol YAMAN 2 yıl önce

Abi ağzına gönlüne sağlık