İkinci Mahmut’un ‘Fes’i
‘Vaka-ı Hayriye’ diye isimlendirilecek yeniçeri ocağının çok uğraşlar sonrası kaldırılması Asakir-i Mansure-i Muhammediyye’yi sonuç vermişti. Devlet, kaba ifadeyle kendini ‘illallah’ ettiren yeniçeri ocağıyla ilgili hiçbir şeyi hatırlamak istemiyor ve onu anımsatacak tüm izleri ortadan kaldırmak istiyordu.

Bunun için yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediyye’ye Batı tarzı kıyafet giydirilecekti. Ancak şapka o dönem namaz kılma açısından sorun oluyordu. O günler Trablusgarp’tan gelen bahriye birliğine kaptan-ı derya Koca Hüsrev paşa Tunus’ta gördüğü ve hoşuna giden fesi giydirmişti. Fesin ibadete engel olmayan makul görüntüsü padişahında hoşuna gitmişti. Ve dolayısıyla yeni orduya fes zorunlu kılınmıştı.

Batılılaşma anlamında devlet eliyle görselde ilk batılılaşmayı, İkinci Mahmut gerçekleştirecekti. İlk defa Batılıların giydiği setre pantolon ve ceketi kendisi giymiş ve tüm devlet memurlarına zorunlu tutmuştu. Sakalını tamamen kestirmemekle birlikte herkesin sakallı olduğu o dönem oldukça kısaltmıştı. Ve ilk defa batılı uygulama gereği kendi resmini devlet dairelerine astırmıştı.

Fesin uygulanması ve tabana yayılıp benimsenmesi için bugünkü anlamda bir çeşit fes giyme ve kullanma bakanlığı oluşturulmuş; fesle ilgili kanun ve yönetmelikler çıkarılmıştı. Yüzyıllardır sakala ve sarığa alışmış halk tabanının yeni kıyafet fesi benimsemesi elbet güç olmuştu. Batılılaşma uygulamalarından dolayı İkinci Mahmut halk tarafından gavur padişah olarak isimlendirilmiştir.

Fes, doğu kültürüne has bir giyim şekli sanılsa da aslında Batı kaynaklıdır. Bizanslılar ve Yunanlılar doğululardan önce ve uzun süre kullanmışlardır. Bugün İskoçların hala geleneksel olarak fesi kullandığı malum. Bu açıdan Osmanlı’nın fesi kullanmasında İngiliz parmağı olduğu komplo teorisi de mevcuttur.

Dini kaynaklı zannettiği sarığa alışmış Osmanlı halkı, dinde olmayan bu yeni serpuşu benimsemekte başlangıçta bir dönem zorluk çekmiştir. Yaklaşık yüz yıl fesi kullanan Türk halkı bu süreçte onu benimsemiş; kendinden ve dinden kabul etmiştir. Sonrasında gelen şapkaya da bu açıdan başlangıçta tepki göstermiştir.

İkinci Mahmut’la devlet, Üçüncü Selim’le ayrıntılı planlanan ıslahatları -ki bu bugünkü anlamda tam bir batılılaşma çalışmalarıydı- kararlı olarak devam ettirmesini Vaka-ı Hayriye diye isimlendirilen yeniçeri ocağının kaldırılması büyük ölçüde kolaylaştırmıştı. Askeri ıslahatların dışında İkinci Mahmut, batılılaşmada görsel uygulamaları ilk uygulayan etkin ve kararlı devlet adamı ve padişahtı.

Gereksiz, basit ve elim bir isyanla öldürülen III. Selim’in görünürde askeri alanda ıslahatları öngören ancak bunun gerisinde asıl her alanda batılılaşmayı hedefleyen plan ve projesinin detayları bilinmemekle birlikte İkinci Mahmut bu alanda devlet iradesini devam ettirmiş ve bürokrasi ile devlet kurumlarında özellikle görsel alanda uygulamalar gerçekleştirmişti. Kısa sürede halk tabanına da yayılacak fes, bu uygulamalardan en etkin ve en görsel olandı. Bunun için fesin benimsemesi açısından kanunlar çıkartılıp bakanlıklar kurulmuştu.

Devlet yöneticileri hatta devlet iradesi Osmanlının ilk dönemi dışında hep toplumu kendi düşündüğü gibi nizama sokmak istemiş ve bunun içinde topluma bir şeyler gerektiğinde zorla dayatılmıştır. İşte asıl sorunda buradadır. Halkın arzu, istek ve ihtiyaçları günün imkan ve şartları hiç düşünülmeden sahip oldukları dini inançlarından dolayı geri kalmış görülen bu halkı adam etmek en azından görselde batılılara benzetmek adına tepeden hep dayatmalar yapılmıştır.

İkinci Mahmut’un fes giyimi de en etken prototip bu dayatmalardan biridir.

Devlet irademizde bu dayatma zihniyeti değişmedikçe devlet-millet boyutunda sorunlar hiç bitmeyecektir. Devlet-millet bağında sorunlar olduğu sürece sağlıklı bir iletişim, koordinasyon, tam bir birleşme-bütünleşme olmayacağından toplumun kalkınmışlık ve refahı da bir türlü tamamlanamayacaktır.
 
Diyanet Haberler'e dair ilk haberleri kapalı grup sayfamızdan öğrenmek için
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.