İmamlar ve Müezzinler Hizmetin Zirvesinde
 
 
Onbir ayın sultanı ramazanı şerifin cehennemden kurtuluş günlerinde bulunuyoruz. Bu vesile ile cehennemden azad olanlara ne mutlu!
 
Müslümanları Allâh’a (CC) yaklaştıracak olan ibadetleridir. Bu ibadetlerin edasına öncülük edenler ise hiç şüphesiz imam ve müezzinlerdir. İşin görünmeyen veya görmezden gelinen bu gerçeğini ele almak bir vicdan borcumuzdur.
 
Ülkemizde 100 bini aşkın dîn gönüllüsü, takriben 70 milyonun ibadetlerine rehberlik etmektedir.
 
Alemlere Rahmet Peygamberi (SAV) bir Hadîs-i Şerîf’lerinde bu hizmet önderlerine işaret ederek şöyle buyurmaktadır:
 
“Hakikat şudur ki İslâm garib olarak başladı ve tekrar garipliğe dönecek. Gariblere ne mutlu.” (Müslim, İmân, 232)
 
Hadîs-i Şerîf’de ifade edilen Gureba-Garibler’den maksat müjde, ümit ve diriliş manalarına gelmektedir. Başka bir rivâyet de bu hususu açıklar mahiyettedir ki; rivayet şöyledir:
 
“Benden sonra insanların ifsad ederek bozdukları sünnetimi düzeltecek olan gariblere ne mutlu.” (Tirmizî, Îmân, 13)
 
Hz. Peygamber (SAV)’in sünnetini muhafaza ve düzeltecek olan âlimler her zaman olmakla birtlikte, sünnetin asıl uygulayıcıların ve bu konuda insanlara rehberlik edenlerin imam ve müezzinler olduğu aşikardır.
 
Kur’ân ve sünnet düşmanlarının sürekli îtibarsızlaştırma çabalarından dolayı, din hizmetlerini yürütmeye çalışan imam ve müezzinlere bu sebeple “Dîn Gönüllüleri” sıfatı verilmiştir. Tam da isabetli bir sıfatla bu hizmet erleri yâd edilmektedir.
 
Dîn gönüllülerinin her türlü takdirin üzerindeki hizmetleri elbette ramazan ayına mahsus değildir. Ramazan haricinde bile fecrle başlayıp yatsı sonuna kadar devam etmektedir. Eğer bir doğum, ölüm, nikah vs. gibi talepler olursa bu hizmet gece yarılarına kadar devam etmektedir.
 
Mevcut hizmetlere ek olarak, ramazan ayını en uzun günlere tevafuk etmesiyle birlikte hizmetler de bazen gece boyunca da devam etmektedir.
 
Yaz kurslarının da ramazan ayı içersinde olmasıyla birlikte, din gönüllüleri öğleye kadar câmilerde istikbâlin imânlı gençliğini yetiştirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
 
Sabah namazı öncesi başlayan mukabeleler, öğle ve ikindi namazları öncesinde de yapıldığından, dîn gönüllüleri âdetâ câmilerde îtikâf yapmaktadırlar. Yani kendilerini hizmete hapsetmişleridr.
 
Akşam namazlarına gelince durum tam bir fedakârlık arz etmektedir. Herkes çoluk çocuğu ile iftar sofralarında ezan sesi beklerken, dîn gönüllüleri câmilerdedir. Âileleleriyle iftar edememektedir. Aynı durum bayram namazları için de geçerlidir.
 
Bir dîn gönüllüsü aynı köy kasaba veya şehirde değilse, mutlak surette ana-babasından ayrı olarak bayrama girmektedir. Çünkü izin kullanma gibi bir şansı yoktur.
 
Her gün beş vakit namazın düzgün bir şekilde edâ edilmesine rehberlik etmenin yanında, ramazan ayında buna ek olarak terâvih namazları da eklenince, neredeyse sahura yakın bir zamana kadar dîn gönüllüsü hizmetinin başındadır.
 
Hatimle kılınan terâvih namazları ise daha ağır bir külfeti beraberinde getirmektedir. Öyle her Kur’ân’ı ezberleyenin yapabileceği bir iş değildir.
 
Ramazan ayının getirmiş olduğu bir başka sorumluluk ise hemen her gün cemâati aydınlatacak va’zu nasihatlerin verilmesidir. Bu ise özel bir çalışma ve gayret gerektirmektedir.
 
Bütün bunların yanında kendilerine yapılan iftar davetlerine genel olarak icâbet edemedikleri gibi, çok istemelerine rağmen en yakın akrabalarını bile nadiren iftar sofralarında ağırlayabilmektedirler. Tabîi ki aklı câmide olmak kaydıyla.
 
Bütün bunların yanında Peygamber makamının temsilcileri olan din gönüllüleri mâlesef bilerek veya bilmeyerek yıpratılmaya çalışılmakta, nadiren de olsa iftiralara maruz kalabilmektedir. Maksat bellidir. Dîn gönüllülerini yıpratmak ve dinsiz bir toplum oluşturmaya çalışmaktır.
 
Fedâkâr ve vefâkâr dîn gönüllüleri hiçbir zaman bu tür seviyesizliklere fırsat vermeyeceklerdir.
 
Hemen herkes dîn gönüllülerini eleştirir, fakat dîn gönüllüleri haklı da olsalar, temsil ettikleri makamın gereği, kimseyi eleştirmezler.
 
Kur’ân ve sünnet ahlâkından aldıkları edebî ilhâmla bütün olumsuzluklara sabrederler. Sîneye çekerler. Bütün olumsuzluklara karşı sevgi ve hoşgörü ile yaklaşırlar.
 
Dîn gönüllülerinin bu aşk ve şevki, son zamanlarda hizmetlerine takoz koyarcasına ortaya atılan “ROTASYON” dedikodularıyla yıkılmaktadır. Bu hususun özellikle gündemden kaldırılması gerekmektedir. Bu uygulamaya maruz kalanlar hiçbir şekilde memnun kalmamışlardır. Özellikle bu hususun bir cümle ile de olsa dile getirilmasini talep etmişlerdir. Aslında bu konu ile ilgili yoğun talep olduğu için müstakil bir yazı yazmayı düşünüyorum.
 
Gerçek şu ki, dîn hizmetleri öyle dışardan görüldüğü gibi kolay değildir. Bu hizmetin içinde olmayan ve çilesini çekmeyenler aslâ hizmetin zorluğunu bilemezler ve eleştirmeye devam ederler.
 
Dîn gönüllüleri bütün olumsuzluklara rağmen, “Hizmette sınır ve sinir yoktur” anlayışıyla görevlerine devam edeceklerdir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nurullah 1 yıl önce

Allah razi olsun hic bir yetkili boyle guzel yazilari okuyup dikkaye almiyor maalesef

Avatar
yusuf04 1 yıl önce

Yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı

Avatar
h.huseyin korkmaz 1 yıl önce

Ali hocam Allah razı olsun. Bizden bir hocamızın bizi anlatması çok hoş olmuş. Hocam Allah ilminize ve ömrünüze bereket versin.

Avatar
Müezzin 1 yıl önce

Ne mutlu bize destek ve çalışma şevki veren din gönüllüsü kardeşlerime....allah böyle insanların sayılarını artırsın.başımızdaki amirlere müftülere ders olsun...

Avatar
imam. 1 yıl önce

Her şeyi eksikte olda iyi anlatmış siniz.rotosyon hariç. Bence olmalı hemde il dışına. Gençlere devredilmeli kürsü minber.adam 60 yaşına gelmiş kulaği duymaz gözü görmez olmuş imamliga devam diyor.şimdiki yaptıkları rotosyon değil becayişin öbür adıdır.lütfen gerçek rotosyon yapılsın ve yeni sesler ve yeni gencler gelsin minbere.

Avatar
........ 1 yıl önce

Gerçekten güzel bi yazı sagolun ancak su gorusunuze kesinlikle katılmıyorum Rotosyon meselesi bi din görevlisi bi camide en fazla 10 12 sene kalmalı neden çünkü bi başkasıda ordan nasiplensin adam kapağı atiyo emekli olana değin hiç bi yere kimildamiyo suda var cemaatte artık belirli bi süreden sonra yenilenme istiyor başka ses duymak istiyor bence çok doğru uygulanmaya devam etmeli....

Avatar
bilal atmaca 1 yıl önce

Din hizmeti fedakarlık ve vefakar lık ister. Her babayiğidin işi değildir. Bu sevda işidir. Sadece bilenler anlar bunu. Ali hocamız bunu idrak edenlerden teşekkür ediyoruz kendisine.

Avatar
7171 1 yıl önce

hocam keşke su nakil sınavındaki değişiklikleride kaleme alsanız bu puanlama yüzünden coğu kişi nakil sınavlarına bile baswuramıyor