İmân-ı ekmel
Nasib-i cennet, Ölmüşlere rahmet, yiyenlere afiyet…

Yerseniz size her türlü mesajı İslami kavramlar altında dile getirilerek, süretâ hakka büründürülür ve sizin yemeniz için hazır hale getirilebilir. Siz de sorgulamadan düşünmeden “ne güzel söz söylemiş” diyerekten hakka hizmet ediyorum diye batılın en zorbasına hizmet ettiğinizi dahi anlayamazsınız…

Algı da yanıltma, algıda şirin görünme ve münafıklığın zirve yaptığı günümüze dünyayı elde etme adına, dünyalık elde etme adına dinin bütün kutsallarını çiğneme ve dindar görünme çabaları maalesef dinimize de zarar vermektedir. Aslında zarar gören Din değildir. Kişiler ve toplumlar aslında kendilerini kandırmaktadırlar.

“İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.” (Bakara , 8-9) işte gerçek budur. Aldatan kendini aldatır. Allah’ı ve müminleri aldattığını sananlar ise biraz daha oyalansınlar. “Büyük günün” hesabı çok çetindir.

Dün, İslam’ın adını ağzına almaya korkanlar. Müslüman ile yan yana gelmeyi kendine küçüklük sayanlar bugün ağızlarından islamın bütün kavramlarını düşürmemekte, ne oldu ne değişti?

Artık samimiyet zamanı gelin dün takiyye diye yaptığınız bütün uygulamalar; bugün sizin, imanınız,inancınız ve ameleniz halini geldiyse, yeniden tecdid-i iman yapmanız, alışkanlık haline gelen münafıklıktan vazgeçmeniz gerekmiyor mu? İşte size ihsan-ı ekmel… Kimse “la yüs el” değildir. Ekmel olanda ALLAH cc ve onun Peygamberi Hz MUHAMMED (s.a.v) kimse bize nakıs olanı, günahkâr olanı ve hata yapanı ekmel diye yutturmaya kalkmasın… Kimse bu halkı da saf yerine koymasın…

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden olan ulû'l emre (buyruk sahiplerine) itaat ediniz. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resule götürün. Bu, hem daha hayırlı hem de neticede daha iyidir" (en-Nisa, 4/59).

İtaat; ALLAH a, Peygambere (s.av) ve Müslümanlardan olan emir sahiplerinedir.İhtilafa düşüldüğünde ise; otorite (Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız) Allah'a ve Resule götürün.Sizden olan (ulû'lemr) yetki sahiplerini bulup itaat etmesi de Müslüman’ın da ayrıca vazifesidir.

Netice ise; "Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve O'nun Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar. İşte büyük kurtuluş budur" (en-Nisâ, 4/13) buyurulur.Demek ki ekmel diye bize yutturulmaya çalışılan, yemeyince, yediğimiz bedduaları da bir kenara bırakıp hatta hiç ciddiye bile almadan İslam için, sırf ALLAH’IN rızasını kazanma düşüncesi ile çalışmaya ve yaşamaya devam etmeliyiz.

Bu dünyada hiç bir insan ekmel ve hiçbir dünyalık ekmel olmayabilse de bize dünyada ve son nefeste lazım olan İMÂN-I EKMEL'den Rabbim bizi ayırmasın… (AMİN)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YUSUF 2 yıl önce

____ADMİNİN YORUMU____Sayın okurumuz....Vatan haini olan militan cemaati desteleyen yorumlar yayımlanmamaktadır.