İpin İki Ucunun Düğümlenmesi

Peygamberler tüm dünyaya ders veren hocalardır. İlk insan, ailesine, çocuklarına ders veren bir hocaydı. Melekler bu ilk insana hürmet ve saygı gösterdiler. Sonraki dönemlerde insanlar yeryüzüne serpilip yaşamaya başlayınca kavimlere peygamberler gönderilmeye başlandı. Kimi dönemlerde aynı zamanda ama farklı bölgelere birden çok peygamber gönderildi. Bu peygamberlerin sorumlu oldukları bölgeler sınırlıydı. Aynı zamanda fakat farklı mekânlarda insanlara ilahi öğretileri anlatan elçiler görevlendirildi. Bu elçiler sahifelerle insanları tebliğ ediyorlardı. İnsanlar çoğalıp sorunlar daha girift bir hale gelince sayfalar da kitap haline dönüştü. Sonra tüm insanlığa ders verecek tek bir hoca, son bir elçi gönderildi. Böylece peygamberlik ipine atılacak son düğümün zamanı da gelmiş oldu. Bu nübüvvetin son halkasıydı. Binlerce yıl öncesinde başlayan bir yürüyüş böylece Hatemen-Nebiyyin ile son buldu.
 
Onun dünyaya teşrif edişine harikulade bazı olaylarla adeta dikkat çekildi. Bu olaylar son peygamberin kendilerinden geleceğini bekleyen Yahudilere “eyvah” dedirtecek kadar can alıcıydı.  Onun dünyaya geldiği gece Yahudi âlimleri semayı ve yıldızları seyrederek “bu gece son peygamber dünyaya geldi” diyeceklerdi. Medineli Yahudilerin araştırmalar sonucunda Mekke’de Abdullah ve Amine’nin oğlu Yetim Muhammed’in dünyaya geldiğini öğrendiler. “Eyvah, peygamberlik israiloğullarından gitti” diyerek hayıflandılar. Yesrip’te İsrailoğulları arasında bunlar olurken o dönemin iki süper gücünden biri olan İran’da da onun dünyaya gelişinin tezahürleri olacaktı. Adeta zihinler, mekânlar ve zaman onun gelişine hazırlanıyordu.
 
O gece İran’ın başşehri Medayin’de Kisra’nın sarayını çevreleyen kalenin burçlarından 14 tanesi büyük bir gürültüyle yere yığıldı. Medayin şehri o gece bu gürültüyle uyandı. Kisra, daha burçların niçin yıkıldığını anlamadan ikinci bir sadme daha yaşadı. Gelen haberci Kisraya İran’da bin yıldan beri yanan ve kutsal saydıkların ateşin o gece söndüğünü haber verdi. Ve o gece görülen bir rüya… O gece İran’ın en büyük din bilgini Mü’bedân rüyasında kükremiş develerin ve arap atlarının Dicle suyunu geçerek İran topraklarına girdiğini gördü. Üst üste yaşanan bu üç olayı yorumlaması için Şamdaki ünlü kâhin Satih’e ölüm döşeğinde yetişerek yorumlanması istendi. Kâhinin İranlılara verdiği cevap Yahudilerin Eyvah dedikleri cinsten bir haberdi. Kâhin “Bunların hepsi âhir zamân Peygamberinin doğduğuna işârettir. O bu beldeleri alacaktır. Kisrâlardan, yıkılan burçlar sayısı kadar  İrân’da hükümdarlar gelecektir. Sonra da İran devletleri yıkılacaktır...” İran’da 14 hükümdar çok kısa sürede gelip geçtikten sonra şehir sad b. Ebi vakkas tarafından fethedildi.
 
İran’da burçlar yıkılırken, ateşler sönerken ve rüyalar kaçarken Mekke’de de bir şeyler devriliyordu. Mekke’de kutsal olmadığı halde cahiliye insanı tarafından kutsal kabul edilen putlar o gece yüzüstü yere devrildi. Kâbe’nin çevresine yerleştirilen yaklaşık 360 put o gece yüzüstü yere düştü. İran’da sarayın 14 sütünü yıkılırken Mekke’de 360 put yere yıkıldı. Mekke o sabah uyandığında taptığı putların yere düşmüş olduğuna şahit oldular. Sanki güneşin doğuşuyla yıldızların kaybolması gibi, ışığın karşısında yarasaların ortadan kaybolması gibi bir durum vardı. Tıpkı dedesi İbrahim’in balyozla putları kırması hatırlatılıyordu. Sanki zaman ve mekân ve ortam hazırlanıyordu. Mekke’de putlar gibi kutsal saydıkları bir göl vardı: Save gölü. O gece Save gölü de kuruyarak kutsal olmadığını Mekkelilere lisanı haliyle anlatıyor gibiydi. Tıpkı ateşin o gece İran’a bir şeyler anlatması gibi bir durum vardı.
 
Onun gelişiyle ünlü arap Kâhini Satih’in dediği gibi “peygamberlik ipinin iki ucu düğümlendi.” Bir ucu ilk insan Hz. Âdem’e uzanan ipin diğer ucu son peygamberle nihayet buldu. İki ucun düğümlenmesinin bir anlamı da bir daha bu ipe bir düğüm atılamayacağı ve yeni bir peygamber gelemeyeceğidir. Efendimiz kendi geliş seyrini bizlere şu şekilde özetlemiştir. “Ben atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi, annem Âmine’nin ise rüyasıyım.” Evet, o ne güzel bir dua, ne güzel bir müjde ve ne güzel bir rüyadır. Sana binlerce salat ve selam…
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.