Kudüs'e gitmeli mi?
Kudüs Bağlantılı Umre turuna katılmalı mı..?
 
Kudüs'e gitmeli mi?
 
Kudüs'e gidersek İsrail'e kaynak mı oluşturulur.?
 
90 yıl sonra Türkiye Cumhuriyetinin düzenlediği bu turu destekliyor muyuz.?
 
Bu veya bunlara benzer soruları genişleterek daha çok sorular sorulabilir. Kudüs gezisi caiz midir.? Kudüs Gezisine katılmalı mıdır. ?
 
İnternette günlük olarak yayınlamaya çalışırken, gitmek isteyenlere de gitmek istemeyenlere de fikir vermesi amaçlı Kudüs bağlantılı umre turunun anılarını yazarken en çok karşılaştığım bu sorular oldu.
 
Hatta yolculuk başlarken medyadaki haberlerde de çeşit çeşit yorumlar hatta bir çok protesto yazılar ve gösteriler olmuş. Bu örnekler bu blogta var )
 
Kudüs yolculuğuna çıkmadan önce nasıl gidersin tarzı sorularla karşılaştım.
 
Hatta Kudüs'e gittiğim için döndükten sonra farklı bakanlar da çevremde oluşmaya başlamıştı.
 
Sabırlıysanız ve okumayı seviyorsanız Kudüs Gezisinin ilk katılımcılarından biri olarak öncelikle EVET , bu tura, "Kudüs'e herkes imkanı olan Her Müslüman gitmelidir" diyoruz..
 
Neden Evet...
 
Yazıma Türkiye'de ilk kez Kudüs bağlantılı Umre turunu düzenlemede büyük gayretleri olan Diyanet İşleri Başkanımız sayın Mehmet Görmez'in ilk etüt çalışmaları sırasında aktardığı düşüncelerinden söz ederek devam etmek istiyorum. Sayın Görmez "Evet tarih değişmiştir, zorluklarımız ve sıkıntılarımız vardır ancak bizin tarihimizde bu ibadet yapılırken Kudüs bilhassa umre ibadetinin bir parçası kabul edilmiştir. Biz bunu terk ettik ve Kudüs’ü başka bir ülkeye adeta teslim ettik. Kudüs onların değil, Kudüs Müslümanlarındır. Kudüs bütün peygamberlerin makamıdır. Kudüs bütün peygamberlerce kutsal kabul edilmiştir. Kudüs Resulüekrem aleyhi selamın Mescid-i Aksa’sıdır. Bir yakın mescidimiz var birde uzak mescidimiz var. İkisi de bizim Mescitlerimizdir. Biz bunları birbirinden ayıramayız. Bizim ecdadımız tarih boyunca Kabetullah’ı ziyarete gittiğinde mutlaka Kudüs’e uğrardı. Biz bıraktık, ihmal ettik ve onu başka bir ülkeye adeta teslim ettik. Bu doğru değil, bu bir ibadettir. Benim Kabetullah’ı ziyaret etmem nasıl bir ibadet ise Kudüsü’de ziyaret etmem bir ibadettir” şeklinde sözleri gayet haklı ve doğru düşüncelerdir. Fıkıh yönünden baktığımızda Kudüs'ü ziyaret ne haccın ne de umrenin şartları arasında değil. Ancak Hazreti Muhammed'in (sav) Miraç'a yükseldiği Mescid-i Aksa Müslümanlar için ayrı bir öneme sahip değil midir.? Burası İslam'ı kabul eden sahabelerin ilk kıblesi değil midir? Eğer bunlara evet derseniz sebep ne olursa olsun, kimin elinde bulunursa bulunsun oraya gidip görmek hak değil midir? Sahip çıkmanın bir diğer yolu resimlerini evlerin duvarına asıp ağlamak sızlamak yerine bizzat gidip görerek varlığının arkasındayız demek yanlış mıdır.?
 
Kudüs'ü ziyaret etmenin haramlığını savunanların, aynı zamanda Mescid-i Aksa ve Kubbetu's-Sahra başta olmak üzere Kudüs'teki İslâm eserlerinin asla zarar görmemesini ve korunmasını savunmaları çelişki değil midir?.
Gidip görmeden, Filistinlilerin Kudüs'te yaşadıklarına şahitlik etmeden, Kudüs ve çevresindeki Filistinlilerin yüzünü güldürmeden, ziyaretlerle onlara moral desteği sağlamadan oralara nasıl sahip çıkılacağı konusunda bana mantıklı bir cevap veren var mıdır?
 
Kudüs ve Mescidi Aksa'nın önemi doğrultusunda Kuran-ı Kerim'den ayetler ve Resullullah  aleyhisselamın hadislerinden bir kaç örnek vermek isterim.
 
Kudüs'ün Müslümanlarca öneminin en kesin noktası Kuran-ı Kerim'dir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- burada «mîrac»a çıkarken, bütün peygamberlere de namaz kıldırdı. Bu hususla ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de şöyle beyan buyurulur: “Kulunu (Muhammed -aleyhisselâm-’ı), gece vakti, âyetlerimizden bazılarını göstermek için Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, her şeyi işitir ve görür.” (İsrâ, 1)
 
 
Peygamber efendimizin azatlı hizmetçisi Meymûne hatun r.anhadan nakledildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)a: Beyt-i Makdis'de (Mescidü'l-Aksâ) namaz kılmanın hükmünü bize beyân et, dedi. Resûlullah (s.a.): "Oraya gidiniz ve orada namaz kılınız" buyurdu. (O zaman Beyt-i Makdis'te savaş vardı)  Efendimiz devamla: "Eğer oraya gidemez ve orada namaz kılamazsanız, kandillerin­de yakılmak üzere zeytin yağı gönderiniz" buyurdu.( İbn Mâce, İkâme 196; Ahmed b. Hanbel, VI, 463.)
 
Buradan anlaşıldığına göre Resulüllah (s.a.): "Oraya gidiniz ve namaz kılınız" buyurmuştur. İbn Mâce'nin rivayetinde, "Orası mahşer ve menşer yeridir, gidin ve orada namaz kılın zira orada kılınan bir namaz başka yerlerde (Mekke ve Medine hariç) kılman bin namaz gibidir," buyurmaları Mescid-i Aksâ'nın kudsiyetine işarettir.
 
Ve buna bağlı olarak verebileceğimiz bazı hükümler ve aktaracağımız ayet ve hadisler Müslümanların mümkün olduğunca oraya gitmesine işaret etmektedir.
 
1. Beyt~ı Makdis faziletli bir mekândır. 
2. Mescıd-ı Aksa ya ibadet için gitmek ve orada na­maz kılmak matlûptur. 
3. Caminin ışıklandırılmasına iştirak menduptur. 
4. Bu mescidde kılınan namaz, ecir bakımından diğerlerinden farklı olabilir. Edinilen bilgilere göre Mescidi Aksa'da kılınan namaza elli bin kat sevap verilir. Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselam Buyuruyor ki...
 
“Kim Mescid-i Aksâ’dan, Mescid-i Haram’a gitmek üzere hac ya da umre niyetiyle telbiye getirip, ihrama girecek olursa geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır yahut onun için cennet vacib olur.” (Ebu Davud, Beyhakî ve İbn Mace )
 
“Ziyaret için (ibadet kastıyla) sadece üç mescide seyahat edilebilir. Bunlar: Mescid-i Haram, Mescid-i Rasûlullah ve Mescid-i Aksâ’dır.” (Buhârî, 1/ 398, hadis no:1132)
 
"Ey Kudüs! Allah’ın seçtiği toprak ve onun kullarının vatanı! Senin duvarlarından dünya, dünya oldu. Ey Kudüs! Sana doğru inen çığ taneleri bütün hastalıklara şifa getiriyor. Çünkü geldiği yer, Cennetin bahçeleri" ( Hadis, Kütübüs-Sitte)
 
Allah c.c ve Resul (s.s) böyle buyurduktan sonra duygularına yenilerek Kudüs'e gitmenin caiz olmadığını iddia edenler sadece Yahudi düşmanlığının arkasına sığınarak kişisel yargılarla bunu önlemeye çalışmakla sadece cahillik etmektedirler. Günümüzün din öğreticilerinden Nureddin YILDIZ fetva köşesindeki yazılarından birinde Yusuf El Karadavi'nin Kudüse gidilmemesi yönündeki fikrini savunarak "ben Ayasofya camini bile ziyaret etmedim" yönünde saçma bir övüncü ile Kudüs'e gidilmesinin caiz olmadığını desteklemektedir.
 
"Sıla-ı Rahim" İslamda farzdır. Siz falanca kişiye kızarak sıladaki akrabanızı, ana babanızı ziyaret etmez de kilometrelerce öteden ne kadar haykırsanız, ağlarsanız sızlarsanız ziyaret etmiş olamazsanız. Kutsal bildiğimiz yerlere ziyaret ederek gitmediğinizde isyanınız da anlamı yoktur.
 
Bizim bu beldeleri boş bırakmamamız lazım. Hem oradaki kardeşlerimize maddi manevi destek vermeli hem orada yatan peygamberler bizim peygamberlerimiz olduğu için onları ziyareti ihmal etmemeliyiz. 
 
Hz. İbrahim Hz. Musa ve Hz. İsa da (hepsine selam olsun) bizim ülülazim peygamberlerimiz olduğu için onlara daha çok sahip çıkmalıyız. 
 
Madem ki Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselam efendimiz emretmişti bu kutsal beldeye gitmek imkanımız ölçüsünde vaciptir. O halde gitmeliyiz
 
Kısaca , Kudüs bizim evimiz, orasını asla UNUTMAYALIM / UNUTTURMAYALIM
DiNiHABERLER.COM / Erol KARA 

 
Anahtar Kelimeler:
kudüs e gitmeli mi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emrah bulut 2 yıl önce

Bu Filistin'de ki muslumanlara çok iyi bir manevi destek olur